Mersin Dergisi
Mersin 20°CGüneşli
Haber GönderSizde Kendi Haberlerinizi Gönderin
GÖNDER ›
Manşet

“Bir Mum Yak… Belki Bir İnsanının Karanlığına Işık Olursun”

📅 13 Mayıs 2026, 10:07   👁 209
“Bir Mum Yak… Belki Bir İnsanının Karanlığına Işık Olursun”

“Bir Mum Yak… Belki Bir İnsanının Karanlığına Işık Olursun”

İyilik Hareketi Lideri Aysel Zeydan Güzey ile Mersin Dergisi Editörü İlker Taşyürek Arasında Özel Röportaj

Toplumun giderek yalnızlaştığı, insanların birbirine dokunmayı unuttuğu, iyiliğin çoğu zaman “saflık” gibi görüldüğü bir çağda; bazı insanlar sessiz ama güçlü bir değişim başlatıyor. Emekli bankacı Aysel Zeydan Güzey de tam olarak bu insanlardan biri…

Kendi elleriyle yaptığı “İyilik Mumları” ile yalnızca dekoratif ürünler üretmiyor; insanların içindeki iyiliği, umudu ve sevgiyi yeniden hatırlatmaya çalışıyor. Küçük bir hobi olarak başlayan bu yolculuk, bugün bir iyilik hareketine dönüşmüş durumda.
Mersin Dergisi Editörü ve Eğitimci-Yazar İlker Taşyürek, Aysel Zeydan Güzey ile insan ruhunu, eğitimi, toplumsal dönüşümü, iyiliği ve insanın kendi içindeki ışığı yeniden keşfetmesini konuştu.


“Emekli Olduktan Sonra Kendime ‘Ben Bu Hayata Daha Ne Katabilirim?’ Diye Sordum”

İlker Taşyürek:

Aysel Hanım öncelikle hoş geldiniz. Açıkçası sosyal medyada yazdıklarınızı takip etmeye başladığımda arka planda çok ciddi bir yaşam birikimi olduğunu gördüm ve etkilendim. Çünkü bizim toplumumuzda insanlar emekli olduktan sonra genellikle artık hayatın kenarına çekilmiş insanlar gibi görülüyor. “Çocuklarla ilgilen, torun sev, dinlen…” anlayışı hâkim. Ama siz bunun çok dışında bir yol çizmişsiniz. Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz? Bu yolculuk nasıl başladı?

Aysel Zeydan Güzey:

Öncelikle çok teşekkür ederim. Benim mesleğim bankacılıktı. Uzun yıllar yoğun bir çalışma hayatım oldu. Emekli olduktan sonra da kendi kendime düşündüm; “Ben şimdi ne yapabilirim? Hayata nasıl bir katkım olabilir?” diye…

İlk başta tamamen kendi çapımda mum yapmaya başladım. Sonra bunları tek tek insanlara götürdüm. İnsanların mutlu olduğunu görmek beni çok etkiledi. Çünkü gerçekten o mumu yaparken içine iyi niyetinizi katıyorsunuz.

Birisinin o mumu yakacağını, o ışığın bir eve gireceğini düşünmek çok başka bir his…

Sonra dedim ki:
“Ben bunu nasıl büyütebilirim? Nasıl daha faydalı bir şeye dönüştürebilirim?”

Ve aklıma şöyle bir fikir geldi…
Ben bu mumları satayım, maliyetin üzerindeki gelirleri de bir iyilik hareketine dönüştüreyim…

İnanın o noktadan sonra benim enerjim tamamen değişti. Çünkü artık her mumu döktüğümde şunu biliyorum:

“O fitil yandığında bir insanın yüreğinde de bir ışık yanacak.”

Bir yerde bir insanın yüreğine nefes olabilmek beni inanılmaz motive ediyor. Şu an her geçen gün “İyilik Mumları” büyüyor, ürün çeşitleri artıyor ama benim derdim sadece mum üretmek değil…

Ben iyiliği büyütmek istiyorum.


“İnsanların İçinde Aslında Yanan Bir Işık Var”

İlker Taşyürek:

Sizi dinlerken aslında şunu hissediyorum… Burada mum sadece bir araç gibi. Siz insanlara umut vermeye çalışıyorsunuz. İnsanların içindeki iyi tarafı ortaya çıkarmaya çalışıyorsunuz.

Aysel Zeydan Güzey:

Kesinlikle öyle…

Ben şuna inanıyorum İlker Bey… İnsanların içinde aslında doğuştan gelen bir ışık var. Ama zamanla yaşadıklarımız, öğrendiklerimiz, korkularımız, aile yapımız, toplum baskısı derken o ışığın üzeri kapanıyor.

Sistem bize sürekli şunu söylüyor:
“Böyle olmalısın…”
“Şunu yapmalısın…”
“Böyle yaşamalısın…”

Ve insan zamanla kendi özünü unutuyor.

Önce karanlığa gömülüyoruz. Sonra bir gün “Dur…” deyip insan kendi içindeki ışığı yeniden çıkarmaya başladığında, çevresine de ışık olmaya başlıyor.

Benim bütün hikâyem biraz bunun üzerine kurulu aslında.

Bir mum yakıyorsunuz ama aslında bir insana şunu söylüyorsunuz:
“Senin içinde hâlâ bir ışık var.”

Bu yüzden ben yaptığım işi sadece ticari bir şey gibi görmüyorum.


“Bizim Toplumumuzda En Verimli Çağ Gözden Kaçırılıyor”

İlker Taşyürek:

Ben burada özellikle başka bir şeye daha dikkat çekmek istiyorum. Bizim ülkemizde insanlar yıllarca çalışıyor, bir hayat birikimi oluşturuyor ama emekli olduktan sonra sanki artık üretme hakları ellerinden alınmış gibi davranılıyor.

Oysa bana göre insanın en verimli dönemlerinden biri bu yaşlar. Çünkü artık hayatı analiz edebiliyor, insanları okuyabiliyor, olayları değerlendirebiliyor…

Ve siz de standart emeklilik anlayışının çok dışında bir yol çizmişsiniz kendinize.

Aysel Zeydan Güzey:

Çünkü insan ruhu üretmeden yaşayamaz…

Ben yıllardır kendime yatırım yaptım. Okudum, yazdım, düşündüm, araştırdım… Çok eğitim aldım. Enerji eğitimleri aldım, kişisel gelişim eğitimleri aldım…

Ama sonra şunu fark ettim:
Bizim kültürümüzde zaten bunların özü varmış.

Biz aslında kendi özümüzü unutmuşuz.

Bakın şimdi insanlar birçok şeyi yurtdışından öğrenmeye çalışıyor ama bizim kültürümüzde yardımlaşma, dayanışma, iyi düşünmek, iyilik yapmak zaten vardı.

Anneannelerimizin çantasında neden şeker olurdu?
Çocuk sevinsin diye…

Bayramlarda neden mendil verilirdi?
İnsan mutlu olsun diye…

Yani aslında bizde hep iyilik kültürü vardı. Sadece biz özümüzden uzaklaştık.

Ben diyorum ki:
Elbette teknolojiyi, bilimi alalım ama kendi ruhumuzu kaybetmeden alalım.

Çünkü insan özünü kaybettiğinde ne kadar modern olursa olsun mutlu olamıyor.


“Bir İnsana Verebileceğiniz En Büyük Hediye Onu Değerli Hissettirmektir”

İlker Taşyürek:

Sizin “iyilik ayraçları” hikâyeniz de beni çok etkilemişti açıkçası. Çünkü burada çok ince bir insan psikolojisi var.

Aysel Zeydan Güzey:

Evet… Çünkü bazen küçücük bir şey insanın bütün gününü değiştirebilir.

Ben düşündüm:
“İnsanları mutlu edecek küçük ama anlamlı ne olabilir?”

Sonra kitap ayraçları yapmaya başladım. Bunları çantamda taşımaya başladım.

Otobüste kitap okuyan birisini görünce hediye ediyorum…
İşini güler yüzle yapan bir hemşireye veriyorum…
Bir doktora veriyorum…

Bir gün anjiyo olacağım. Sabah erkenden hastanedeyiz. Herkesin suratı asık, herkes mutsuz…

Ben ayraçları dağıtmaya başladım.

Bir anda insanların yüzündeki ifade değişti.

Çünkü aslında insanın en temel ihtiyacı görülmek.

Bir insana verebileceğiniz en büyük hediye şudur:
“Ben seni görüyorum. Sen değerlisin.”

İnanın küçücük bir ayraç bile insanların yüzünde öyle güzel bir değişim oluşturuyor ki… Benim için en büyük ödül de bu oluyor zaten.


“Biz Çocuklarımıza Başarılı Olmayı Öğretiyoruz Ama İyi İnsan Olmayı Unutuyoruz”

İlker Taşyürek:

Ben bir eğitimci olarak sizi dinlediğimde aslında şunu görüyorum… Siz tam da bizim yetiştirmek istediğimiz insan modelini anlatıyorsunuz.

Analiz edebilen…
Vicdanlı…
Düşünebilen…
İyilik tarafında kalabilen insan modeli…

Aysel Zeydan Güzey:

Çünkü bugün toplumun en büyük sorunu bu bence…

Herkes hızlı yoldan bir yerlere ulaşmaya çalışıyor. Ama önemli olan iyi insan kalabilmek.

Ben çocuklara hep şunu söylerim:
“Kısa yoldan başarıya ulaşmak kolaydır. Zor olan ruhunu kaybetmeden yaşamaktır.”

Biz çocuklarımıza sürekli meslek öğretiyoruz ama insan olmayı yeterince öğretmiyoruz.

Oysa herkes her mesleği yapamaz. Her insanın yaratılışı farklı. İnsan önce kendini tanımalı.

Ben hep puzzle örneğini veriyorum…

Hayat büyük bir puzzle gibi. Yaradanın hepimiz için büyük bir planı var. Ama herkes kendi parçası olmalı.

İlker Bey, İlker Bey olmalı…
Aysel de Aysel olmalı…

Herkes başkasına benzemeye çalışırsa o puzzle’ın hiçbir parçası yerine oturmaz.


“Ben Karanlıktan Şikâyet Etmek Yerine Bir Mum Yakmayı Seçtim”

İlker Taşyürek:

Sizin yaklaşımınız aslında çok önemli bir toplumsal mesaj içeriyor. Çünkü siz sürekli şikâyet etmek yerine çözüm üretmeye çalışıyorsunuz.

Aysel Zeydan Güzey:

Çünkü kötülük zaten var… Hep de olacak.

Ben sürekli kötü haber izleyip enerjimi düşürürsem kimseye faydam olmaz.

Bir gün kendi kendime şunu söyledim:
“Bu kadar karanlıktan şikâyet edeceğime bir mum yakayım.”

Aslında her şey böyle başladı.

Ben artık şuna bakıyorum:
“Ben bugün ne yapabilirim?”

Bir kişiye dokunabilirsem, o da başka bir kişiye dokunacak. Bu büyüyecek.

Bir çocuk okuyacak…
Belki başka çocuklara umut olacak…

Ben buna gerçekten inanıyorum.


“Siz Şu Anda Bir İyilik Hareketinin Liderisiniz”

İlker Taşyürek:

Ben size şunu samimiyetle söylemek isterim Aysel Hanım…

Siz şu anda sadece mum yapan bir insan değilsiniz. Siz aslında bir iyilik hareketinin liderisiniz.

Tarih boyunca toplumları değiştiren insanlar önce küçük bir fikirle başlamışlardır. Atatürk’ün Samsun’a çıktığında yanında dev bir ordu yoktu ama bir inancı vardı.

Ben sizin yaptığınız işi bu yüzden çok kıymetli görüyorum. Çünkü siz insanlara yeniden umut vermeye çalışıyorsunuz.

Aysel Zeydan Güzey:

Çok teşekkür ederim…

Ben sadece şuna inanıyorum:

Bir insanın hayatına dokunmak bazen dünyayı değiştirmeye başlar.

Ve bazen küçücük bir mum…
Bir insanın karanlığını aydınlatabilir…

İyilik Mumları’na Destek Olmak ve Bu Yolculuğu Takip Etmek İçin

Aysel Zeydan Güzey’in başlattığı “İyilik Mumları” hareketine destek olmak, ürünleri incelemek ve bu anlamlı yolculuğu yakından takip etmek isteyenler aşağıdaki bağlantılar üzerinden ulaşabiliyor.

🕯️ İyilik Mumları Shopier Mağazası: https://www.shopier.com/iyilikmumu
İyilik Mumları Shopier Mağazası

📱 Instagram Hesabı:
@iyilikmumu Instagram Hesabı

“Bir mum yak…
Belki bir insanın karanlığına ışık olursun…”

Yazarın Son Yazıları