“SÜKÛT”, savaş, göç, adalet ve özgürlük gibi kavramları özellikle kadınlar ve çocuklar üzerinden yeniden düşünmeye açıyor. Çalışma, yaşanan olayların görünür tarafına değil; çoğu zaman konuşulmayan, üzeri örtülen ve zamanla sessizliğe dönüşen izlerine odaklanıyor.

Göbeklitepe’den bugüne uzanan anlatı boyunca, 20 farklı coğrafyadan seçilen 20 kadın biyografisi ortak bir hafıza hattında buluşuyor. Yağlı boya biyografi çalışmaları, video art üretimleri ve enstalasyonlar; kişisel eşyalar, arşiv niteliği taşıyan nesneler ve yaşam izleriyle birlikte çok katmanlı bir anlatı alanına dönüşüyor.

Sergi mekânında yer alan aynalar ise izleyiciyi yalnızca eserlerle değil, kendi bakışıyla da yüzleştiriyor. Böylece “SÜKÛT”, yalnızca gezilen bir çalışma olmaktan çıkarak; tanıklık, hafıza ve insanın kendi iç sesiyle kurduğu ilişki üzerine düşünsel bir karşılaşma alanı oluşturuyor. “SÜKÛT”, 16–23 Mayıs tarihleri arasında Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde ziyaret edilebiliyor.















