← Mersin Dergisi
ilker Taşyürek

İyilik En Büyük Zaferdir…

ilker Taşyürek
📅 10 Temmuz 2026 101
PaylaşWhatsAppFacebookXTelegram

İYİLİK, EN BÜYÜK ZAFERDİR

Bugün aklıma bir soru takıldı...

Belki de son zamanlarda yaşadıklarımız, gördüklerimiz ve tanık olduklarımız bu soruyu zihnime taşıdı.

Gerçekten bu dünyada kazanan kim?

Daha çok parası olan mı?

Daha güçlü görünen mi?

İnsanları korkutabilen mi?

Yoksa bütün bunlara sahip olmasa da vicdanını kaybetmeyen mi?

Etrafıma baktığımda bazen kötülüğün daha hızlı yürüdüğünü görüyorum.

Yalanın, doğrudan daha kolay alıcı bulduğunu...

Kabalığın nezaketten daha çok ses çıkardığını...

Menfaatin dostluğun önüne geçtiğini...

Ve insanların, iyi insan olmaktan çok güçlü görünmeye çalıştığını...

İtiraf etmeliyim ki zaman zaman insanın içine şu düşünce düşüyor:

"Acaba gerçekten iyi insanlar kaybediyor mu?"

Sonra uzun uzun düşünüyorum.

Hayatım boyunca tanıdığım insanları hatırlıyorum.

Öğretmenlik yaptığım yılları...

Okul koridorlarını...

Öğrencilerimi...

Velilerimi...

Dostluklarımı...

Beni hayal kırıklığına uğratan insanları...

Hiç beklemediğim anda elimi tutanları...

Ve sonunda hep aynı sonuca ulaşıyorum.

Hayır...

Kaybeden hiçbir zaman iyilik olmuyor.

Sadece iyiliğin zamanı, kötülüğün zamanından farklı işliyor.

Kötülük acelecidir.

İyilik ise sabırlıdır.

Kötülük gürültüyü sever.

İyilik sessizliği...

Kötülük gösterişten beslenir.

İyilik ise vicdandan...

İnsanlar çoğu zaman gördükleri ana bakarak hüküm verirler.

Oysa hayat tek karelik bir fotoğraf değildir.

Uzun bir filmdir.

Ve o filmin sonunda alkışı her zaman karakter kazanır.

Sessiz İnsanlar Dünyayı Ayakta Tutuyor

Bugün dünyanın yükünü taşıyan insanlar televizyonlarda gördüğümüz insanlar değildir.

Sabah erkenden kalkıp ailesi için çalışan babadır.

Çocuğunun ateşi düşsün diye sabaha kadar uyumayan annedir.

Sınıfta yalnızca ders anlatmayan, öğrencisinin hayata tutunmasını sağlayan öğretmendir.

Bir hastanın elini tutan hemşiredir.

Kimse görmeden sokak hayvanlarına su bırakan çocuktur.

Mahallesindeki yaşlı komşusunun alışverişini yapan gençtir.

Belki onların isimlerini hiçbir zaman gazetelerde okumayacağız.

Belki ödül de almayacaklar.

Ama insanlık bugün hâlâ ayakta duruyorsa bunun nedeni tam da bu görünmeyen iyiliklerdir.

İnsanlık, sessiz kahramanların omuzlarında yükseliyor.

Eğitim Bana En Büyük Gerçeği Öğretti

Otuz altı yıl boyunca binlerce öğrencinin gözlerinin içine baktım.

Hepsi farklıydı.

Kimi çok zekiydi.

Kimi çok çalışkandı.

Kimi içine kapanıktı.

Kimi yaramazdı.

Ama yıllar sonra onları yeniden gördüğümde ilginç bir şey fark ettim.

Hayatta gerçekten mutlu olanların ortak bir özelliği vardı.

İyi insan olmaları...

Çünkü bilgi tek başına mutluluk getirmiyor.

Para da getirmiyor.

Makam da...

İnsan ilişkilerini ayakta tutan şey karakterdir.

Bir öğretmen için en büyük mutluluk, yıllar sonra eski öğrencisinin gelip;

"Öğretmenim, bana fizik öğretmenin yanında insan olmayı da öğrettiniz."

demesidir.

İşte o an anlıyorsunuz ki geriye kalan diploma değil...

İnsan yetiştirmiş olmak.

Bir Ağacı Meyvesi Değil, Kökü Ayakta Tutar

Doğaya baktığınızda çok önemli bir ders görürsünüz.

Koca bir çınar ağacı...

İnsanlar dallarına bakar.

Yapraklarını konuşur.

Meyvelerini över.

Ama onu ayakta tutan şey toprağın altında görünmeyen kökleridir.

İyilik de böyledir.

Sessizce kök salar.

Gösteriş yapmaz.

Reklam istemez.

Ama zamanı geldiğinde binlerce insan onun gölgesinde dinlenir.

Bugün toplum olarak en büyük hatalarımızdan biri de budur.

Meyveleri alkışlıyoruz.

Kökleri unutuyoruz.

Oysa kök çürürse ağaç yaşayamaz.

Vicdan kaybolursa toplum da yaşayamaz.

Atatürk'ün En Büyük Devrimi

Mustafa Kemal Atatürk denildiğinde çoğu insanın aklına savaşlar gelir.

Oysa bana göre onun en büyük başarısı savaş kazanması değildi.

İnsan yetiştirmeye inanmasıydı.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında ülke yoksuldu.

Fabrikalar azdı.

Yollar yoktu.

Ama buna rağmen okullar açıldı.

Köy Enstitüleri kuruldu.

Millet Mektepleri oluşturuldu.

Çünkü Atatürk biliyordu ki güçlü devletler önce iyi insan yetiştirir.

Sonra güçlü ekonomi kurar.

Bugün hâlâ Atatürk'ü konuşuyor olmamızın nedeni yalnızca kazandığı savaşlar değildir.

Arkasında bıraktığı fikirlerdir.

İnsan öldüğünde bedeni toprağa gider.

Ama fikirleri yaşamaya devam ediyorsa işte gerçek zafer odur.

Kötülük Neden Daha Güçlü Görünür?

Çünkü kötülüğün işi kolaydır.

Yalan söylemek emek istemez.

İnsanları korkutmak kolaydır.

İftira atmak birkaç dakikadır.

Bir insanın itibarını yıkmak bazen tek cümle sürer.

Ama güven kazanmak yıllar alır.

Bir okul kurmak yıllar ister.

Yıkmak birkaç saat.

Bir dostluk kurmak yıllar sürer.

Bitirmek tek mesaj.

İşte bu yüzden kötülük hızlı görünür.

Ama kalıcı değildir.

Tarih Kimi Hatırlıyor?

Dünya tarihine bakın.

Nice zalimler geldi geçti.

Korkuyla yönetenler...

İnsanları susturanlar...

Servetiyle övünenler...

Bugün onların çoğu yalnızca tarih kitaplarında ibret olarak anlatılıyor.

Ama Yunus Emre'yi seviyoruz.

Mevlânâ'yı seviyoruz.

Hacı Bektaş Veli'yi seviyoruz.

Aşık Veysel'i seviyoruz.

Neden?

Çünkü onlar insanların kalbine dokundular.

İnsanlar güçten çok merhameti hatırlıyor.

Çünkü insanın özü iyiliği unutmuyor.

Vicdanın Aynası

Hayatta birçok mahkeme vardır.

Ama en ağır mahkeme vicdandır.

Orada hâkim de sizsiniz.

Sanık da...

Tanık da...

Gece başınızı yastığa koyduğunuzda hiçbir alkış size eşlik etmez.

Hiçbir makam odası sizinle gelmez.

Hiçbir banka hesabı size huzur vermez.

Sadece vicdanınız konuşur.

Eğer o gece rahat uyuyabiliyorsanız dünyanın en zengin insanlarından birisiniz.

Çünkü huzurun fiyatı yoktur.

İyilik Kaybetmez, Sadece Bekler

Hayat bana çok şey öğretti.

İnsanlara güvendim.

Bazen karşılığını gördüm.

Bazen hayal kırıklığı yaşadım.

Bazen iyi niyetimin suistimal edildiğini de gördüm.

Ama hiçbir zaman iyi biri olduğum için pişman olmadım.

Çünkü kötü insanların varlığı, iyi olmanın değerini azaltmaz.

Tam tersine...

İyiliğin ne kadar kıymetli olduğunu gösterir.

Güneş her sabah doğarken kimin iyi, kimin kötü olduğuna bakmıyor.

Yağmur toprağa düşerken insanların karakterini seçmiyor.

Doğa görevini yapıyor.

Belki insan da böyle olmalı.

İyiliği, karşılık beklediği için değil...

Karakteri olduğu için yapmalı.

Çocuklarımıza Bırakacağımız En Büyük Miras

Çocuklarımız bizden yalnızca evlerimizi devralmayacak.

Davranışlarımızı da devralacak.

Eğer biz dürüst olursak...

Onlar dürüstlüğü öğrenecek.

Biz merhametli olursak...

Onlar da merhameti doğal kabul edecek.

Biz birbirimize saygı gösterirsek...

Onlar da saygıyı yaşam biçimi hâline getirecek.

Toplumlar yalnızca kanunlarla büyümez.

Toplumları büyüten şey, insanların birbirine duyduğu güvendir.

O güvenin temelinde ise iyilik vardır.

Son Söz

Hayatın sonunda hepimizin önüne aynı soru çıkacak.

Ne kadar kazandın?

Kaç evin vardı?

Kaç makamda oturdun?

Bence hayır...

Asıl soru şu olacak:

Kaç insanın hayatına dokundun?

Çünkü insanın gerçek serveti banka hesabında değil, insanların kalbinde bıraktığı izlerdedir.

Belki kötülük bugün daha yüksek ses çıkarıyor.

Belki daha görünür.

Belki daha hızlı ilerliyor.

Ama zamanın çok sessiz bir adaleti vardır.

O adalet acele etmez.

Bekler.

Ve sonunda herkese hak ettiğini verir.

İşte bu yüzden ben bütün kalbimle şuna inanıyorum:

İnsanı gerçekten büyük yapan; sahip oldukları değil, yaşattıklarıdır.

Bir gün ismimiz unutulacak...

Fotoğraflarımız sararacak...

Makamlarımız başkalarına kalacak...

Servetimiz el değiştirecek...

Ama bir insanın kalbine dokunabildiysek...

Bir çocuğun geleceğinde küçücük de olsa bir umut olabildiysek...

Bir ihtiyaç sahibinin yüzünde tebessüm oluşturabildiysek...

İşte o zaman gerçekten yaşamış olacağız.

Çünkü en büyük zafer, bir başkasını yenmek değildir.

En büyük zafer, insan kalabilmektir.

Ve ben inanıyorum ki...

En karanlık geceler bile sonunda sabaha teslim olur.

İşte o sabah geldiğinde kazanan sadece iyi insanlar olmayacaktır.

Kazanan, iyiliğin kendisi olacaktır.

 

İlker Taşyürek
Eğitimci – Yazar
Vatan Akademi Koleji Kurucusu