‘Mutlak butlan’ sorası ilk CHP Grup Toplantısı: Özgür Özel’den gövde gösterisi

Cumhuriyet Halk Partisinde (CHP) mahkeme kararıyla genel başkanlığa atanan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Özgür Özel’in, CHP Grup Toplantısı yapamaması için Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına gönderdiği, “CHP Grup Toplantısı yapma talebimiz yok” yanıtı sonrası tüm gözler Özel’in düzenleyeceği CHP TBMM Grup Toplantısı’na çevrildi.

ÖNDER SAV: “İÇİME SİNDİREMEM”
CHP’li bazı milletvekilleri saatler öncesinden toplantı salonunu doldurdu. Saat 13.15’de başlayan toplantıya eski ve yeni çok sayıda CHP’li katıldı. Bu isimler arasında eski CHP Genel Sekreteri Önder Sav da yer aldı. 16 yıl sonra CHP Grup Toplantısı’na katılan Sav, “Böyle bir dönemde ben dahil herkese yeni yükümlülük düştü. On altı yıldır grup toplantısına gelmemiştim. Seçilmiş CHP’nin yargı kararıyla uzaklaştırılmasını içime sindiremem” dedi.
“HAİN KEMAL” SLOGANI BURADA DA ATILDI
Partililer, “Ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “İktidar”, “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” ve “Hain Kemal” sloganları attı.
ÖZGÜR ÖZEL, “ÖZGÜR BAŞKAN” SLOGANIYLA KÜRSÜYE GELDİ
Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, 13.28’de kürsüye geldi. Burada “Özgür Başkan” sloganı atılan Özel, 13.30’da konuşmasına başladı.
Özel’in konuşmasından satır başları şöyle:
Ve Türkiye’nin dört bir yanından dayanışma için, partisine sahip çıkmak için, Cumhuriyet Halk Partisi grubuna sahip çıkmak için koşup gelen değerli örgütümüz, belediye başkanlarımız, tüm dostlarımız… Hepinizi saygıyla selamlıyorum, hepiniz iyi ki varsınız
Meclis çok grup toplantıları gördü. Çok coşkulu, çok kalabalık grup toplantıları gördü. Ama bugün buradaki tablo ve Dikmen Kapı’nın önünde, turnikeler önünde hazır bekleyen, içeri girmek için sıra bekleyen 3200 arkadaşımıza yürekten teşekkür ediyorum.
Bu bir grup toplantısı, o toplantıya katılma değildir. Bu bir sahip çıkma, bir tarihin doğru tarafında durma, bir tarih yazma ve partinin ve ülkenin geleceğine yapılan saldırılara karşı göğüs germe, direnme ve yürüyüşe geçme ziyaretidir
Üç haftalık aranın ardından milletin meclisinde, olmamız gereken yerde, milletin görevlendirdiği milletvekillerimizin takdir ettiği görevimizle olmamız gereken kürsüdeyiz. Bizi soracak olursanız, biz bildiğiniz gibiyiz; biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta. Değerli arkadaşlar, bugün burada her biriniz partinin saatinin vidasından geliyorsunuz, bu partinin damarlarından, damarının içindeki alyuvardan, akyuvardan geliyorsunuz.
(“HAİN KEMAL” SLOGANLARI ÜZERİNE) Siz sokağı bilen, sokağı duyan, sokaktaki öfkeyi görenlersiniz ama bizim görevimiz bugün öfke seslerini, tepki seslerini bu yüce çatının altına taşımak değil; bizim görevimiz bir büyük kumpasa karşı bu çatının altına direniş, mücadele ve umut seslerini taşımaktır. Son grup toplantımızdan sonra hem 19 Mayıs bayramımızı, hem mübarek Kurban Bayramımızı, hem de bayramlarımızı zehir eden birtakım gelişmeleri hep birlikte yaşadık.
Bugün Gadir-i Hum Bayramı; bugün 1 milyona yakın Arap Alevi vatandaşımız, yurttaşımız cehennemin dahi ateşlerinin söndüğü ve sevginin, bağışlamanın, bağışlanmanın en üst noktaya çıktığı bu bayramda… Dün gece son seçimlerde bize yüzde 93 oy vermiş olan Samandağ ilçesinin yüzde yüzlük desteğini bize taşıyan, aktaran, dua eden, oradan bizim için dua edenlerin selamını alıyor, bütün Arap Alevi vatandaşların bu güzel bayramını yürekten kutluyorum.
Yine bu üç hafta içine büyük, büyük bir mücadelenin, Cumhuriyet tarihinin en büyük demokratik itirazlarından olan Gezi eylemlerinin 11. yıl dönümünü de içine aldı. O dönemde hayatlarını kaybeden kardeşlerimiz; Ali İsmail Korkmaz’ı, Ethem Sarısülük’ü, Abdullah Cömert’i, Mehmet Ayvalıtaş’ı, Ahmet Atakan’ı, Medeni Yıldırım’ı, Hasan Ferit Gedik’i ve evladımız Berkin Elvan’ı rahmetle anıyorum, hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
Ayrıca o günlerde hepimizin yerine orada olan, çatışmayı değil, çatışmayı değil barışı, kardeşliği savunan, kimsenin burnu kanamasın diye yüreklerini ortaya koyan, ağaçları savunan, İstanbul’u savunan İstanbul Dayanışması, Taksim Dayanışması’ndan yıllar sonra bir darbe kumpası çıkardılar. Halen daha AİHM ve AYM kararlarıyla, bu kararlara rağmen içeride tutulan Tayfun Kahraman kardeşime, Sayın Osman Kavala’ya, Can Atalay’a, Mine Özerden’e, Çiğdem Mater’e selam olsun. Çok yakında kavuşacağız, çok yakında!
Buradan Meclis’in ortaklaştığı, Meclis Başkanı’nın başkanlığındaki komisyonda ortaklaştığı, altına hep beraber imza attığı “Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır, AİHM kararlarına uyulmalıdır” diyen 6. maddeyi bir kez daha hatırlatıyorum. Önümüzdeki günlerde tüm AİHM ve AYM kararlarının zaman geçirilmeden uygulanacağı bir süreç için
Meclis’teki tüm milletvekillerini attıkları imzaya, namuslarına sahip çıkmaya davet ediyorum. Değerli arkadaşlar, hepimiz milletin seçilmiş temsilcileriyiz. Bizi buraya millet getirdi, bu görevleri millet verdi. Her ne yaşarsak yaşayalım milletin gündeminden kopamayız. Bugün halkımızın, milletimizin ağır bir ekonomik kriz altında ezildiğini hepimiz biliyoruz.
2018’den beri bitmeyen, ağırlaşarak devam eden çok yönlü bir krizin içindeyiz. Dün mayıs ayının açlık ve yoksulluk sınırı rakamları açıklandı.
Ve açlık sınırının 18 bin 969 liraya, yoksulluk sınırının 61 bin 788 liraya yükseldiğini gördük. Yani tüm emeklilerin, tüm emekçilerin, tüm mavi ve beyaz yakalıların, neredeyse tüm devlet memurlarının yoksulluk sınırının altında olduğu, emeklilerin ve asgari ücretlilerin açlık sınırının altında olduğu bir sürecin içindeyiz.
Ülkede çiftçi yaşı 58’i bulmuş, üç çiftçiden ikisi asgari ücretli iş bulursam seneye ekmem dikmem, toprağı bırakırım giderim diyecek hale gelmiştir. İnsanca yaşamın mümkün olmadığı bir sürecin içinde Türkiye gıda enflasyonunda da genel enflasyonda da Avrupa’da birinci, dünyada beşinci sıradadır. Enflasyonu Türkiye’den kötü dünyada dört ülke vardır. Bu ülkeler ya savaşta ya iç savaşta ya bombardıman altında, perişan durumdaki Güney Sudan’dan, İran’dan ve Brezilya’dan sonra en… Arjantin’den sonra en kötü enflasyon. Adını bilmediğimiz coğrafyada, haritada yeri zor bulunacak ülkelerde enflasyon bizden iyidir. Milletimize tüm bu yaratılan büyük kaos, kargaşa, onlara da değineceğim ama milletin sesini kesen, milletin sesi yerine başka sesler duyurmaya çalışanların huzurunda milletimize şunu hatırlatmak isterim: Türkiye’nin bir aylık enflasyonu dünyadaki yüz ülkenin bir yıllık enflasyonundan fazladır.
Yani ülke kötü yönetilmekte, beceriksizce yönetilmekte, enflasyon sorunu dünyada çözülmekte ama Türkiye’de tırmanmaktadır. Bunun sebebi liyakatli, akılcı, doğru yönetim yerine hem liyakatsiz kadrolar hem de iktidarı kaybetmemek için ardı arkası gelmeyen siyasi operasyonlar, devletin otuz yıl önce verdiği bir diplomayı birisine rakip olmasın diye iptal eden devletin, devletin bütün kağıtlarına yarattığı güvensizlik.
Otuz yıl önce verdiği diplomayı inkar eden benim tapumu mu tanıyacak, benim banka cüzdanıma mı değer verecek, onun namusu yarın gittiğinde geri mi ödenecek? Ülkenin ana muhalefet partisinin, ana muhalefet partisinin garantisinin olmadığı yerde devletin garantisi, sözü ne zamana kadar sürecek lafı işte bu ülkenin, işte bu ülkenin risk primidir. Bu ülkenin pahalı borçlanmasıdır.
Bu ülkenin yüksek faizidir. Bu ülkenin içinden çıkamadığı ekonomik sarmaldır. Ve öyle bir noktadayız ki bir büyük paradigma değişimi, bir büyük baştan aşağı sarsan bir şey, yani onlar gitti, Türkiye onları geride bıraktı, hukuk tanımazları, mahkeme tanımazları, kendilerinin yenemediklerini hapse attıranları, sırf seçim kazanabilmek ya da sırf yenilmemek için rakiplerinden teker teker kurtulanları ve sadece iktidarını sürdürmek için hukukun H’sini bile anmayanları Türkiye geride bıraktı, Türkiye artık öyle bir ülke değil, Türkiye’de halk kazandı, hukuk kazandı, adalet kazandı, Türkiye’nin önü açık, Türkiye’de artık millet kazandı denmeden bu kriz bitmeyecektir.









Yorumlar