İlişkilerin Yeni Anatomisi
Ebru Cömert
Hey!
Kimse yok mu?
Huu huu...
Sesim geliyor mu?
İnsanlaaar, neredesiniz?
Yoksa yine ekranların arkasına mı saklandınız?
Az önce ortalık kalabalıktı. Bir bildirim sesi geldi, herkes ortadan kayboldu. Demek ki artık insanlar sokaklarda değil, ekranların içinde yaşıyor.
Sahi... İnsan ne zaman kendini bu kadar kolay vazgeçilebilir hâle getirdi?
Yıllardır insanları gözlemliyorum.
Kimi zaman bir kafede, kimi zaman bir ofiste, kimi zaman bir asansörde, kimi zaman sadece bir TV programında.
Ve sonunda fark ettim ki insanlar aynı dili konuşuyor gibi görünse de aynı ilişkiyi yaşamıyor. Hatta ilişkilerin bile artık türleri oluşmuş.
Ben bunlara isim verdim.
Kâğıt ilişkiler:
Kâğıt inceciktir...
Üzerine istediğin kadar güzel cümle yaz.
Bir damla su değsin, yeter.
İşte bazı ilişkiler de tam olarak böyledir.
En küçük menfaatte buruşturulur.
En küçük egoda yırtılır.
Üzerine saatlerce emek verilmiştir ama karakteri olmadığı için ömrü birkaç dakikadır.
Bugün “canım” der.
Yarın ismini bile hatırlamaz.
Çünkü bağ kurmamıştır.
Sadece temas etmiştir.
Naylon ilişkiler var bir de:
Naylon uzaktan sağlam görünür.
Parlak durur.
Temiz görünür.
Ama nefes aldırmaz.
Bugün birçok insan tam da böyle ilişkiler yaşıyor.
Fotoğraflar mükemmel.
Cümleler kusursuz.
Kalpler bomboş.
Samimiyet yerine strateji.
Sevgi yerine hesap...
Yakınlık yerine çıkar.
Ne acı, öyle değil mi?
İnsan sevgiye bu kadar açken sevgiyi en çok taklit eden çağda yaşıyor.
Aaaa, bitmedi; bir de klavye (sentetik) ilişkiler var.
En çok burada durmak istiyorum.
Çünkü burada inanılmaz bir potansiyel görüyorum.
Saatlerini ekran başında geçiren insanlar...
Harcadıkları zamanın yarısıyla bir yabancı dil öğrenebilirlerdi.
Bir enstrüman çalabilirlerdi.
Bir kitap yazabilirlerdi.
Bir tiyatro metni oluşturabilirlerdi.
Ama onlar karakter üretmek yerine profil üretmeyi tercih ettiler.
Hayal güçleri muazzam.
Keşke bunu insanlara dokunan eserlerde kullansalar.
Çünkü gerçek hayat, yazılıyor numarası yapılan mesaj kutularından çok daha büyük.
Haydi, hayırlı olsun.
Bunu görmeden gelemezdim.
Gaz İlişkileri
Bunlar en ilginç olanlar.
Bir anda parlar.
Bir anda söner.
Sürekli vaat üretirler.
Ama ortada hiçbir eylem yoktur.
“Bir ara buluşalım.”
“Kesin görüşeceğiz.”
“Mutlaka ararım.”
Hepsi havaya karışır.
Çünkü gazın şekli olmaz.
Tutamazsınız.
Tıpkı bazı insanların sözleri gibi...
Ben artık yoruldum.
Telefonuma dönemediğim insanlar oluyor.
Eskiden bunun vicdanını yapardım.
Şimdi yapmıyorum.
Çünkü öğrendim.
Her arayan, hayatına değer katmıyor.
Her konuşan, sana bir şey öğretmiyor.
Her kalabalık, dostluk anlamına gelmiyor.
Vaktim...
Hayatımın en pahalı sermayesi.
Beş dakikam bile artık rastgele harcayacağım kadar değersiz değil.
Bana yeni bir fikir vermeyen...
Bakış açımı geliştirmeyen...
Merak duygumu beslemeyen...
Üretmeyen...
Sadece tüketen sohbetlerin içinde artık bulunmak istemiyorum.
Bu kibir değil.
Bu, zamanın kıymetini öğrenmek.
İnsanoğlu hiç mi kendini yenilemek istemez?
Hiç mi aynı cümleleri kurmaktan sıkılmaz?
Hiç mi zihnini farklı kültürlerle beslemek istemez?
Konfor alanı bazen bir ev değildir.
Bazen bir telefon ekranıdır.
Ve insan, farkında olmadan ömrünü başparmağıyla tüketir.
Ben hâlâ gerçek insanlara inanıyorum.
Bir sofrada saatlerce konuşabilenlere...
Bir kitabı tartışabilenlere...
Bir fikre itiraz edip yine de saygıyla kalkabilenlere...
Çünkü kültür, kahve kupasının fotoğrafı değil; masadan kalkarken zihninde taşıdığın yeni düşüncedir.
Belki de mesele ilişki kurmak değildir.
Doğru ilişkiyi kurabilmektir.
Gerçek bağlar hâlâ var.
Bulduğun yerin önemi yok; değeri katan insan, ruhu katan da insan.


