Röportaj

Akdeniz’in Taş Hafızası: Kızkalesi ve Korykos’un Binlerce Yıllık Tarihi

Mersin’in Erdemli ilçesinde, Akdeniz’in mavi suları üzerinde yükselen Kızkalesi’ne uzaktan bakıldığında insanın ilk dikkatini çeken şey kuşkusuz denizin ortasında duran görkemli surlardır. Ancak bu yapıyı yalnızca güzel bir manzara ya da romantik bir efsanenin dekoru olarak görmek, Kızkalesi’nin gerçek tarihsel önemini büyük ölçüde eksik bırakır.

Haber Merkezi Haber Merkezi Yazar
21 dk 1.268
Bu yazıyı paylaş
⏱️ Yaklaşık 24 dk okuma

Akdeniz’in Taş Hafızası: Kızkalesi Ve Korykos’un Binlerce Yıllık Tarihi

Mersin’in Erdemli ilçesinde, Akdeniz’in mavi suları üzerinde yükselen Kızkalesi’ne uzaktan bakıldığında insanın ilk dikkatini çeken şey kuşkusuz denizin ortasında duran görkemli surlardır. Ancak bu yapıyı yalnızca güzel bir manzara ya da romantik bir efsanenin dekoru olarak görmek, Kızkalesi’nin gerçek tarihsel önemini büyük ölçüde eksik bırakır.

Çünkü bugün Kızkalesi diye bildiğimiz yer, antik dünyanın önemli liman kentlerinden Korykos’un devamıdır. Denizdeki Kız Kalesi, kıyıdaki Kara Kalesi, antik liman, nekropol alanları, kiliseler, Roma yapıları, sütunlu cadde, tapınak kalıntıları, su sistemleri ve çevredeki kırsal yerleşimler bir bütün olarak değerlendirildiğinde karşımıza yaklaşık iki bin yılı aşan kesintisiz bir tarihsel peyzaj çıkar.

UNESCO kayıtlarında Korykos Antik Kenti’nin arkeolojik alanı yaklaşık 113,4 hektarlık bir bölgeye yayılmakta, kalıntılar kıyı boyunca yaklaşık iki kilometrelik bir alana uzanmaktadır. Kent, doğal limanı sayesinde tarih boyunca Doğu Akdeniz ulaşımının önemli noktalarından biri olmuştur.

Kızkalesi Aslında Korykos’tur

Bugünkü Kızkalesi yerleşiminin antik adı Korykos ya da Latin kaynaklarındaki biçimiyle Corycus idi.

Yerleşim, antik çağda Kilikia Trakheia, yani Dağlık Kilikia olarak adlandırılan bölgenin doğu kesiminde bulunuyordu. Günümüzde Mersin-Silifke sahil yolunun üzerinde yer alan Korykos, doğuda Elaiussa-Sebaste, batıda Cennet-Cehennem çevresiyle bağlantılı önemli bir kıyı kentiydi. Doğal koylarının liman olarak kullanılmaya elverişli olması kentin gelişiminde belirleyici oldu.

Bazı tarihsel anlatılarda kentin kuruluşu Kıbrıslı bir prensle ilişkilendirilir. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile UNESCO tanıtım belgelerinde Herodotos’a dayandırılan bu gelenekten söz edilmektedir. Ancak arkeolojik açıdan kentin kuruluşunu tek bir kişiye bağlamak mümkün değildir. Bu nedenle söz konusu anlatıyı tarihsel bir kuruluş belgesi olmaktan çok, antik dönemden aktarılan bir gelenek olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.

Arkeolojik bulgular ise Korykos’un geçmişinin en azından MÖ 4. yüzyıla kadar uzandığını göstermektedir. Nekropol buluntuları bu erken tarihin önemli kanıtları arasındadır. Korykos adının yazılı kaynaklarda MÖ 197 civarında görülmeye başladığı, MÖ 1. yüzyılda kent adına sikke basıldığı ve Korykos’un giderek bağımsız bir kent kimliği kazandığı anlaşılmaktadır.

Roma Dünyasının Önemli Liman Kentlerinden Biri

Korykos’un tarihinde büyük dönüşümlerden biri Roma egemenliği döneminde gerçekleşti.

Arkeolojik çalışmalara göre kent MÖ 1. yüzyılda Roma hâkimiyet alanına girdi ve özellikle Roma İmparatorluk döneminde büyük bir imar faaliyeti yaşadı. Bugün görülebilen sütunlu cadde, anıtsal kapı, tapınak, hamam ve diğer kamusal yapı kalıntıları bu gelişmenin izlerini taşımaktadır.

Mersin Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen araştırmalar, Korykos’taki Roma dönemi yapılaşmasının özellikle MS 2. yüzyılın ikinci yarısından 3. yüzyılın başlarına kadar hız kazandığını ortaya koymaktadır.

Bu dönem Korykos’un artık sıradan bir kıyı yerleşmesi olmadığını gösterir.

Kentte sütunlu cadde bulunmaktadır.

Anıtsal bir kent kapısı vardır.

Tapınak ve hamam gibi kamusal yapılar bulunmaktadır.

Geniş nekropol alanları oluşturulmuştur.

Liman çevresinde yoğun yapılaşma meydana gelmiştir.

Korykos böylece Roma Akdenizi’nin kentleşme modelini Dağlık Kilikia kıyılarında yansıtan önemli merkezlerden biri haline gelmiştir.

Korykos’un Altın Çağı: Geç Antik Dönem

Korykos’un belki de en parlak dönemi Roma İmparatorluğu’nun son yüzyılları ile Erken Bizans dönemini kapsayan Geç Antik Çağ oldu.

Mersin Üniversitesi araştırmaları kentin özellikle MS 3. yüzyıldan itibaren hızla büyüdüğünü ve Geç Antik Çağ’da Kilikia’nın önemli liman merkezlerinden biri durumuna geldiğini göstermektedir.

Kentin ekonomik hayatını yalnızca deniz ticareti oluşturmuyordu.

Korykos çevresindeki kırsal yerleşimlerde bulunan üretim alanları, işlikler ve tarımsal yapılar özellikle zeytin ve üzüm üretiminin bölge ekonomisinde önemli olduğunu göstermektedir. Mersin Üniversitesi yüzey araştırmalarında Korykos hinterlandında çok sayıda küçük çiftlik ve üretim tesisi tespit edilmiştir.

Liman sayesinde bu tarımsal üretimin Akdeniz ticaret sistemine bağlanması mümkün oluyordu.

Korykos’un sosyal tarihini anlamamıza yardımcı olan en önemli kaynaklardan biri de mezar yazıtlarıdır. Kentte çok sayıda meslek sahibinin mezar yazıtlarının bulunması, Geç Antik Çağ Korykos’unun yalnızca askerî veya tarımsal bir yerleşim olmadığını; zanaatkârları, tüccarları ve çeşitli meslek gruplarıyla canlı bir kent ekonomisine sahip olduğunu göstermektedir.

Korykos Aynı Zamanda Büyük Bir Hıristiyanlık Merkeziydi

Roma İmparatorluğu’nda Hıristiyanlığın yayılması Korykos’un kimliğini de değiştirdi.

Kent zamanla Tarsus Metropolitliği’ne bağlı bir piskoposluk merkezi durumuna geldi. Korykos ve çevresindeki çok sayıdaki kilise kalıntısı bu dönemin en güçlü arkeolojik kanıtlarından biridir.

UNESCO dosyasında Korykos çevresinde MS 4.-7. yüzyıllara tarihlenen 14 kilisenin izlerinin korunduğu belirtilmektedir. Bu kadar küçük bir coğrafyada bu ölçüde yoğun kilise mimarisinin bulunması, kentin Geç Antik Çağ’daki nüfus ve dinsel önemini göstermesi bakımından olağanüstüdür.

Dolayısıyla bugün Kızkalesi’ne baktığımızda yalnızca Orta Çağ kalelerini değil, Anadolu’daki erken Hıristiyanlığın önemli merkezlerinden birinin kalıntılarını da görüyoruz.

Arap Akınları Ve Bizans Savunma Sistemi

MS 7. yüzyıldan itibaren Doğu Akdeniz’de güç dengesi değişmeye başladı.

Arap-Bizans mücadeleleri Kilikia bölgesini uzun süre sınır ve çatışma alanına dönüştürdü. Lamos, yani bugünkü Limonlu Çayı çevresi bazı dönemlerde Bizans ile Müslüman güçler arasındaki sınır bölgelerinden birini oluşturuyordu.

Korykos bu ortamda liman özelliğini korurken giderek savunma ağırlıklı bir kent karakteri kazandı.

UNESCO dosyasında Bizans döneminde kentin Arap saldırılarına karşı yeniden surlarla çevrildiği, Roma dönemine ait yapıların taşlarının bu surlarda devşirme malzeme olarak kullanıldığı belirtilmektedir.

Bugün Kara Kalesi duvarlarında görülen çok sayıdaki antik mimari parça da kentin farklı dönemlerinin nasıl üst üste inşa edildiğini göstermektedir.

1099: Korykos Kalesinin Yeniden Güçlendirilmesi

Orta Çağ Korykos tarihinin önemli belgelerinden biri Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos dönemine aittir.

Son dönem arkeolojik araştırmalarında aktarılan tarihsel kayıtlar, 1099 yılında Aleksios Komnenos’un Korykos Kalesi’nin yenilenmesini emrettiğini göstermektedir. Bu ifade aynı zamanda bölgede daha eski bir savunma yapısının bulunduğunu düşündürmektedir.

Bu nedenle Kızkalesi’nin tarihini tek bir yılda başlayan bir inşaat hikâyesi gibi düşünmemek gerekir.

Bugünkü kaleler farklı dönemlerin üst üste binmiş ürünleridir.

Bizans savunma yapıları vardır.

Kilikya Ermeni Krallığı döneminde büyük inşa ve onarımlar yapılmıştır.

Daha sonra Lusignanlar döneminde değişiklikler gerçekleştirilmiştir.

Dolayısıyla Kızkalesi aslında yüzyıllar boyunca gelişmiş bir çok katmanlı savunma mimarisidir.

Kilikya Ermeni Krallığı Dönemi

  1. ve 13. yüzyıllar Korykos tarihinin en dikkat çekici dönemlerinden biridir.

Kilikya Ermeni Krallığı’nın Akdeniz ticaretinde etkinlik kazanmasıyla Korykos stratejik bir liman ve kale sistemi olarak büyük önem kazandı.

UNESCO değerlendirmesine göre mevcut eski savunma yapıları 12. yüzyılda Kilikya Ermeni Krallığı döneminde yeniden şekillendirildi; kaleler 13. yüzyıldaki ilave ve düzenlemelerle büyük ölçüde bugünkü görünümüne ulaştı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtlarında ise Deniz Kalesi’nde bulunan bir yazıta dayanılarak 1199 yılında I. Leon döneminde önemli bir inşa faaliyetinin gerçekleştirildiği belirtilmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır:

Kızkalesi’nin “1199 yılında sıfırdan yapılmış bir kale” olduğunu söylemek tarihsel yapıyı gereğinden fazla basitleştirir.

Ada üzerinde daha eski Bizans yapı izleri bulunmaktadır. Orta Çağ boyunca yapılan eklemelerle savunma sistemi değişmiş ve bugünkü kale biçimi ortaya çıkmıştır. Arkeolojik yayınlarda adadaki kalenin Erken Bizans kalıntıları üzerine kurulduğu da belirtilmektedir.

Kara Kalesi Ve Deniz Kalesi Birlikte Düşünülmelidir

Kızkalesi’nin en önemli özelliklerinden biri, aslında iki kaleden oluşan bir savunma sisteminin parçası olmasıdır.

Kıyıda Korykos Kara Kalesi, denizde ise bugün Kız Kalesi veya Deniz Kalesi dediğimiz yapı bulunur.

UNESCO’nun Korykos dosyasındaki değerlendirmeye göre iki kale limanı birlikte koruyan bir savunma sistemi oluşturuyordu. Tehdit sırasında iki savunma noktası arasındaki deniz geçişinin kontrol edilmesi, düşman gemilerinin limana girişinin önlenmesini amaçlıyordu. Dosyada iki kale arasında gerektiğinde kaldırılan bir zincir sisteminden de söz edilmektedir.

Bu durum Kızkalesi’nin gerçek işlevini açıkça ortaya koymaktadır:

Denizde romantik bir prensesi korumak için yapılmış tek başına bir yapı değil, Doğu Akdeniz’in önemli bir limanının askerî güvenlik sistemidir.

Deniz Kalesinin Mimari Özellikleri

Kız Kalesi küçük bir ada üzerindeki kayalık zemine göre şekillendirilmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtlarına göre kale surlarının toplam uzunluğu yaklaşık 192 metredir. Surlar üzerinde üçgen, dörtgen ve yuvarlak plan özellikleri taşıyan sekiz burç bulunmaktadır.

Ana giriş kuzey yönündedir.

Kalenin çeşitli bölümlerinde devşirme antik yapı taşları kullanılmıştır. Duvarların bazı bölümlerinde görülen farklı örgü teknikleri ve moloz taş kullanımı, farklı dönemlerde gerçekleştirilen onarım ve değişikliklerin izlerini taşımaktadır.

Batı suru boyunca uzanan korunmuş bir galeri ve buradan denize açılan bir kapı bulunmaktadır.

Kalenin içi de yalnızca askerlerin konuşlandığı boş bir avlu değildir.

İçeride yaşam alanları, şapel, sarnıçlar ve çeşitli işlikler bulunmaktadır.

Bu da Kız Kalesi’nin kuşatma sırasında uzun süre kullanılabilecek şekilde tasarlanmış bir savunma kompleksi olduğunu göstermektedir.

Kalenin İçindeki Mozaikler

Kızkalesi’nin en az bilinen fakat arkeolojik açıdan en dikkat çekici özelliklerinden biri kale içerisinde bulunan dini yapılardır.

Mersin Arkeoloji Müzesi tarafından gerçekleştirilen temizlik kazılarında kalenin orta bölümünde bir yapı kompleksi ve bunun içerisinde bir şapel ortaya çıkarılmıştır.

Şapelin tabanında mozaiklerin yanında Roma dünyasından Orta Çağ’a kadar kullanılan değerli bir döşeme tekniği olan opus sectile uygulamasına rastlanmıştır.

Mozaik üzerinde yazıtlar bulunmaktadır.

Kalenin içerisinde ayrıca sarnıç ve üretim alanlarının bulunması buranın yalnızca askerî değil, gündelik yaşamın sürdürülebildiği bir yapı olduğunu göstermektedir.

Son dönem arkeolojik araştırmalarında kale içindeki bir şapelde ikon parçası, seramikler, kandil askı elemanı, kaşık ve mühür gibi buluntular değerlendirilmiştir. Araştırmacılar bunları ve yapıyı genel olarak 12.-14. yüzyıllar arasındaki Orta Çağ yaşamıyla ilişkilendirmektedir.

Bu küçük buluntular aslında çok önemli bir gerçeği gösterir:

Kızkalesi yalnızca savaşların yaşandığı bir kale değildi.

İnsanların dua ettiği, yemek yediği, mal ürettiği ve günlük yaşamını sürdürdüğü küçük bir yerleşim alanıydı.

Kara Kalesi

Denizdeki Kız Kalesi turistik açıdan daha ünlü olsa da kıyıdaki Korykos Kara Kalesi tarihsel sistem açısından en az onun kadar önemlidir.

Kara Kalesi yaklaşık kare biçimli geniş bir savunma sistemine sahiptir ve çift surla çevrilidir.

UNESCO kayıtlarına göre kalenin çevresinde savunmayı güçlendiren bir hendek bulunmakta, giriş ise bu hendeğin üzerinden geçen ve gerektiğinde kontrol edilebilen bir köprü sistemiyle sağlanmaktaydı.

Kalenin surları üzerinde çok sayıda kare planlı kule bulunmaktadır.

İçerisinde üç şapel yer alır. UNESCO dosyasındaki değerlendirmeye göre bunların ikisi Bizans kökenli, güneydoğudaki şapel ise Ermeni dönemine aittir.

Kara Kalesi’nin duvarlarında Roma döneminden devşirilmiş çok sayıda mimari parça bulunmaktadır.

Bu nedenle kalenin duvarlarına yakından bakmak aslında Korykos’un çok daha eski kent merkezinin parçalarını görmek anlamına gelir.

Liman Neden Bu Kadar Önemliydi?

Korykos’un varlık nedeni büyük ölçüde coğrafyasıyla açıklanabilir.

Torosların Akdeniz’e yaklaştığı bu kıyıda oluşan doğal koylar gemilerin barınmasına imkân veriyordu.

Bu liman sayesinde Korykos bir taraftan Anadolu’nun iç kesimlerindeki üretimi Akdeniz’e aktarırken diğer taraftan Kıbrıs, Suriye, Levant ve daha geniş Akdeniz dünyasıyla ilişki kurabiliyordu.

Kentin çevresinde görülen zeytin ve üzüm üretim tesisleri de bu ticari sistemin kırsal ayağını göstermektedir.

Kızkalesi’nin hemen karşısındaki limanın iki kale ile korunması da limanın ekonomik ve askerî öneminin doğal sonucudur.

Başka bir ifadeyle:

Kızkalesi’ni anlamanın yolu denizdeki kaleden değil, antik limandan başlamaktadır.

Nekropoller: Korykos’un Sessiz Arşivi

Antik Korykos çevresindeki en önemli arkeolojik alanlardan biri geniş nekropol bölgesidir.

Kaya mezarları, lahitler, anıt mezarlar ve farklı mezar tipleri kent nüfusunun sosyal yapısı hakkında önemli bilgiler verir.

Mersin Üniversitesi araştırmalarında Roma dönemine ait anıt mezarlar, kaya mezarları, lahitler ve doğrudan kaya içine açılmış mezar türleri belgelenmiştir.

Mezar yazıtları ise Korykos’un geçmişi açısından adeta antik bir nüfus ve meslek arşivi niteliğindedir.

Yazıtlar sayesinde sadece yöneticiler veya askerler değil, gündelik yaşamın içindeki insanların varlığı da görünür hale gelmektedir.

Bu özellik Korykos’u Anadolu’nun sosyal tarihinin araştırılması bakımından değerli merkezlerinden biri yapmaktadır.

Adamkayalar Da Korykos Dünyasının Bir Parçasıdır

Kızkalesi tarihini araştırırken Adamkayalar’ı ayrı düşünmemek gerekir.

Kızkalesi’nin kuzeyinde, Şeytan Deresi vadisinin kayalık yamaçlarında bulunan Adamkayalar kabartmaları Korykos hinterlandının seçkin mezar ve anıt geleneğinin en dikkat çekici örneklerinden biridir.

UNESCO dosyasında burada kayalara işlenmiş 11 erkek, 4 kadın, 2 çocuk ve bir keçi figüründen söz edilmektedir.

Bu kabartmalar Korykos’un yalnızca kıyıdaki limandan ibaret olmadığını, Torosların iç kesimlerine doğru uzanan geniş bir ekonomik ve toplumsal hinterlanda sahip olduğunu göstermektedir.

1361: Kıbrıs Krallığı Dönemi

  1. yüzyıla gelindiğinde Korykos giderek bölgesel güç mücadelelerinin merkezine girdi.

Kilikya Ermeni Krallığı’nın zayıflaması, Memlük baskısı ve Karamanoğullarının ilerlemesi bölgedeki dengeleri değiştirdi.

1361 yılında Korykos, Kıbrıs’taki Lusignan Krallığı’nın kontrolüne geçti.

Kalenin mimarisinde Lusignan döneminde gerçekleştirilen onarımların izlerinin bulunduğu düşünülmektedir.

Bu dönem Korykos’un Kıbrıs ile Anadolu arasındaki deniz bağlantısındaki stratejik öneminin devam ettiğini göstermektedir.

Karamanoğulları Ve Osmanlı Dönemi

  1. yüzyılda Korykos yeniden Anadolu merkezli güçlerin mücadele alanına dönüştü.

Kaynaklar 1448 civarında Karamanoğulları hâkimiyetine işaret etmektedir.

Ardından bölge Osmanlı Devleti’nin kontrolüne geçti.

Burada kaynaklar arasında küçük bir tarih farklılığı bulunmaktadır. UNESCO dosyasında Osmanlı hâkimiyeti için 1471, Turkish Museums yayınında ise 1473-1474 tarihleri verilmektedir. Bu nedenle Korykos’un 1470’lerin başlarında kesin biçimde Osmanlı egemenliğine girdiğini söylemek daha ihtiyatlıdır.

Osmanlı döneminde bölgesel ticaret yollarının ve savunma sistemlerinin değişmesiyle Korykos eski stratejik önemini zaman içerisinde kaybetmeye başladı.

Fakat kaleler varlığını korudu.

Ve yüzyıllar sonra antik Korykos’un adı unutulurken denizdeki kale bütün bölgeye yeni adını verdi:

Kızkalesi.

Prenses Ve Yılan Efsanesi

Kızkalesi denildiğinde en çok anlatılan hikâye kuşkusuz prenses efsanesidir.

Efsaneye göre bir kral çok sevdiği kızının geleceğini öğrenmek ister. Bir falcı, prensesin bir yılan tarafından sokularak öleceğini söyler.

Kral bunun üzerine kızını yılanlardan korumak amacıyla denizin ortasında bir kale yaptırır ve onu buraya yerleştirir.

Ancak kaderden kaçılmaz.

Bir gün kaleye gönderilen üzüm sepetinin içine gizlenen yılan prensesi sokar ve genç kız ölür.

Bu güzel ve trajik hikâye Kızkalesi’nin halk kültüründeki kimliğinin önemli bir parçasıdır.

Ancak kalenin gerçek inşa nedeni bu efsane değildir.

Benzer “kralın kızını kuleye veya kaleye kapatması ve kehanetten kaçamaması” hikâyeleri Anadolu’nun ve dünyanın farklı bölgelerindeki kaleler için de anlatılmaktadır.

Kızkalesi’nin gerçek tarihsel işlevi Korykos Limanı’nı koruyan askerî ve stratejik savunma sisteminin denizdeki parçası olmasıdır.

Kızkalesi’nin Arkeoloji Dünyasındaki Yeri

Korykos’u uluslararası ölçekte değerli yapan şey yalnızca kalelerinin iyi korunmuş olması değildir.

Burası aynı coğrafyada Helenistik, Roma, Geç Antik, Erken Hıristiyan, Bizans, Kilikya Ermeni Krallığı, Lusignan, Karamanoğlu ve Osmanlı dönemlerinin izlerini birlikte barındırmaktadır.

Bir arkeolog için Korykos adeta katmanları açık bırakılmış dev bir tarih laboratuvarıdır.

Roma kentleşmesini incelemek isteyen araştırmacı sütunlu caddeyi ve kamusal yapıları görebilir.

Erken Hıristiyanlık üzerine çalışan bir bilim insanı kiliseleri inceleyebilir.

Epigrafi uzmanı yüzlerce mezar yazıtıyla karşılaşabilir.

Ekonomi tarihçisi limanı, kırsal üretim alanlarını ve ticari bağlantıları araştırabilir.

Orta Çağ savunma mimarisi üzerinde çalışan biri Kara ve Deniz kalelerinin birlikte oluşturduğu sistemi inceleyebilir.

Bu bütünlük Korykos’u sıradan bir ören yerinden ayırmaktadır.

UNESCO da alanın değerini Helenistik dönemden Orta Çağ’a uzanan tarihsel süreklilik, mezar çeşitliliği, kilise mimarisi ve savunma yapılarının özgün niteliği üzerinden tanımlamaktadır.

UNESCO Konusunda Sık Yapılan Bir Yanlış

Kızkalesi için zaman zaman “UNESCO Dünya Mirası” ifadesi kullanılmaktadır.

Bu ifade teknik olarak doğru değildir.

Korykos Antik Kenti henüz UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde değildir.

Türkiye tarafından 15 Nisan 2014 tarihinde UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne sunulmuştur.

UNESCO dosyasında kültürel miras olarak (ii), (iii) ve (iv) kriterleri kapsamında değerlendirilmektedir.

Dolayısıyla doğru ifade:

“Korykos Antik Kenti UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndedir.”

olmalıdır.

Bu ayrım özellikle bilimsel ve gazetecilik metinlerinde önemlidir.

Modern Arkeolojik Araştırmalar

Korykos yalnızca geçmişte araştırılmış ve bırakılmış bir antik kent değildir.

Mersin Üniversitesi tarafından 2004-2011 yılları arasında Prof. Dr. Serra Durugönül başkanlığında kapsamlı yüzey araştırmaları gerçekleştirilmiştir.

Bu çalışmalarda Roma dönemi tapınak alanı, sütunlu cadde, kamusal yapılar, hamam, surlar, nekropol ve çevredeki kırsal yerleşimler ayrıntılı biçimde belgelenmiştir.

Kız Kalesi içerisinde de Mersin Arkeoloji Müzesi tarafından arkeolojik temizlik ve kazı çalışmaları gerçekleştirilmiştir.

Son yıllarda Korykos Kalesi içerisindeki Orta Çağ yapıları ve küçük buluntular üzerinde akademik çalışmalar sürmektedir. 2026’da yayımlanan araştırmalardan biri kalede ortaya çıkarılan bir şapel ile buradaki 12.-14. yüzyıllara tarihlenen arkeolojik materyali ayrıntılı biçimde değerlendirmiştir.

Bu çalışmalar Korykos hakkında bildiklerimizin hâlâ tamamlanmadığını göstermektedir.

Toprağın altında ve mevcut yapıların içerisinde cevap bekleyen çok sayıda soru bulunmaktadır.

Kızkalesi Neden Mersin İçin Çok Daha Büyük Bir Değerdir?

Kızkalesi bugün Mersin turizminin sembollerinden biridir.

Fakat buranın gerçek potansiyeli yalnızca denize girilen güzel bir sahil ve karşısında fotoğraf çekilen bir kale olmaktan çok daha büyüktür.

Dünyada Pompeii, Efes, Dubrovnik, Rodos veya Akdeniz’in diğer tarih kentlerini önemli yapan temel özellik, yalnızca tek bir tarihi yapıya sahip olmaları değildir.

Kentlerin hikâyelerini bütünüyle anlatabilmeleridir.

Korykos’ta da böyle bir potansiyel vardır.

Deniz Kalesi’ni gören ziyaretçiye hemen karşıdaki Kara Kalesi anlatılmalıdır.

Kara Kalesi’nden antik limana geçilmelidir.

Oradan Roma kentinin sütunlu caddesine…

Nekropole…

Erken Hıristiyan kiliselerine…

Kırsal üretim alanlarına…

Ve Adamkayalar’a kadar uzanan büyük bir Korykos kültür rotası oluşturulmalıdır.

Çünkü Kızkalesi’nin değeri tek başına denizde duran kale değildir.

Asıl değer Korykos kentinin tamamıdır.

Yaklaşık 2.300 Yıllık Tarihin Kısa Özeti

Korykos’un arkeolojik izleri en az MÖ 4. yüzyıla kadar uzanmaktadır.

Helenistik dönemde önemli bir kıyı yerleşimine dönüşmüş, Roma döneminde sütunlu caddeleri, tapınakları, hamamları ve anıtsal yapılarıyla gelişmiş bir şehir haline gelmiştir.

Geç Antik Çağ’da Kilikia’nın önemli limanlarından ve erken Hıristiyanlık merkezlerinden biri olmuş, çok sayıdaki kilisesi ve mezar yazıtıyla zengin bir kent kültürü oluşturmuştur.

Arap-Bizans mücadeleleriyle savunma karakteri güçlenmiş, Bizans döneminde surları yenilenmiştir.

Orta Çağ’da Kilikya Ermeni Krallığı döneminde Kara ve Deniz kaleleri büyük ölçüde şekillenmiş, Korykos Akdeniz ticaretinin önemli limanlarından biri olmayı sürdürmüştür.

1361’de Kıbrıs’taki Lusignan Krallığı’nın kontrolüne geçmiş, 15. yüzyılda Karamanoğulları hâkimiyetinin ardından 1470’lerin başında Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Ve bütün bu tarihsel değişimlerin sonunda denizde yükselen kale kentin hafızasında o kadar güçlü bir yer edinmiştir ki antik Korykos, günümüzde artık Kızkalesi adıyla yaşamaya devam etmektedir.

Sonuç: Denizin Ortasında Bir Kale Değil, Bir Uygarlık Arşivi

Kızkalesi’ne yalnızca kıyıdan bakarsanız güzel bir kale görürsünüz.

Biraz tarih bilirseniz arkasında Bizans’ı, Kilikya Ermeni Krallığı’nı, Lusignanları, Karamanoğullarını ve Osmanlı’yı görürsünüz.

Biraz daha derine indiğinizde Roma’nın sütunlu caddeleri ortaya çıkar.

Daha geriye gittiğinizde Helenistik Korykos’a ulaşırsınız.

Mezar yazıtlarını okuduğunuzda bin beş yüz yıl önce burada yaşayan tüccarların, zanaatkârların ve ailelerin seslerini duyarsınız.

Kiliselere baktığınızda erken Hıristiyanlığın Akdeniz kıyısındaki güçlü izlerini görürsünüz.

Kara ve Deniz kalelerini birlikte düşündüğünüzde ise karşınıza Orta Çağ’ın son derece gelişmiş bir liman savunma sistemi çıkar.

İşte Kızkalesi’nin gerçek büyüklüğü buradadır.

O, denizin ortasına yapılmış romantik bir kale değildir yalnızca.

Kızkalesi; Korykos’un limanı, mezarları, kiliseleri, kaleleri, insanları, ticareti, savaşları ve efsaneleriyle birlikte Mersin’in yaklaşık iki bin üç yüz yıllık taş hafızasıdır.

Ve belki de Mersin’in kültürel mirasına bakışımızda yapmamız gereken en önemli değişiklik şudur:

Kızkalesi’ni seyretmekten vazgeçmemeliyiz.

Ama artık onu okumaya da başlamalıyız.

İlker Taşyürek – Eğitimci / Yazar

Yazıyı paylaşmayı unutmayın

Yorumlar

Bu yazıya ilk yorumu siz yapın.

Yorum Yap

Yorumunuz editör onayından sonra yayınlanır.

Haber Merkezi'in Yazıları

Benzer Haberler