Sevilla’daki çöküşün perde arkası: Sol-Antifa* tribüne sistem cezası
Son 10 yılda 5 Avrupa Ligi kazanan Sevilla’da son yıllardaki sportif çöküş, sol kökenli ve antifaşist tribün kültürüyle birlikte yeniden tartışılıyor. "Modern futbol ve sahiplik yapısı" karşıtı protestolar sürerken bazı çevreler yaşanan düşüşü kulübün kimliğinin "cezalandırılması" olarak yorumluyor.
İspanyol futbolunun en politik tribünlerinden biri olarak görülen Sevilla FC taraftar grupları, son yıllarda sadece saha sonuçlarıyla değil, kulüp yönetimine karşı yükselen öfkeleriyle de gündemde.
Özellikle antifaşist kimliğiyle bilinen Biris Norte ve Gate 22 grupları, Sevilla tribün kültürünün uzun yıllardır sol kökenli karakterinin yansıması haline geldi.
Sevilla tribünlerinde sık sık görülen “Hasta la victoria siempre” (Zafere kadar daima!) ve “Venceremos” (Kazanacağız) pankartları, Latin Amerika devrimci kültürünün sembollerinden biri haline gelen Che Guevara’nın fotoğraflarıyla dikkat çekiyor.
“Hasta la victoria siempre” sloganı Che Guevara’nın Santa Clara’daki anıt mezarındaki heykelinin kaidesinde yer alıyor. Slogan ilk kez, Che Guevara’nın 1965 yılında Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi’nden ayrılıp diğer ülkelerdeki devrim hareketlerine katılmak üzere Fidel Castro’ya yazdığı veda mektubunun sonunda görüldü.

Antifa bayrakları, devrimci sloganlar ve anti-faşist semboller ise kulübün ultra kültürünün önemli bir parçası olarak kabul ediliyor. İspanya’daki birçok taraftar grubunun aksine Sevilla’nın radikal tribünleri, yıllardır kendilerini “anti-faşist”, “anti-otoriter” ve “modern futbola karşı” bir çizgide konumlandırıyor.
Son dönemde ise bu ideolojik tavır, kulüp yönetimine yönelik sert protestolarla birleşmiş durumda. Taraftar grupları, Sevilla’nın giderek şirketleştiğini, tribün kültüründen uzaklaştığını ve taraftarın kulüp üzerindeki etkisinin azaltıldığını savunuyor. Özellikle ekonomik kriz, başarısız transfer politikaları ve sportif düşüş sonrası protestolar daha görünür hale geldi.
“MODERN FUTBOL SEVILLA’YI CEZALANDIRIYOR”
Birçok yorumcuya göre Sevilla tribünlerinde yükselen öfkenin temelinde sadece futbol sonuçları yok. Avrupa Ligi zaferleriyle anılan kulübün son üç yılda yaşadığı düşüş, taraftarlar tarafından “yanlış yönetimin cezası” olarak görülüyor. Tribündeki sol kökenli ultra kültürü ise bu süreci yalnızca sportif bir kriz olarak değil, “modern futbolun taraftarı dışlayan yapısının sonucu” şeklinde yorumluyor.
2020 sonrası dönemde Sevilla’nın mali sıkıntılar nedeniyle küçülmeye gitmesi, maaş limitleriyle boğuşması ve Avrupa’daki rekabet gücünü kaybetmesi, özellikle Biris Norte gibi grupların yönetime karşı daha sert bir dil kullanmasına neden oldu. Tribünlerde açılan pankartlar ve yapılan açıklamalarda sık sık “kulüp kimliğinin kaybedildiği” vurgulanıyor.
Biris Norte gibi oluşumlar, kulübün giderek daha “kapitalistleşen” ve şirketleşen sahiplik yapısıyla sık sık karşı karşıya geldi. Taraftarlar, modern futbolun ticarileşmesiyle birlikte tribünlerin etkisinin azaldığını, kulübün ise ekonomik ve yönetsel kararlarla taraftardan uzaklaştığını savunarak yönetim politikalarına sert eleştiriler yöneltiyor.
2024 | Biris Norte’un pankartı: “Şeffaflık yok, istikrar yok… Vasatlıkta kamp kurdunuz”
Kulüp çevresinde yıllardır süre gelen başarısızlık; Sevilla’nın solcu ve antifaşist kültürüne yönelik bir eleştiri olarak yorumlanıyor.
ANTİFA* Antifa, İngilizcedeki “anti-fascist” (anti-faşist) kelimesinin kısaltmasıdır ve faşizm, ırkçılık, neo-Nazizm, beyaz üstünlükçülüğü ve aşırı sağcılık karşıtı bireyler ile gruplardan oluşan, merkezi bir liderliği bulunmayan küresel bir harekettir. Tek bir merkezden yönetilen bir organizasyon veya resmi bir dernek değildir; daha çok ortak bir ideolojik paydada buluşan otonom (bağımsız) grupların ve bireylerin oluşturduğu bir ağdır.

A Mili Futbol Takımı’ndan MHP lideri Devlet Bahçeli’ye teşekkür
Sadettin Saran’dan sıra dışı veda
Novak Djokovic büyük fırsatı kaçırdı
Milli takım hazırlıklarını sürdürdü: 4 isim tedavi edildi
Süper Lig ekibinde bir dönem sona erdi
Fenerbahçe Erokspor’u geçti: Yarı finalde dev eşleşme