Ukrayna’da yaşanan hemen hemen hiçbir hadise epeydir neredeyse kimseleri genel olarak fazla şaşırtmazken, çok yakın zamanda gündeme adeta bomba gibi düşen bir gelişme adeta “Bu kadarı olur dedirten” cinstendi!.. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Hitler Almanyası ile işbirliği yapan, dahası Rusya Federasyonu’nun terör listesinde yer alan ‘Ukrayna Milliyetçileri Örgütü’nün (OUN) bazı liderlerinin ülkeye nakledileceği yönünde çıkan bir takım haber ve bilgileri doğruladı. Başkanlıkta bu sene yedinci senesini dolduran Zelenski, ülkesinin işgal yıllarında Yahudi katliamlarında rol aldığı belgelenmiş olmasına rağmen, Sovyet döneminde Ukrayna’nın “bağımsızlığı” için Kızılordu’ya karşı paramiliter gerilla savaşı örgütleyen OUN’nin önderlerini “bağımsızlık fikrini savunan kahramanlar” şeklinde nitelendirmekten de geri durmadı. Bu kapsamda OUN yöneticilerinden Andrey Melnik’in Lüksemburg’daki mezarının Ukrayna’ya taşınması planlanırken, Hitler’le buluştuğu dahi bilinen bir başka OUN lideri Yevgeni Konovalets’in naaşının iadesi için de Zelenski Yönetimi girişimlerde bulunuyor.
HENÜZ 2000’LERİN SONUNDA ÜLKENİN GÜNDEMİNE GİRMİŞTİ
Ukrayna’da Neo-Nazi, faşist örgütlenmeler ve siyasi-askeri hareketlerin kendi kişisel hafızam ve şahsi gözlemlerimde tam olarak ne zaman ve nasıl başladığını anımsamaya çalıştığımda bir an yıllar öncesine gidiyorum ve çok çarpıcı kareler belleğimde canlanıveriyor. 2000’li yılların sonuydu… Henüz “İkinci Maydan” sürecine daha seneler vardı. Odessa’nın merkezinde ikamet ettiğim yıllarda bir gün Ukrayna Komünist Partisi’nin (KPU) Kilise Meydanı’ndaki ufak bir eylemine davet edilmiştim. Basın açıklaması ile başlayan söz konusu eylemde Ukrayna’da palazlanmaya başlayan post Neo-Nazi ve aşırı sağcı örgütler ve bunların hareketlerine hükümet tarafından göz yumulup izin verilmesi şiddetle kınanıyordu. 2 Mayıs olayından sonra ülkeden kaçmak zorunda kalıp Lugansk’a sığınacak olan ve partinin eyalet parlamento milletvekili olan tanıdığımın ilgili metni okumayı bitirmesinin ardından yere “kırmızı-siyah” bir bayrak atılıp üzeri pek çok kişi tarafından çiğnenmişti. O bayrak; Büyük Anayurt Savaşı (1941-1945) yıllarında başta olmak üzere, biraz öncesinde ve hatta sonrasında, Nazi faşistleri ile açıktan işbirliği yapan, Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ndeki Yahudi ve komünist kitlesel katliamında koçbaşlığı görevini üstlenen Ukrayna İsyan Ordusu’na (UPA) aitti. Topu topu birkaç yıl sonra Kiev’in eski adı itibariyle “Ekim Meydanı”nda bu bayrak resmen “resmileşecek” ve sivil darbeci yeni yönetimin gayri resmi sancaklarından birisi haline gelecekti…
‘UKRAYNA’NIN MADIMAK’I NASIL YAŞANDI
Yukarıda aktarılan hadisenin hemen üstüne Ukrayna’da Viktor Yanukoviç dönemi başladı (2010…). İki yıl sonra kendisinin “Bölgeler Partisi” genel seçimlerde iktidar olacaktı ve en azından görünüşte de olsa, yukarıda değinilen süreç bir süreliğine duraklatılacaktı. Ne var ki çok sonraları, o yıllarda Batı Ukrayna ve hatta bazı komşu ülkelerde söz konusu hareketlerin “kamplarının” (Türkiye’deki zamanın komando kampları benzeri) bulunduğu ortaya çıkacaktı. 2014 yılının 2 Mayıs tarihine gelindiğinde Ukrayna’da “Pandora’nın Kutu”su tam anlamıyla açılacaktı. Yıllar boyu yaşadığım kentin, Sovyet döneminden beri askeri-siyasi gösteri ve törenlerin, anma ve mitinglerin yapılageldiği “Kulikovo Pole” Alanında yer alan, eskinin Sovyet Yürütme Komitesi binası, SSCB sonrasının ise “Sendikalar Evi”nde (bir keresinde bir etkinliklerine gittiğim) “Ukrayna’nın Madımak”ı yaşanacaktı. Rus ve Rusya yanlısı olduğu iddiasıyla onlarca insan ateşte diri diri yakılıp, dumanda boğulacaktı, bir dolusu ise farklı yerlerden açılan “münferit” tabanca ateşiyle hayatını kaybedecekti… İşte o “siyah-kırmızı” bayrak bir kez daha, ancak bu sefer çok uzun süreliğine meydana çıkacaktı… Birkaç hafta sonra kente döndüğümde, imparatorluğun ve Sovyetlerin kamusal kültürünün vitrin yerleşim yerlerinden birisi olan Odessa’da sokakta ve açık alanlarda ilk kez bu kadar az sayıda insan ve araç görecektim… Ünlü Sovyet ve Rus film yönetmeni Nikita Mikhalkov’un 2014’te vizyona giren “Güneş Çarpması” filmindeki temel metaforik soruda olduğu gibi, hakikaten de Ukrayna’da konumuz bağlamında “her şey nasıl başlamıştı”?!..
MİLATLARDAN BİR MİLAT: YUŞÇENKO’NUN İKTİDARA GELİŞİ
Ukrayna’da 2004 yılındaki Batı yanlısı ilk kırılmada, tekrar ettirilen başkanlık seçimleriyle yeni devlet başkanı seçilen Viktor Yuşçenko (2005–2010) döneminde ülkenin tarih yazımında ve kolektif hafızasında o ana kadar olmamış boyutta radikal dönüşümler yapılmaya soyunuldu. Mevzu bahis dönemde, klasik Sovyet anlatısı tamamen reddedilmek suretiyle, II. Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası ile işbirliği yapan OUN ve UPA gibi Neonazi ve faşist teşkilatların adeta devlet eliyle “rehabilite edilmesi” ve kahramanlaştırılması yönünde etraflı adımlar atılmaya başlandı. Yuşçenko Polonya modelinden esinlenerek 2006 yılında “Ukrayna Ulusal Hafıza Enstitüsü”nü (UINP) kurdu. Başına milliyetçi tarihçiler getirilen enstitü; OUN ve onun askeri kanadı UPA hakkındaki olumsuz iddiaları (Holokost’taki rolleri ve Polonyalılara yönelik katliamlar) yumuşatmak veya reddetmek, bu yapıları yalnızca “bağımsızlık savaşçısı” olarak sunmak üzere yoğun bir propaganda faaliyeti yürütmeye koyuldu. Eski Sovyet istihbarat (KGB) arşivleri milliyetçi tarihçilerin (özellikle de Volodimir Vyatroviç) yönetimine verilirken, OUN – UPA’nın Nazi Almanyası ile yaptığı iş birliklerini gösteren belgeler arka plana itildi ve milliyetçi liderleri aklayan dokümanlar kamuoyuna arz edildi. Bir yandan da okul müfredatları ve ders kitapları değiştirilerek OUN ve UPA, “Sovyet ve Nazi totaliterliğine karşı aynı anda savaşan”, “Ukrayna’nın özgürlük savaşçıları” ve “çift cepheli kahramanlar” şeklinde yeni genç nesillere öğretilmeye başlandı.
ŞUKHEVİÇ VE BANDERA’NIN ‘KAHRAMANLAŞTIRILMASI’
Viktor Yuşçenko’nun bir takım uluslararası tepkilere ve ülkenin güney ve doğusundaki protestolara karşın en tartışmalı adımlarından birisi, Wehrmacht bünyesindeki paramiliter Ukrayna taburlarından olan Nachtigall’de görev yaptıktan sonra UPA komutanlığında bulunan Roman Şukheviç’e 2007’de “Ukrayna Kahramanı” unvanını vermesi oldu. 2010 yılının Ocak ayında bu sefer de, OUN’un radikal kanadının lideri olan ve II. Dünya Savaşı’nın başında Nazilerle doğrudan işbirliği protokolleri imzalayan Stepan Bandera, Yuşçenko tarafından resmen “Ukrayna Kahramanı” ilan edilecekti (karar Avrupa Parlamentosu, Polonya ve Rusya tarafından sert şekilde kınanırken, şubat sonunda başkan seçilen Yanukoviç döneminde mahkeme kararıyla iptal edildi). Bahsedilen 5 yıllık dönemde Batı Ukrayna’dakiler (Lviv, İvano-Frankivsk, Ternopil, vd.) başta olmak üzere ülkenin pek çok kentine Stepan Bandera ve UPA anıtları dikildi, sokak ve cadde isimleri değiştirilmeye başlandı. Bir yandan da Sovyet dönemine ait II. Dünya Savaşı anıtları ve sosyalist dönem sembolleri kademeli olarak kaldırılmaya ya da tahrip edilmeye girişildi (adı geçen süreç 2014 sonrasında “De-komünizasyon Yasası” ile tamamen resmileştirilecekti).
SVOBODA 2012’DE MECLİSE GİRDİ
Ukrayna’da 1930 ve 40’lı işgal yıllarında düşmanla işbirliğinin süjesi parti, örgüt ve kişilerin rehabilite edilip kahramanlaştırma süresine paralel olarak, aşırı sağ da SSCB’den hemen sonra partileşerek sivil-siyasal alanda açıktan faaliyetlerine başlıyordu. 1991 yılında kurulan ve açıktan Neonazi sembollerini kullanan “Ukrayna Sosyal – Ulusal Partisi” (SNPU), “imaj tazelemek” amacıyla 2004 yılında adını “Tüm Ukrayna Birliği – Svoboda” (Özgürlük Partisi) olarak değiştirdi. Oleg Tyagnibok liderliğindeki Svoboda, Yuşçenko’nun açtığı alandan yararlanarak OUN – UPA mirasının doğrudan varisi olduğunu ilan etti. Yahudi, Rus ve Polonya karşıtı söylemlerini “Ukrayna yurtseverliği” adı altında meşrulaşma yoluna giden parti 2014 olaylarında aktif rol üstlenecekti. Svoboda bünyesinden çıkan ve 2. Meydan sürecinde “sahaya inen” “Ukrayna Patriotu” gibi neo-faşist / paramiliter gençlik örgütlenmeleri de bu dönemde (2005- …) yeniden canlandı ve sokak hareketleri örgütlemeye koyuldu. Yuşçenko döneminde yaratılan ideolojik-politik zemin sayesinde Svoboda, özellikle Ukrayna’nın batısında güç topladı ve nihayetinde 2012 parlamento seçimlerinde %10,4 oy alarak Ukrayna tarihinde parlamentoya giren ilk aşırı sağcı parti olmuş oldu.
OUN VE UPA’NIN MEŞRUİYETİNİ SORGULAMA VE ELEŞTİRİ YASA DIŞI KILINDI
9 Nisan 2015’te Ukrayna Parlamentosu (Verkhovna Rada) “Dekomünizasyon” ve “Tarihsel Bellek Yasaları” gibi, UINP tarafından hazırlanan 4 temel yasayı kabul etti. “Ukrayna Bağımsızlık Savaşçılarının Hukuki Statüsü ve Hatıralarının Onurlandırılması Yasası” (314-VIII) ile 20. yüzyılda Ukrayna’nın bağımsızlığı için savaşan örgüt ve partiler resmi olarak şeref payesine layık görülürken, Nazilerle kollaboratörlük ve sivillere dönük katliamlarıyla (Polonyalılar ve Yahudiler) bilinen OUN ve UPA da sonrasında bu listeye dâhil edildi. Aynı yasa uyarınca, OUN ve UPA gibi örgütlerin meşruiyetini açıkça sorgulamak, onları eleştirmek veya “saygısızlık göstermek” yasa dışı ilan edildi. Bunların akabinde ise “Sembollerin Yasaklanması Yasası” (317-VIII) ile, Sovyet-komünist ve Nazi-Alman rejimleri “eşit düzeyde suçlu” ilan edilerek propaganda ve sembolleri yasaklandı. Ancak uygulamada bu yasa daha çok SSCB devri sembollerinin ortadan kaldırılıp silinmesi için kullanılacaktı.
HEYKEL VE ANITLAR KALDIRILDI YA DA YIKILDI
Ukrayna için milat tarihlerinden 9 Nisan’da Sovyet ve o zamana kadarki post-Sovyet geleneğinde II. Cihan Harbi için kullanılan “Büyük Vatanseverlik Savaşı” (1941–1945) terimi resmi kullanımdan kaldırılıp yerine Avrupa’nın tercih ettiği “II. Dünya Savaşı” (1939–1945) getirildi. Yeni Anma gününün formel ismi de “9 Mayıs Zafer Günü’nden, Avrupa ile uyumlu olarak “8 Mayıs Anma ve Uzlaşı Günü”ne dönüştürüldü. Bütün bu “yasal” değişikliklerin sonucu olarak ülke genelinde 2.500’den fazla Sovyet dönemi anıtı ve binlerce Lenin heykeli yıkıldı veya kaldırıldı. Bunun yanı sıra yaklaşık 52.000 sokak, meydan ve yerleşim yerinin adı değiştirildi. Sovyet isimlerinin yerine Stepan Bandera, Roman Şukheviç ve Yevgeni Konovalets gibi OUN / UPA liderlerinin isimleri cadde, sokak ve meydanlara verildi (misal Kiev’deki Moskova Caddesi’nin adının Stepan Bandera Caddesi yapılması gibi…). Ve en sonunda Aralık 2015’te Ukrayna Komünist Partisi (KPU), “ülkenin egemenliğine tehdit oluşturduğu” gerekçesiyle tamamen yasaklandı (1933 Nazi Almanyası’nda Alman Komünist Partisi’nin (KPD) yasaklanmasına giden süreci ne kadar da çağrıştırıyor…).
BİZE BU FİLM ‘İZLETTİRİLMİŞTİ’
Aralık 2018’de dönemin Ukrayna Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko tarafından imzalanan yepyeni bir yasayla bu sefer de, hayatta kalan eski OUN ve UPA militanlarına, Sovyet Kızıl Ordu gazileriyle eşit düzeyde resmi “Savaş Gazisi” statüsü verilip aynı sosyal haklar tanındı. Hızını alamayan dönemin Kiev idaresi, OUN ve UPA örgütlerinin II. Dünya Savaşı döneminde kullandığı “Ukrayna’ya şan olsun! – Kahramanlara şan olsun!” (Slava Ukraini! – Heroyam Slava!) selamını, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin (VSU) resmi selamı haline dahi getirebildi… İşte 2014’e kadar sokakta neredeyse tek bir askerin bile nadir göründüğü, de-militarize, barışçıl ve kamusal alan kültürü ile bilinen, sakin ve güvenlik ülkesi Ukrayna’yı 2022 büyük savaşına ve bugünkü içler acısı haline getiren sürecin ayrıntısıyla tüm kilometre taşları bu şekilde… Mussolini’den Hitler’e, Franko’dan Salazar’a biz bu filmi görmüştük ve maalesef izlemeye devam ediyoruz veya “ettiriliyoruz”…
Okay Deprem
















