Mersin Dergisi
Mersin 20°CGüneşli
Haber GönderSizde Kendi Haberlerinizi Gönderin
GÖNDER ›
Gündem

📅 18 Mayıs 2026, 16:51   👁 20

Türkan Saylan: Cumhuriyetin Aydınlanma Mücadelesine Adanmış Bir Ömür

Türkiye Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği en önemli aydınlardan biri olan Türkan Saylan, yalnızca başarılı bir doktor değil; aynı zamanda eğitim, kadın hakları, laiklik, sosyal adalet ve çağdaş yaşam mücadelesinin sembol isimlerinden biri olarak hafızalara kazındı. Onun hayatı, bir insanın mesleğini toplum yararına dönüştürdüğünde nasıl büyük bir değişim yaratabileceğinin güçlü örneklerinden biridir.


Çocukluğu ve Eğitim Hayatı

Türkan Saylan, 13 Aralık 1935 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Fas kökenli bir mühendis, annesi ise İsviçre kökenliydi. Çok kültürlü bir aile ortamında büyüyen Saylan, küçük yaşlardan itibaren disiplinli çalışma anlayışı ve insan sevgisiyle yetiştirildi.

Eğitim hayatına Kandilli İlkokulu’nda başladı. Daha sonra Kandilli Kız Lisesi’nden mezun oldu. Tıp eğitimini ise İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladı ve 1963 yılında doktor oldu.

Ancak onun hayatındaki asıl dönüm noktası, dermatoloji alanında uzmanlaşırken cüzzam hastalarıyla tanışması oldu.


Cüzzamla Mücadele: İnsanlığın Unuttuğu İnsanlara Dokunmak

1960’lı ve 70’li yıllarda Türkiye’de cüzzam (lepra), toplumun dışladığı ve korktuğu hastalıklardan biriydi. Hastalar çoğu zaman toplumdan soyutlanıyor, gizleniyor ve sağlık hizmetlerine ulaşamıyordu.

Türkan Saylan bu alanda çalışmaya başladığında, yalnızca bir doktor gibi değil; bir insan hakları savunucusu gibi hareket etti.

Köy köy dolaştı…
Dağlara çıktı…
Ulaşılması zor bölgelerde hastaları buldu…
Onlara yalnızca ilaç değil, insan olduklarını hissettiren bir yaklaşım sundu.

Türkiye’de lepra ile mücadelede büyük ilerlemeler sağladı. Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte çalıştı ve uluslararası alanda saygınlık kazandı.

1976 yılında Cüzzamla Savaş Derneği’ni kurdu. Daha sonra İstanbul Lepra Hastanesi’nin gelişmesinde büyük rol oynadı.

Onun çalışmaları sayesinde Türkiye’de lepra hastalığı kontrol altına alınan hastalıklar arasına girdi.


Çağdaş Yaşam Mücadelesi ve Eğitim Seferberliği

Türkan Saylan’ın toplum üzerindeki en büyük etkilerinden biri de eğitim alanındaki çalışmaları oldu.

1989 yılında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ni (ÇYDD) kurdu. Bu dernek, özellikle ekonomik zorluk yaşayan çocukların eğitimine destek olmayı amaçlıyordu.

Ancak Saylan’ın özellikle önem verdiği konu kız çocuklarının eğitimiydi.

Çünkü ona göre:

“Bir kız çocuğunu okutmak, bir toplumu değiştirmektir.”

Türkiye’nin birçok kırsal bölgesinde kız çocukları eğitimden uzak tutulurken, Türkan Saylan burs kampanyaları, yurt projeleri ve eğitim destekleriyle binlerce öğrencinin hayatını değiştirdi.

“Anadolu’da Bir Kızım Var Öğretmen Olacak” gibi projelerle özellikle doğu ve güneydoğudaki çocukların eğitimine büyük katkılar sundu.

Bugün Türkiye’nin birçok yerinde doktor, mühendis, öğretmen, avukat olan kadınların hayatında Türkan Saylan’ın izi vardır.


Atatürkçü Düşünce ve Laiklik Savunusu

Türkan Saylan yalnızca sağlık ve eğitim alanında değil, aynı zamanda Cumhuriyet değerlerinin savunulmasında da aktif rol aldı.

O, laik eğitimin Türkiye’nin geleceği için vazgeçilmez olduğuna inanıyordu. Özellikle kız çocuklarının özgür bireyler olarak yetişebilmesi için çağdaş eğitimin şart olduğunu savundu.

Bu yönüyle Mustafa Kemal Atatürk’ün “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller” idealini toplumda yaşatmaya çalışan önemli Cumhuriyet aydınlarından biri olarak görüldü.

Toplumdaki kutuplaşmalara rağmen düşüncelerinden geri adım atmadı.


Zorluklar, Baskılar ve Son Yılları

Hayatı boyunca toplum yararına çalışan Türkan Saylan, özellikle son yıllarında siyasi tartışmaların merkezine de çekildi.

2009 yılında Ergenekon soruşturması kapsamında evinde arama yapıldı. O dönemde ağır kanser tedavisi görmesine rağmen kamuoyu önünde hedef haline getirildi.

Bu süreç Türkiye’de büyük tartışmalara neden oldu. Birçok kişi, yıllarını eğitime ve insanlığa adamış bir bilim insanına yapılan muameleyi vicdanlara sığdıramadı.

Türkan Saylan ise tüm bu süreç boyunca sakinliğini korudu ve çalışmalarını bırakmadı.

18 Mayıs 2009 tarihinde hayatını kaybetti.

Ardında yalnızca bir isim değil; binlerce yetişmiş insan, eğitim fırsatı bulmuş çocuk ve Cumhuriyet değerlerine bağlı büyük bir toplumsal miras bıraktı.


Türkan Saylan’ın Türkiye’ye Bıraktığı Miras

Bugün Türkan Saylan denildiğinde akla yalnızca bir doktor gelmez.

  • Eğitimin dönüştürücü gücü,
  • Kadınların toplumdaki yeri,
  • Bilimin rehberliği,
  • Laik ve çağdaş yaşam anlayışı,
  • İnsan sevgisi,
  • Toplumsal sorumluluk bilinci gelir.

O, Türkiye’de “aydın” kavramının yaşayan örneklerinden biri oldu.

Hayatı boyunca makam, siyasi güç veya kişisel çıkar peşinde koşmadı. Onun en büyük amacı, Cumhuriyetin fırsat eşitliği idealini toplumun en uzak köşelerine ulaştırmaktı.

Bugün hâlâ birçok genç kızın eğitim hayatında onun burslarının, projelerinin ve düşüncelerinin izleri yaşamaktadır.


Sonuç

Türkan Saylan, yalnızca geçmişte yaşamış önemli bir isim değildir. O, Türkiye’nin çağdaşlaşma mücadelesinin simgelerinden biridir.

Bir doktor olarak bedenleri iyileştirdi…
Bir eğitim gönüllüsü olarak hayatları değiştirdi…
Bir Cumhuriyet kadını olarak da milyonlara ilham verdi.

Onun hayatı, “iyi insan olmanın” yalnızca sözle değil; emekle, mücadeleyle ve cesaretle mümkün olduğunu gösteren güçlü bir Cumhuriyet hikâyesidir.

Haberi Paylaş
Instagram için haber başlığı ve link kopyalandı. Instagram açılıyor; metni gönderinize yapıştırabilirsiniz.

Yazarın Son Yazıları