İçeriğe geç
DOLAR50,05 ₺▲ %0,05
EURO56,25 ₺▼ %0,01
Mersin20°CParçalı Bulutlu
Köşe Yazıları

Ortak Sınavları Neden Destekliyorum?

Paylaş
Haberi Dinle

ORTAK SINAVLARI NEDEN DESTEKLİYORUM?
Öğrencinin Emeği, Öğretmenin Katkısı, Eğitimin Adaleti

Yıllar önce, Ziya Selçuk’un Millî Eğitim Bakanlığı döneminde, Bakanlığa bir mektup yazmıştım. Eğitimde karşılaştığımız çeşitli sorunları ve bunlara ilişkin çözüm önerilerimi paylaştığım o mektupta, ortak sınavlara da yer vermiştim.

Mektubum kimlere ulaştı, hangi masalarda değerlendirildi, okundu mu; bilmiyorum. Bugünkü uygulamalarla mektubum arasında bir bağ bulunduğunu da söyleyemem. Ancak bugün ortak sınavlar üzerine yürütülen tartışmalar, o dönemde dile getirdiğim düşünceleri yeniden paylaşma ihtiyacı hissettiriyor.

O mektupta savunduğum öneri şuydu: Öğretmen, zamanını ve mesleki gücünü öğretmeye, öğrencisini geliştirmeye ve öğrenme sürecini izlemeye ayırmalı. Yazılı sınavlar ise her dönem iki ayrı sınav haftasında, ilgili sınıf ve ders düzeylerinde ülke genelinde ortak sorular ve ortak değerlendirme ölçütleriyle yapılmalı. Öğretmenler de ders içi performans ve proje çalışmalarını açık ölçütlerle değerlendirmeyi sürdürmeli.

Bugün de bu yaklaşımı destekliyorum. Çünkü öğrencinin emeğinin karşılığını bulması, öğretmenin katkısının daha sağlıklı görülebilmesi ve eğitim yönetiminin eksiklerini fark edebilmesi için güvenilir verilere ihtiyacımız olduğuna inanıyorum.

Elbette bu, benim önerdiğim modeldir. Bakanlığın mevcut Ortak Yazılı Sınav Sistemi ile her yönüyle aynı değildir. Mevcut sistemde öğretmenlerin soru hazırlama, soru seçme ve puanlama süreçlerindeki görevleri devam ediyor. Benim savunduğum, ortak ölçme yaklaşımının zaman içinde daha kapsamlı, tutarlı ve adil bir yapıya kavuşturulmasıdır.

Bir uygulamayı desteklerken eksiklerini konuşabilmeliyiz. Eğitimde kalıcı iyileşmenin, bilimsel bilgiyle sahadaki deneyimin birlikte değerlendirilmesiyle mümkün olacağını düşünüyorum.

AYNI NOT, AYNI ÖĞRENMEYİ Mİ GÖSTERİYOR?

Uzun yıllar fizik öğretmenliği yapmış bir eğitimci olarak değerlendirmede en çok önemsediğim konulardan biri, notların neyi ifade ettiğidir.

Bir öğrencinin karnesindeki 70 ile başka bir öğrencinin karnesindeki 70, gerçekten aynı bilgi ve beceri düzeyini mi gösteriyor?

Akademik düzeyi yüksek bir sınıfta daha güç sorularla karşılaşan bir öğrenci düşünelim. Bu öğrenci sınavdan 70 alıyor. Aynı öğrenciye, öğrenme düzeyi daha düşük bir sınıf için hazırlanmış daha kolay sorular sorulsa belki 100 alabilecek.

Böyle bir durumda öğrencinin bilgisi değişmiyor; karşılaştığı ölçme aracının güçlüğü değişiyor.

Öğretmenin öğrencilerinin ihtiyaçlarına göre dersini düzenlemesi son derece değerlidir. Ancak notlar öğrenciler arasında karşılaştırma yapmak için kullanılacaksa sınavların kapsamı, güçlüğü ve puanlama ölçütleri arasındaki farklılıkları da hesaba katmak zorundayız.

Ortak sınavları desteklememin temel nedenlerinden biri budur. Aynı sınıf düzeyinde, aynı öğrenme hedeflerinden sorumlu öğrencilerin başarılarını daha tutarlı ölçütlerle değerlendirebilmeliyiz.

ÖĞRETMENİN ZAMANI ÖĞRENMEYİ GELİŞTİRMEYE AYRILMALI

Öğretmenlik, öğrencinin karşısına çıkıp konuyu anlatmaktan çok daha geniş bir sorumluluktur. Öğrenmeyi planlamak, öğrencinin zorlandığı noktayı fark etmek, uygun yöntemi bulmak, geri bildirim vermek ve gelişimi izlemek bu sorumluluğun parçalarıdır.

“Öğretmenin görevi öğretmektir” derken onun değerlendirme bilgisini veya öğrencisini tanıma gücünü önemsiz gördüğüm anlaşılmamalı. Tam tersine, öğretmenin mesleki enerjisinin öğrenmeyi geliştirmeye daha fazla ayrılmasını istiyorum.

Benim önerimde öğretmen, öğrencisinin ders içindeki çalışmalarını ve projelerini değerlendirmeye devam eder. Bu değerlendirmelerin de önceden açıklanmış, anlaşılır ve somut ölçütlere dayanması gerekir. Yazılı sınavları ortaklaştırırken performans ve proje notlarını bütünüyle kişisel kanaate bırakırsak çözmeye çalıştığımız tutarsızlık başka bir alanda sürebilir.

Öğrenci, hangi çalışmasının neden başarılı bulunduğunu ve hangi yönünü geliştirmesi gerektiğini anlayabilmelidir. Veli de verilen notun gerekçesini görebilmelidir.

YÜKSEK NOT HER ZAMAN YÜKSEK BAŞARI DEĞİLDİR

Bir başka ihtimal üzerinde de açıkça durmalıyız.

Bir öğretmen, yeterince etkili bir öğretim süreci yürütemediği hâlde kolay sorular sorarak öğrencilerinin büyük bölümünün yüksek not almasını sağlayabilir. Böyle bir tabloda sınıfın ortalaması yüksek görünür. Öğretmenin başarısı da yalnızca bu ortalamaya bakılarak değerlendiriliyorsa gerçek öğrenme eksikleri fark edilmeyebilir.

Bunu bütün öğretmenlere yöneltilmiş bir suçlama olarak söylemiyorum. Mesleğini büyük bir özveriyle yapan öğretmenlerimizin emeğine saygı duyuyorum. Ancak sağlıklı bir sistem tasarlarken değerlendirmeyi yanıltabilecek ihtimalleri de dikkate almak zorundayız.

Aynı sorumluluk okul yönetimleri için de geçerlidir. Notların yüksek tutulması yönündeki beklentilerin, öğrencinin gerçek öğrenme düzeyinin önüne geçmesini doğru bulmuyorum. Bir okulun başarı ortalamasının yüksek görünmesi, öğrencilerinin eksiklerinin üzerini örtmemeli.

Veliye sunulan güzel bir karne, çocuğun hangi konularda desteğe ihtiyaç duyduğunu saklıyorsa eğitim görevimizi tam olarak yerine getirmiş sayılmayız.

Vatan Akademi Koleji kurucusu olarak özel okulları da bu değerlendirmenin dışında tutmuyorum. Devlet okulu veya özel okul ayrımı yapmadan, verilen notun öğrenmeyle açıklanabilmesini savunuyorum.

Bununla birlikte yüksek not, tek başına not şişirmenin kanıtı değildir. Nitelikli bir öğretim sürecinin sonucunda yüksek başarı elde edilmesi elbette mümkündür. İhtiyacımız olan, bu başarıyı güvenilir ölçütlerle ortaya koyabilmektir.

ÖZEL OKULLARDA EĞİTİMİN NİTELİĞİ DAHA GÖRÜNÜR OLMALI

Ortak ve güvenilir değerlendirmelerin özel okullar açısından da önemli bir katkı sağlayabileceğini düşünüyorum.

Bir okulun fiziksel koşulları elbette önemlidir. Güvenli bina, temiz sınıflar, laboratuvar, kütüphane, spor ve sanat alanları eğitimi destekler. Bu olanaklara yapılan yatırım değerlidir. Ancak bir okulun eğitim kalitesine ilişkin değerlendirmemiz, binanın dış görünüşüyle sınırlı kalmamalıdır.

Velinin bir kurumu ziyaret ettiğinde gördüğü parlak koridorlar, şık mobilyalar ve gösterişli tanıtım alanları güçlü bir ilk izlenim yaratabilir. Bu izlenime, öğrencilerin gerçek öğrenme düzeyini yeterince yansıtmayan yüksek notlar da eklendiğinde, kurumun eğitim başarısı olduğundan farklı algılanabilir.

Ben, özel okulların tercih edilmesinde öğretimin niteliğinin daha belirleyici hâle gelmesini istiyorum. Ortak ölçütlerle elde edilen güvenilir sonuçların, kurumları bu yönde teşvik edebileceğine inanıyorum.

Öğrencinin gerçekten ne öğrendiği daha açık görülebildiğinde okulun; öğretmen seçimine, öğretmenlerinin mesleki gelişimine, çalışma koşullarına, ders hazırlığına ve öğrencinin ihtiyaç duyduğu akademik desteğe daha fazla yatırım yapması önem kazanacaktır.

Böylece okullar arasındaki rekabetin de eğitim açısından daha yararlı bir zeminde gelişmesi mümkün olabilir. Tanıtımda sunulan başarı grafiklerinin hangi verilere dayandığı sorgulanır; öğrencilerin başlangıç düzeyleri, zaman içindeki gelişimleri ve öğrenme eksiklerinin nasıl giderildiği daha fazla konuşulur.

Velilerin de bu bilgiler sayesinde kurumları daha bilinçli değerlendirebileceğini düşünüyorum. Bir okulun çocuğa ne kazandırdığını görebilmek, tercih yaparken önemli bir dayanak sağlar.

Ancak burada sınav sonuçlarını tek başına okul kalitesinin ölçüsü hâline getirmemeliyiz. Öğrencilerini seçerek alan bir kurumla farklı ihtiyaçlara sahip bütün çocuklara kapısını açan bir kurumu yalnızca puan ortalamaları üzerinden karşılaştırmak yanıltıcı olabilir. Öğrencinin okula başladığı düzey ve okulun onun gelişimine yaptığı katkı da görülmelidir.

Benim beklentim, özel okulların akademik gelişimin yanında öğrencinin iyi oluşu, güvenliği, sosyal gelişimi, bilim, sanat ve spor olanakları bakımından da kendilerini geliştirmeleridir. Güvenilir ölçme verileri, bu geniş değerlendirmenin önemli bir parçası olabilir.

Bir okulun değeri, çocukların yaşamında oluşturduğu gelişimle daha açık görülebildiğinde bunun bütün eğitim sistemine katkı sağlayacağına inanıyorum.

SONUÇLAR BİZE NE SÖYLEMELİ?

Ortak sınavların öğrenciler kadar öğretmenlere, okul yönetimlerine, ilçe ve il millî eğitim müdürlüklerine de yol gösterebileceğini düşünüyorum.

Örneğin bir sınıfın birçok derste başarılı olduğu, ancak belirli bir derste belirgin biçimde zorlandığı görülsün. Böyle bir sonuç, o dersin öğretim sürecine daha yakından bakmamızı gerektirir.

Öğretmenin kullandığı yöntemler öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılıyor mu? Konular için yeterli süre ayrılmış mı? Önceki yıllardan gelen eksikler var mı? Öğretmen değişikliği yaşanmış mı? Sınavın kendisinde bir sorun bulunuyor mu?

Bu tablo, öğretim sürecindeki veya öğretmenin ihtiyaç duyduğu destekteki bir eksikliğe işaret edebilir. Ancak tek başına “öğretmen başarısızdır” hükmünü verdirmez. Derslerin yapıları ve ölçtükleri beceriler farklıdır. Nedenleri araştırmadan sonuca varmak adil olmaz.

Benim savunduğum değerlendirme, bu soruları sormayı mümkün kılan bir değerlendirmedir. Öğretmenin kendisini güncellemesine, dersini daha iyi planlamasına ve temel öğrenme hedeflerine yeterli zaman ayırmasına yardımcı olmalıdır.

Okul yönetimi de sonuçlara bakarak kendi sorumluluğunu değerlendirebilmelidir. Öğretmene yeterli destek sağlanmış mı? Ders araçları tamamlanmış mı? Devamsızlıkla ilgilenilmiş mi? Öğrenme eksiklerini gidermek için bir çalışma yürütülmüş mü?

İlçe ve il millî eğitim yönetimleri de benzer sorumlulukları taşımalıdır. Sürekli aynı okullarda veya aynı alanlarda güçlük yaşanıyorsa yönetimin bu veriler karşısında hangi adımları attığını konuşabilmeliyiz.

EŞİT SORULARIN YANINDA EŞİT ÖĞRENME OLANAKLARI

Ortak sınavı savunurken dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocukları korumak ve gözetmek zorundayız.

Öğretmen eksiği bulunan bir okul ile öğretmen kadrosu tamamlanmış bir okulun koşulları aynı değildir. Kalabalık sınıflarda eğitim gören öğrencilerle daha elverişli koşullarda öğrenen öğrencilerin olanakları arasında da farklılıklar bulunabilir.

Bu farklılıkları görmezden gelerek yalnızca sınav sonuçlarını karşılaştırırsak adalet iddiamız eksik kalır.

Öğretmen eksikse tamamlanmalı. Derslik yetersizse çözüm üretilmeli. Ders araçları, laboratuvar olanakları, rehberlik desteği ve öğrenme materyalleri bakımından ihtiyaçlar belirlenmeli.

Benim için ortak sınavların önemli bir amacı da bu eksikleri daha açık görebilmektir. Veriyi topladıktan sonra sorumluluk bitmez. O verinin gösterdiği ihtiyaca doğru zamanda müdahale etmek gerekir.

Bir okulun başarı ortalaması düşükse bunun nedenini araştırmalıyız. Öğrencilerin önceki öğrenmeleri, yaşam koşulları, devam durumları ve okulun olanakları birlikte ele alınmalıdır. Başlangıçta ciddi eksikleri bulunan bir öğrencinin gösterdiği ilerleme de değerlendirmede hak ettiği yeri bulmalıdır.

Ülkenin her bölgesindeki çocuğun nitelikli eğitim hakkını gerçekleştirmek için hangi okulun neye ihtiyacı olduğunu bilmeliyiz. Kaynaklarımızı da bu ihtiyaçlara göre kullanabilmeliyiz.

HER DÖNEM İKİ SINAV HAFTASI ÖNERİM

Yıllar önceki mektubumda dile getirdiğim, her dönem iki ortak sınav haftası önerisini bugün de savunuyorum.

Böyle bir modelin öğrenciler, öğretmenler ve veliler açısından öngörülebilir bir takvim sağlayabileceğini düşünüyorum. Ancak sınav haftaları hazırlanırken derslerin ağırlığı, öğrencilerin yaşları, günlük sınav yükü ve dinlenme ihtiyacı gözetilmelidir.

Soruların öğretim programına uygunluğu, açıklığı, güçlük dengesi ve farklı çözüm yollarına açıklığı dikkatle incelenmelidir. Merkezde hazırlanan bir sorunun da hatalı olabileceğini kabul etmeli; hatayı hızla düzeltecek açık süreçler kurmalıyız.

Açık uçlu sorularda ortak puanlama anahtarları özellikle önemlidir. Fizikte doğru yöntemi kullanıp son işlemde hata yapan öğrenciyle konuya ilişkin bir anlayış ortaya koyamayan öğrenciyi ayırt edebilmeliyiz. Öğrencinin düşünme sürecine verdiğimiz değer, puanlama biçimimize yansımalıdır.

Özel gereksinimleri bulunan öğrenciler için gerekli düzenlemeler de modelin başından itibaren düşünülmelidir. Öğrencinin ve velinin sonucu anlayabilmesi, gerektiğinde itiraz edebilmesi sağlanmalıdır.

ELEŞTİRİLERİ DİNLEYEREK GELİŞEN BİR SİSTEM

Yeni bir uygulamanın ilk günden bütün sorunları çözmesini beklemiyorum. Uygulama ilerledikçe eksikler görülecektir. Önemli olan, bu eksiklere nasıl karşılık verildiğidir.

Bakanlığın öğretmenleri, öğrencileri, velileri, ilgili sendikaları ve ölçme değerlendirme uzmanlarını düzenli biçimde dinlemesini önemsiyorum.

Öğretmenin iş yüküyle ilgili bir sorun varsa incelenmeli. Teknik altyapı yetersizse güçlendirilmeli. Öğrenci soruyu anlayamıyorsa nedeni araştırılmalı. Veli puanlamanın gerekçesine ulaşamıyorsa daha açık bilgilendirme sağlanmalı.

Araştırma ve geliştirme çalışmaları sürekli olmalı. Uygulamanın işe yarayıp yaramadığını da yine verilerle değerlendirebilmeliyiz.

Öğrenme eksikleri daha erken görülüyor mu? Puanlamada tutarlılık artıyor mu? Öğrenciler gelişimlerine ilişkin daha yararlı geri bildirim alıyor mu? Öğretmenler sonuçları derslerini iyileştirmek için kullanabiliyor mu? Okullar, ihtiyaç duyulan alanlara daha fazla kaynak ayırıyor mu?

Bu sorulara verilen cevaplar, sistemin hangi yönde geliştirilmesi gerektiğini gösterecektir.

Ben ortak sınavları; öğrencinin emeğini koruma, değerlendirmede güveni artırma ve eğitimdeki eksikleri görünür kılma potansiyeli nedeniyle destekliyorum. Millî Eğitim Bakanlığının bu yöndeki çalışmalarını da bu beklentiyle değerlendiriyorum.

Bir fizik öğretmeni olarak bilirim: Ölçtüğümüz şey kadar, kullandığımız aracın doğruluğu ve sonucu nasıl yorumladığımız da önemlidir. Eğitimde ise ölçmenin ardından gelen sorumluluk daha büyüktür. Çünkü önümüzde öğrenmek isteyen çocuklar, emek veren öğretmenler ve geleceğe ilişkin umutlar vardır.

Bir öğrencinin eksikliğini gördüğümüzde ona destek olabiliyorsak, bir okulun ihtiyacını belirlediğimizde o ihtiyacı karşılayabiliyorsak topladığımız veriler eğitimde gerçek bir karşılık bulur.

Benim yıllar önce yazdığım mektuptaki arayışım da bugün savunduğum düşünce de aynı yere çıkıyor: Nerede eksik kaldığımızı dürüstçe görebilmek, eğitim yatırımlarını çocukların gelişimine yöneltmek ve her çocuğun nitelikli eğitim hakkını gerçekleştirmek.

İlker Taşyürek
Eğitimci Yazar | Vatan Akademi Koleji Kurucusu

Bu yazı sizde nasıl bir iz bıraktı?

ilker Taşyürek

Eğitimci / Yazar

Yazarın tüm yazıları →

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mersin DergisiUygulama gibi kullanmak için ana ekrana ekleyin.