İçimizdeki Simyacı
Aysel Zeydan Güzey
İçimizdeki Simyacı
Simya denince aklımıza çoğu zaman kurşunu altına çevirmeye çalışan eski bilginler gelir. Oysa belki de en büyük simya, insanın kendi içinde yaptığı dönüşümdür.
Çünkü yaşam yolculuğunda hepimizin elinde bazı ham maddeler vardır. Kimi zaman acılarımız, kimi zaman kırgınlıklarımız, kimi zaman hatalarımız, kayıplarımız ve zorlandığımız dönemler...
İlk bakışta bunlar ağır bir yük gibi görünür. Ama gerçek simyacı, o yüklerin içinde saklı olan değeri görmeye çalışan kişidir.
Kurşunu altına çevirmek belki de tam olarak şudur:
Yaşadığımız acılardan bilgelik çıkarmak...
Kırıldığımız yerlerden daha güçlü bir sevgiyle ayağa kalkmak...
Hatalarımızı kendimizi suçlamak için değil, kendimizi tanımak için kullanmak...
Çünkü hayat bize sadece güzel anılar değil, bizi dönüştürecek deneyimler de verir.
Bazen en zor dönemlerimiz, içimizde hiç fark etmediğimiz güçleri ortaya çıkarır. Karanlıkta kalan yönlerimizi görmemizi sağlar. Kendimizi yeniden tanımaya davet eder.
Gerçek simyacı dışarıda altın arayan değil; kendi içindeki değeri keşfedendir.
Belki de yaşam yolculuğumuzun en büyük amacı, başımıza gelenleri değiştirmek değil; onlara verdiğimiz anlamı dönüştürmektir.
Çünkü aynı olay, bir insanı kırıp tüketebilirken başka bir insanı olgunlaştırıp derinleştirebilir.
Farkı yaratan, yaşadıklarımızdan çok onlarla ne yaptığımızdır.
Bugün kendimize şu soruyu soralım:
"Hayatımda kurşun gibi hissettiren hangi deneyimi, altın değerinde bir bilgeliğe dönüştürebilirim?"
Belki de hepimizin içinde sessizce çalışan bir simyacı vardır.
Yeter ki onu fark edelim.

