Açlıkla geçen on yılın ardından Annie’nin yürek burkan ötenazi kararı ve “her şeyi boş ver” listesi
Canlı, neşeli ve sıcakkanlı Annie aynı zamanda ölüyor ve memleketi Adelaide’de gönüllü ötanaziye (VAD – Voluntary Assisted Dying) başvurma niyetini açıkça dile getirdi. Bu kararı, yıllarca süren amansız acılardan sonra onurunu ve kendi iradesini geri kazanmak olarak tanımlıyor.

- NADİR BİR HASTALIKLA GEÇEN GENÇLİK: AAG TEŞHİSİ VE YIKICI ETKİLERİ
Annie, çocukluğundan beri Otoimmün Otonomik Ganglionopati (AAG) ile yaşıyor. 12 yaşından beri hasta olmasına rağmen, vücudun kendi savunma sisteminin otonom sinir sistemine saldırdığı bu nadir ve amansız otoimmün rahatsızlığın teşhis edilmesi tam altı yıl sürdü.
HASTALIĞIN VÜCUTTA YARATTIĞI AĞIR TAHRİBAT:
Doktorlar 18 yaşında hastalığı teşhis ettiğinde, organlarının birçoğu zaten iflas etmişti. Annie’nin günlük mücadelesi şu ağır tablolardan oluşuyor:

Annie yemek yiyemiyor, su içemiyor ve dışkı çıkaramıyor. Ona bir tüp aracılığıyla sıvı besin veriliyor.
Sindirim Sistemi Felci: Hastalık nedeniyle midesi ve bağırsakları tamamen felç olmuş durumda. Bu yüzden on yıldır doğru dürüst tek bir öğün bile yemek yiyemedi, kronik mide bulantısı ve günde 20 kez kusma gibi ağır semptomlarla savaşıyor.
Beslenme Hattı Bağımlılığı: Hayatta kalabilmek için her gece 12 saate yakın bir süre boyunca, göğsündeki son işlevsel damar yoluyla doğrudan kan dolaşımına verilen Total Parenteral Beslenme (TPN) hattına bağlı yaşamak zorunda.
Kemik ve Organ Sorunları: Hastalığın ve tedavilerin yan etkisi olarak ileri derece osteoporoz (kemik erimesi) ve kalçalarında cerrahi vidalar gerektiren osteonekroz gelişti. Ayrıca mesane yetmezliği nedeniyle majör ameliyatlar geçirdi ve kateterle yaşamak zorunda kaldı. Şiddetli endometriozis semptomları da bu sürece eşlik ediyor.
Sürekli Ağrı ve Diş Kayıpları: Dişleri hızla bozuluyor, sürekli kronik ağrı çekiyor ve günün her saati damardan yüksek dozda ağrı kesici ilaç enjekte ediyor.
A Current Affair programına verdiği demeçte beslenme hattıyla ilgili hayati riski şu sözlerle açıklıyor:
“Eğer göğsümdeki bu son damar da tıkanırsa, bana sıvı veya yiyecek vermenin hiçbir yolu kalmaz… Temelde açlıktan, yetersiz beslenmeden ölürsünüz. Ve bu çok uzun, yavaş ve korkunç bir acıdır.”
Annie’nin hayatı 25’ten fazla ağır sepsis (kan zehirlenmesi) atağı ve sayısız kan transfüzyonu ile yoğun bakım odalarında geçti. Yine A Current Affair’e anlattığına göre, bu ölümcül sepsis ataklarından birinde şu sarsıcı gerçeği fark etti:
“Ölmekten çok, yeniden hayatta kalmaktan ve bu acılara geri dönmekten korktuğumu hatırlıyorum.”
- FİKİR DÜNYASINDAKİ KIRILMA: LİLY THAİ İLE YAPILAN “SERÇE PARMAĞI SÖZÜ”
Annie, bir zamanlar “hiç anlamadığı” ve mesafeli yaklaştığı için gönüllü ölüm tedavisine (ötanaziye) karşı çıktığını söylüyor. Ancak aynı nadir hastalıkla (AAG) mücadele eden yaşıt bir genç kadın olan Lily Thai ile Laurel Hospice’de tanışınca tüm bakış açısı değişti.

“Neden ben?” diye sormamaya çalışıyor ama bazı günler çok zor geçiyor.
Lily, 2023 yılında Güney Avustralya’da yasallaşan gönüllü ölüm tedavisini seçti ve hayatına huzur içinde son verilirken Annie’den odadaki 6 kişiden biri olarak yanında olmasını istedi. Ölmeden önce Lily ona, “Ne zaman anlayacaksın?” ya da diğer bir deyişle “Zamanı geldiğinde bunu sen de anlayacaksın” demişti. Annie o zaman tam olarak kavrayamamıştı, ama şimdi ne demek istediğini çok iyi anlıyor.
Lily’nin 21 Haziran 2023’teki huzurlu vedasının ardından Annie, en yakın arkadaşına bir “serçe parmağı sözü” (pinky promise) verdi: Yaşadıkları bu amansız hastalığı dünyaya duyuracak ve Lily’nin mirasını yaşatacaktı. Nitekim geçirdiği ağır omurga ameliyatlarına (akciğerlerini ve kalbini sıkıştıran skolyoz cerrahisine) rağmen, arkadaşının anısına bir yardımlaşma yürüyüşüne katılarak palyatif bakım araştırmaları için bağış topladı.
Gönüllü ölüm kararı hakkında ise şimdi şunları söylüyor:
“Bu, sadece hayatıma son vermeyi seçmem anlamına gelmiyor. Zaten öleceğim. Sadece ne zaman ve nasıl öleceğimi, onurlu bir şekilde seçiyorum. Hastalığın beni tamamen tüketmesini beklemek zorunda kalmamak çok büyük bir teselli.”
- UZMAN GÖRÜŞÜ: TIBBİ VE TOPLUMSAL DAMGALANMA
Annie’ye bu zorlu süreçte destek veren Adelaide’li VAD (Gönüllü Destekli Ölüm) uzmanı ve palyatif bakım hekimi Dr. Chloe Furst, gönüllü ötanaziye ilişkin toplumsal damgalanmanın (stigmaların) hasta genç olduğunda genellikle daha da arttığını ifade ediyor.
Dr. Furst durumu şu şekilde özetliyor:
“Toplum olarak ölüm hakkında konuşmayı hiç sevmiyoruz. Ancak insanlara acılarını dindirecek böyle bir seçenek sunan yasal bir imkanımız varken, neden acıyı sadece uzatıp bireyin onurunu zedeleyelim? Annie’nin genç yaşta olması, kararının meşruiyetini ve olgunluğunu asla azaltmaz. Annie’nin çektiği acı, 90 yaşında birinin çektiği acıdan ne fazla ne de azdır.”
- “HER ŞEYİ BOŞ VER LİSTESİ” (THE FUCK-IT LİST) İLE HAYATA TUTUNMAK
Her şeye rağmen, Annie kalan zamanında dolu dolu bir hayat yaşamaya ve arkadaşı Lily’ye verdiği sözü tutmaya kararlı. Kendi deyimiyle, geleneksel ölmeden önce yapılacaklar listesi yerine kuralları yıkan bir “her şeyi boş ver listesi” oluşturdu; tadını çıkarmak istediği benzersiz deneyimlerden oluşan bir koleksiyon.

Annaliese Holland, babası Patrick ve annesi Armanda ile birlikte
Genç yaşına ve ağır durumuna rağmen bu liste sayesinde büyük adımlar attı:
Kendi dairesini kiralayıp bağımsızlığı tattı,
Helikopterle gökyüzünde uçtu,
Bir arkadaşının bebeğinin doğumuna canlı tanıklık etti,
Ve en duygusalı; hiç evlenemeyecek olsa da bir gelinlik denerken babasının yüzündeki o sevgi dolu ifadeyi ve gururu kendi gözleriyle gördü.
