İçeriğe geç
21 Eylül 2026, Pazartesi
AraYazarlar
Röportaj

Mersin’in Ortasında Bir Dünya Kenti

Paylaş
Haberi Dinle

Mezitli’nin Altındaki Dünya: Soloi-Pompeiopolis’in 3.500 Yıllık Tarihi Ve Arkeoloji Dünyasındaki Yeri

Mersin’in Ortasında Bir Dünya Kenti

Bugün Mersin’in Mezitli ilçesinde, Viranşehir sahiline doğru yürürken karşımıza çıkan görkemli sütunlar ilk bakışta Roma döneminden kalmış etkileyici bir cadde izlenimi verir. Oysa bu sütunların bulunduğu yer, yalnızca bir Roma kentinin kalıntısı değildir.

Burada, Anadolu ile Doğu Akdeniz dünyasının en az üç bin yılı aşkın tarihini aynı coğrafyada izleyebildiğimiz olağanüstü bir arkeolojik alan bulunmaktadır.

Bilimsel yayınlarda kentin adı çoğunlukla Soloi-Pompeiopolis, bazen Soli/Pompeiopolis biçiminde kullanılmaktadır. “Soloi” kentin Grekçe adıdır; “Soli” bunun Latinleşmiş biçimidir. Pompeiopolis ise Roma’nın ünlü komutanı Gnaeus Pompeius Magnus’un MÖ 1. yüzyılda kenti yeniden düzenlemesinden sonra kullanılmaya başlanmıştır.

Önemli bir ayrıntıyı baştan belirtelim: Mezitli’deki Pompeiopolis, İtalya’daki Vezüv yanardağının altında kalan Pompeii kenti değildir. İsim benzerliği zaman zaman bu iki antik kentin karıştırılmasına neden olmaktadır.

Soloi-Pompeiopolis’in gerçek önemi, sadece ayakta kalan sütunlarında değil; Tunç Çağı Anadolu’sunu, Hitit dünyasını, Doğu Akdeniz ticaretini, Grek kolonizasyonunu, Pers egemenliğini, Helenistik kentleşmeyi, Roma liman mühendisliğini ve Geç Antik Çağ’ı aynı yerleşim üzerinden inceleyebilme imkânında yatmaktadır. (persee.fr)

Soloi Nerede Kuruldu Ve Neden Tam Burada?

Antik kent bugünkü Mezitli–Viranşehir kıyısında, Akdeniz’e açılan geniş bir düzlüğün üzerinde yer almaktadır.

Bu konum tesadüf değildir.

Antik coğrafyacı Strabon’un anlatımına göre Soloi, Dağlık Kilikia ile Ovalık Kilikia’nın birleştiği noktada bulunuyordu. Batıya doğru kıyılar giderek dağlıklaşırken doğuda Çukurova’nın geniş ovaları başlıyordu. Dolayısıyla Soloi yalnızca bir kent değil, iki farklı coğrafi dünyanın kesişme noktasındaki stratejik bir limandı. (DergiPark)

Kuzeyinde Toroslar bulunuyordu. Toroslar ise antik dünyada kereste, maden ve çeşitli doğal kaynakların sağlandığı büyük bir hinterlanttı.

Gülek Boğazı ve diğer Toros geçitleri üzerinden İç Anadolu’ya ulaşılabiliyor; deniz yoluyla Kıbrıs, Suriye, Levant, Ege adaları ve daha uzak Akdeniz limanlarıyla bağlantı kurulabiliyordu.

Bu nedenle Soloi’yi sadece “Mersin kıyısındaki bir antik kent” olarak değerlendirmek yanlıştır.

Soloi, Anadolu’nun iç kesimleriyle Akdeniz dünyasını birbirine bağlayan bir kapıydı.

Soloi’nin Tarihi MÖ 7. Yüzyılda Başlamıyor

Uzun yıllar boyunca Soloi’nin tarihinin MÖ 7. yüzyılda Rodos’tan gelen Grek kolonistlerle başladığı anlatıldı.

Ancak arkeolojik kazılar bu görüşü değiştirdi.

1999 yılında başlayan sistematik kazılar özellikle Soloi Höyük üzerinde derinleştikçe yerleşimin Grek kolonizasyonundan çok daha eski olduğu ortaya çıktı.

Prof. Dr. Remzi Yağcı’nın çalışmalarında Soloi’nin MÖ 2. binyıl Kilikia arkeolojisi açısından önemli bir merkez olduğu vurgulanmıştır. Soloi’nin Tunç Çağı’ndan itibaren bir liman işlevi görmüş olabileceği üzerinde durulmaktadır. (persee.fr)

Bu nedenle bugün bilimsel açıdan daha doğru ifade şudur:

MÖ 7. yüzyıldaki Grek yerleşimi Soloi’nin başlangıcı değil, çok daha eski bir yerleşimin tarihindeki önemli dönüşüm evrelerinden biridir.

Bu ayrım son derece önemlidir.

Çünkü Soloi’yi yalnızca bir “Grek kolonisi” olarak görmek, Anadolu’nun Tunç Çağı ve yerel Kilikia kültürleriyle bağlantısını gözden kaçırır.

Hititler, Kizzuwatna Ve Soloi

MÖ 2. binyılda Çukurova ve çevresi, Hitit metinlerinde Kizzuwatna adıyla tanınan siyasi ve kültürel bölgenin önemli bir bölümünü oluşturuyordu.

Soloi’nin o dönemde hangi adla anıldığı kesin biçimde çözülebilmiş değildir.

Bu konuda çeşitli eşleştirme önerileri bulunmaktadır. Ancak arkeolojik veriler Soloi çevresinin Hitit İmparatorluk Çağı ve Tunç Çağı Kilikia dünyasının parçası olduğunu göstermektedir.

Remzi Yağcı’nın araştırmaları özellikle Soloi’nin Kilikia’nın ikinci binyıl arkeolojisi içindeki önemine dikkat çeker. Araştırmacılar, Soloi’nin Torosların kereste ve maden kaynaklarını deniz ticaretine bağlayan bir liman işlevi görmüş olabileceğini değerlendirmektedir. (persee.fr)

Dolayısıyla yaklaşık 3.500 yıl önce bugünkü Mezitli sahilinde gemilerin yük alıp boşalttığı bir yerleşimin bulunmuş olması güçlü bir bilimsel olasılıktır.

Bu durum Soloi’yi Mersin tarihinin ötesine taşır.

Çünkü mesele artık yalnızca Roma tarihi değil; Hitit Anadolu’sunun Akdeniz’le nasıl ilişki kurduğu sorusudur.

MÖ 7. Yüzyıl: Grek Dünyası Soloi’ye Geliyor

Antik yazar Strabon, Soloi’nin Akhalar ve Rodos’un Lindos kentinden gelen kolonistler tarafından kurulduğunu aktarır.

Arkeolojik bulgular da MÖ 7. yüzyıldan itibaren Ege ve Grek dünyasıyla çok güçlü kültürel bağlantıları göstermektedir.

Ancak çağdaş arkeolojide “kolonizasyon” artık eskisi kadar basit yorumlanmamaktadır.

Burada boş bir kıyıya gelen Greklerin sıfırdan şehir kurduğu bir model yerine, Anadolu’nun yerel toplumlarıyla deniz aşırı gelen toplulukların karşılaşması, ticaret yapması ve zaman içerisinde ortak bir kent kültürü oluşturması üzerinde durulmaktadır.

Bu nedenle Soloi, Doğu Akdeniz’de Grek kolonizasyonunun niteliğini tartışmak bakımından da önemli örneklerden biridir. (ResearchGate)

“Soli” Kelimesi Dünyanın Dillerine Nasıl Girdi?

Soloi’nin şaşırtıcı özelliklerinden biri, kent adının Batı dillerinde bir dilbilgisi kavramına dönüşmesidir.

Antik gelenekte Atinalı yasa koyucu Solon’un Soloi’yi kurduğu, buraya Atinalıları yerleştirdiği ve zaman içerisinde burada konuşulan Attika lehçesinin bozulduğu anlatılır.

Bu anlatıya bağlı olarak Yunancadaki soloikismos, Latince soloecismus sözcüğü ortaya çıkmış ve “dilbilgisi hatası, yanlış söyleyiş” anlamında kullanılmıştır.

İngilizcedeki solecism kelimesi de aynı kökten gelir.

Ancak Solon’un gerçekten kenti kurduğu hikâyesi tarihsel olarak kesin kabul edilmemektedir. Soloi adının kökeni konusunda farklı görüşler vardır ve arkeoloji yerleşimin Solon döneminden çok daha eski olduğunu açıkça göstermektedir. (persee.fr)

Yani Mezitli’deki bir antik kentin adı, yaklaşık iki bin yıldır Avrupa dillerindeki bir dilbilgisi teriminin içinde yaşamaktadır.

Pers İmparatorluğu Ve Soloi Sikkeleri

MÖ 6. ve 5. yüzyıllarda Kilikia, Pers/Ahameniş İmparatorluğu’nun etki alanındaydı.

Soloi bu dönemde önemli ekonomik ve siyasi merkezlerden biri haline geldi.

Bunun en somut kanıtlarından biri sikkelerdir.

Türk Tarih Kurumu’nun Belleten dergisinde yayımlanan Hale Güney’in çalışması, Soloi-Pompeiopolis’in MÖ 5. yüzyılın ortalarından MS 3. yüzyıla kadar devam eden son derece uzun bir sikke basma geleneğine sahip olduğunu ortaya koymaktadır. (DergiPark)

Bir antik kentin para basması son derece önemlidir.

Sikkeler bize sadece ekonomi hakkında bilgi vermez. Kentin siyasi statüsünü, kullandığı sembolleri, tanrı ve tanrıçalarını, yöneticilerini, limanını ve kentsel kimliğini de gösterir.

Soli sikkeleri bu nedenle kentin yaklaşık sekiz yüzyıllık siyasal ve ekonomik tarihinin taşınabilir belgeleridir.

Büyük İskender Soloi’de

MÖ 333 yılında Büyük İskender Perslere karşı yürüttüğü sefer sırasında Kilikia’ya girdi.

Soloi Perslere yakın tutumundan dolayı İskender’in tepkisini çekti.

Antik kaynakların aktardığına göre İskender kente garnizon yerleştirdi ve ağır bir mali yük getirdi.

Daha sonra Soloi’de Asklepios adına kurban sunduğu ve çeşitli törenler düzenlediği de aktarılmaktadır.

Bu olaylar Soloi’nin sıradan bir kıyı kasabası olmadığını gösterir.

Büyük İskender gibi Akdeniz ve Yakındoğu dünyasını değiştiren bir hükümdarın sefer güzergâhında siyasi önem taşıyan bir kenttir.

Helenistik Çağ Ve Soloi’nin Altın Kültür Dönemi

İskender’in MÖ 323’te ölümünden sonra imparatorluğu komutanları arasında paylaşıldı.

Kilikia da Ptolemaioslar ile Seleukoslar başta olmak üzere Helenistik krallıkların mücadele alanına dönüştü.

Soloi özellikle Seleukos döneminde gelişmeye devam etti.

2025 yılında Deniz Kaplan ve Burak Belge tarafından yayımlanan kent planı araştırması, Soloi’nin düzenli kent planının kökenlerinin Helenistik döneme kadar götürülebileceğini ortaya koymaktadır.

Araştırmacılar Roma kent planının, daha önce var olan Helenistik düzenin geliştirilmesiyle oluşturulmuş olabileceğini düşünmektedir. (Open METU)

Bu sonuç çok önemlidir.

Çünkü bugün gördüğümüz Roma caddesinin altında veya çevresinde daha eski bir Helenistik kentin geometrisi yaşamaya devam ediyor olabilir.

Aratos: Gökyüzünü Şiire Dönüştüren Soloi’li

Soloi yalnız ticaret yapan bir liman değildi.

Antik dünyanın önemli düşünce ve bilim insanlarının yetiştiği kültür merkezlerinden biriydi.

Bunların başında Aratos gelir.

Yaklaşık MÖ 315–240 yılları arasında yaşayan Aratos, astronomik olayları ve gökyüzünü şiirsel biçimde anlatan Phaenomena – Gökyüzü Olayları adlı eseriyle Antik Çağ’ın en çok okunan yazarlarından biri oldu.

Eseri yüzyıllar boyunca kopyalandı, yorumlandı ve Latinceye çevrildi.

Bu nedenle Mezitli’nin kültürel tarihi açısından Aratos’un anlamı olağanüstüdür:

Yaklaşık 2.300 yıl önce Soloi’den çıkan bir düşünür, gökyüzünü anlatan eseriyle Akdeniz uygarlığının ortak entelektüel mirasına katılmıştır.

Antik kentte “Aratos Anıt Mezarı” olarak tanımlanan anıtsal yapıda gerçekleştirilen kazılar son yıllardaki en önemli araştırmalardan biridir. Yapının mimarisini çözebilmek amacıyla lazer tarama, drone görüntüleme ve üç boyutlu belgeleme yöntemleri de kullanılmıştır. (Academia)

Burada bilimsel bir uyarı yapmak gerekir: Bir yapının geleneksel olarak “Aratos Mezarı” şeklinde adlandırılması ile mezarın sahibinin epigrafik olarak kesin biçimde kanıtlanması aynı şey değildir. Arkeolojide bu ayrım önemlidir ve yeni kazı sonuçları yapının yorumunu daha da netleştirecektir.

Chrysippos Ve Soloi’nin Felsefe Dünyasındaki Yeri

Soloi’nin yetiştirdiği bir başka büyük isim Khrysippos/Chrysippus’tur.

Stoacı felsefenin en büyük sistemleştiricilerinden biri olarak kabul edilen Chrysippos, Stoacılığın mantık, etik ve bilgi kuramının gelişmesinde olağanüstü etkili olmuştur.

Antik literatürde Soloi ile bağlantılı Aratos, Chrysippos, Krantor ve başka düşünürlerin adlarının geçmesi bize çok önemli bir şey anlatır:

Soloi, sadece mal taşınan bir liman değildi.

Fikirlerin de dolaştığı bir Akdeniz kentiydi.

Bir geminin Kıbrıs’tan, Rodos’tan ya da Suriye’den getirdiği şey yalnızca şarap, yağ veya seramik değildi. İnsanlar, diller, inançlar ve düşünceler de limanlardan geçiyordu.

MÖ 1. Yüzyıl: Soloi İçin Büyük Felaket

Helenistik dünyanın son dönemlerinde Doğu Akdeniz büyük siyasi çalkantılar yaşadı.

Ermenistan Kralı II. Tigranes, yaklaşık MÖ 83 yılında Soloi’yi ele geçirdi.

Antik kaynaklara göre kentin nüfusunun önemli bir bölümü Tigranes’in kurduğu Tigranocerta’ya taşındı.

Soloi büyük ölçüde zayıfladı.

Ancak birkaç on yıl sonra kentin kaderini değiştirecek bir başka isim ortaya çıkacaktı:

Gnaeus Pompeius Magnus.

Korsanlar, Pompeius Ve Pompeiopolis’in Doğuşu

MÖ 1. yüzyılda Akdeniz’de korsanlık Roma için büyük bir güvenlik sorununa dönüşmüştü.

MÖ 67’de Roma Senatosu Pompeius’a korsanlarla mücadele için olağanüstü yetkiler verdi.

Pompeius kısa sürede büyük bir askerî operasyon gerçekleştirdi.

Korsanların bir bölümünü öldürmek yerine yerleşik hayata geçirmek şeklinde dikkat çekici bir politika izledi.

Strabon’un aktardığı geleneğe göre teslim olan korsanların bir kısmı nüfusu azalmış Soloi’ye yerleştirildi.

Kent yeniden düzenlendi ve Pompeius’un adıyla:

POMPEIOPOLIS

olarak anılmaya başlandı.

Kelime kabaca “Pompeius’un kenti” anlamına gelmektedir. (DergiPark)

Böylece eski Soloi ortadan kalkmadı; Roma dünyası içerisinde yeni bir kimlikle yeniden doğdu.

Roma Çağı: Pompeiopolis’in Büyük Dönüşümü

Roma egemenliği sırasında Pompeiopolis gerçek anlamda anıtsal bir liman kentine dönüştü.

Kentte tiyatro, hamamlar, surlar, su yapıları, anıtsal cadde, liman kompleksleri ve büyük kamusal yapılar bulunuyordu.

Bugün ayakta gördüğümüz sütunlar bu büyük Roma kentinin yalnızca küçük bir bölümüdür.

2017 tarihli mimari araştırmada Liman Caddesi yaklaşık 450 metre uzunluğunda ve 14,5 metre genişliğinde tanımlanmaktadır. Cadde çift portikoludur ve yaklaşık 200 Korinth düzenli sütunun bulunduğu hesaplanmıştır; çalışmanın yayımlandığı dönemde bunlardan 42’sinin ayakta kaldığı belirtilmiştir. (DergiPark)

Bu cadde sadece ulaşım yolu değildi.

Antik kent yaşamının kalbiydi.

Portikoların arkasında dükkânlar bulunuyor, insanlar burada alışveriş yapıyor, limandan gelen mallar kente dağıtılıyor, kent elitlerinin ve imparatorluk yöneticilerinin heykelleri caddeyi süslüyordu.

Sütunların Üzerindeki Taş Konsollar Ne İçindi?

Bugün Soloi sütunlarına dikkatle bakıldığında bazı sütunların üzerinde dışarı doğru çıkan taş konsollar görülebilir.

Bunlar tesadüfi değildir.

Üzerlerinde heykeller bulunuyordu.

İmparatorlar, devlet yöneticileri veya kentin ileri gelenleri burada onurlandırılıyordu.

Bazı konsollarda yazıtlar da bulunmuştur.

Örneğin MS 3. yüzyıla tarihlenen bir yazıtta kentin zenginlerinden birinin sur yapımına katkısından söz edilmektedir. Başka bir yazıt Galerius Valerius isimli bir kişinin caddenin imarına katkıda bulunduğunu gösterir. Bir başka yazıtta ise Kilikia valisi Titus Vibius Varus’un halk meclisi tarafından onurlandırıldığı belirtilmektedir. (DergiPark)

Bunlar bize Roma Pompeiopolis’inde yerel zenginlerin kentin inşasına para harcadığını gösterir.

Yani sütunlu cadde yalnızca mimari değildir.

Kentin siyasal ve sosyal yapısının taşa yazılmış arşividir.

Roma Şehir Planlamasının Mezitli’deki İzleri

2025 yılında yayımlanan önemli bir araştırma Soloi-Pompeiopolis kent planının yeniden anlaşılmasını sağladı.

Deniz Kaplan ve Burak Belge’ye göre bugün görülen Liman Caddesi Roma kent planlamasının ana kuzey-güney aksı olan cardo maximus işlevindedir.

Kazı verileri doğu-batı yönündeki ana arter olan decumanus maximusun da varlığına işaret etmektedir.

Araştırmada yapı adalarının —insula— genişliğinin yaklaşık 55 metre olduğu belirlenmiş; Helenistik kent planlama standartlarından hareketle uzunluklarının yaklaşık 110 metre olmuş olabileceği önerilmiştir.

Böylece Soloi-Pompeiopolis’in rastgele gelişmiş bir yerleşim değil, geometrik ilkelerle planlanmış büyük bir antik kent olduğu anlaşılmaktadır. (Open METU)

Bu çalışma aynı zamanda Roma planının tamamen sıfırdan kurulmadığını, Helenistik kent dokusundan yararlanılmış olabileceğini ortaya koymaktadır.

Antik Liman: Soloi’yi Dünya Arkeolojisinde Özel Yapan Yapılardan Biri

Soloi-Pompeiopolis’in bilimsel açıdan en önemli unsurlarından biri antik limanıdır.

Kültür ve Turizm Bakanlığının verilerine göre bugün batı mendireğinin yaklaşık 160 metrelik bölümü izlenebilmektedir ve genişliği yaklaşık 23 metredir. Doğu mendireğinin görünür bölümü çok daha azdır. (Kültür Portalı)

Bilimsel rekonstrüksiyonlar ise özgün mendireklerin yaklaşık 320 metreye kadar uzandığını göstermektedir.

Buradaki iki farklı sayı bir çelişki değildir:

160 metre bugün iyi korunmuş ve izlenebilen bölümü, 320 metre ise antik yapının araştırmalarla hesaplanan muhtemel toplam uzunluğunu ifade etmektedir. (Roman Ports)

Liman girişini çevreleyen iki büyük mendirek, Pompeiopolis’in sıradan yerel bir iskele değil, büyük gemileri kabul edebilecek bölgesel bir liman olduğunu göstermektedir.

Roma Betonunun Mersin’deki 1.800 Yıllık Hikâyesi

Soloi limanının dünya arkeolojisi açısından ilginç taraflarından biri Roma deniz mühendisliğidir.

2009 yılında gerçekleştirilen ROMACONS — Roman Maritime Concrete Study araştırmaları limanın yapı tekniğini ayrıntılı biçimde inceledi.

Roma mühendisleri deniz içinde yapı inşa edebilmek için su altında sertleşebilen hidrolik harç/beton teknolojisini kullanıyordu.

Soloi-Pompeiopolis limanındaki araştırmalar bu teknolojinin Doğu Akdeniz’e kadar nasıl ulaştığını ve Roma İmparatorluğu’nun liman teknolojisinin ne kadar geniş bir coğrafyada standartlaşabildiğini göstermesi açısından değerlidir. (Wiley Online Library)

Araştırmalarda mendireklerdeki yapı sistemleri, taş bloklar ve beton dolgular incelenmiştir.

Bu nedenle Soloi limanı yalnızca arkeologlar açısından değil, antik mühendislik ve mimarlık tarihi açısından da uluslararası önem taşımaktadır.

Hadrianus, Antoninus Pius Ve Büyük Liman Projesi

Pompeiopolis limanındaki en büyük inşa faaliyetlerinden biri MS 2. yüzyılda gerçekleşti.

İmparator Hadrianus’un MS 130 civarında kente geldiği ve liman ile Liman Caddesi çalışmalarına maddi katkı sağladığı kabul edilmektedir. (DergiPark)

Limanın tamamlanması veya yenilenmesinin Antoninus Pius dönemine kadar uzandığı düşünülmektedir.

Bunu doğrulayan en olağanüstü belgelerden biri paradır.

MS 143–145 dolaylarına tarihlenen Antoninus Pius dönemine ait bir Pompeiopolis bronz sikkesinin arka yüzünde kentin limanı olduğu düşünülen yapı tasviri bulunmaktadır. (DergiPark)

Böylece arkeologların elinde son derece değerli üç ayrı kaynak vardır:

Denizin içindeki gerçek liman kalıntıları, arkeolojik ve jeolojik araştırmalar ve yaklaşık 1.900 yıl önce limanın görünüşünü betimleyen bir sikke.

Bu kombinasyon antik liman araştırmaları açısından çok değerlidir.

ROMACONS araştırmalarında alınan örneklerin radyokarbon değerlendirmeleri de mendireklerin önemli inşa evresinin MS 2. yüzyıl ortalarına tarihlenmesini desteklemektedir. (Roman Ports)

Pompeiopolis Limanında Neler Taşınıyordu?

Kesin ticaret listelerini yalnızca bugünkü buluntularla eksiksiz oluşturmak mümkün değildir.

Ancak Kilikia ve Doğu Akdeniz ticaret sistemi düşünüldüğünde Soloi’nin hinterlandındaki tarım ürünleri, kereste ve çeşitli doğal kaynaklar limana ulaşıyor; Akdeniz’in diğer bölgelerinden seramik, şarap, zeytinyağı ve başka mallar geliyordu.

Kentte ve çevresinde bulunan amphora ve Geç Roma seramikleri de Soloi’nin Akdeniz ticaret ağlarıyla ilişkisini göstermektedir.

Buradaki temel gerçek şudur:

Soloi’nin zenginliği denizden geliyordu.

Toroslar arka bahçesi, Akdeniz ise dünyaya açılan kapısıydı.

Tiyatro

Soli Höyük’ün kenarında Roma dönemine ait büyük bir tiyatro bulunmaktadır.

Bugün büyük bölümü toprak altında veya parçalı durumda olsa da eski gezginlerin çizimleri ve modern kazılar yapının varlığını ortaya koymaktadır.

2025 tarihli kent planı araştırmalarında tiyatrodan elde edilen veriler de kentin Roma dönemi planının yeniden oluşturulmasında kullanılmıştır. (Open METU)

Tiyatro yalnızca eğlence mekânı değildi.

Roma kentlerinde tiyatrolar siyasal temsil, kamu törenleri, kültürel etkinlikler ve kentsel kimliğin sergilenmesi bakımından da merkezi yapılardı.

Roma Hamamı

Liman Caddesi’nin batısında Roma hamamına ait kalıntılar bulunmaktadır.

Hamamlar Roma şehir yaşamının vazgeçilmez parçalarıydı.

Ancak işlevleri yalnızca yıkanmak değildi.

İnsanlar burada buluşuyor, sohbet ediyor, iş görüşmeleri yapıyor, spor ve sosyal faaliyetlere katılıyorlardı.

Bu nedenle Pompeiopolis hamamı kentin refah düzeyi ve gelişmiş kamusal yaşamının önemli göstergelerindendir. (DergiPark)

Kent Surları, Su Sistemi Ve Nekropol

Araştırmalar Pompeiopolis çevresinde kent surlarının, kulelerin, su yapılarının ve nekropol alanlarının bulunduğunu göstermektedir.

  1. yüzyılda bölgeye gelen gezginler bugün artık görülemeyen çok daha fazla antik kalıntıyı kaydetmişlerdir.

Bu durum Soloi arkeolojisinin en acı yanlarından birini ortaya çıkarmaktadır:

Bugün gördüğümüz antik kent, 1.800 yıl önceki kentin yalnızca küçük bir bölümüdür; hatta 200 yıl önce görülebilen yapıların bile önemli bir bölümü artık mevcut değildir. (DergiPark)

MS 3. Yüzyıl: Roma Dünyasının Krizi Soloi’ye Ulaşıyor

MS 3. yüzyıl Roma dünyasının en çalkantılı dönemlerinden biridir.

Sasani hükümdarı I. Şapur’un seferleri Kilikia kentlerini de etkiledi.

Soloi-Pompeiopolis’in de bu dönemde Sasani saldırılarından etkilendiği ve ele geçirildiği kabul edilmektedir. (DergiPark)

Ancak kent yaşamı tamamen sona ermedi.

Pompeiopolis Geç Roma döneminde yaşamaya devam etti.

Hristiyanlık Ve Bizans Pompeiopolis’i

Roma dünyasının Hristiyanlaşmasıyla Pompeiopolis de yeni bir döneme girdi.

Kent piskoposluk merkezi haline geldi.

Sütunlu caddenin kullanımı Geç Roma ve erken Bizans döneminde de devam etti; kent dokusuna yeni yapılar eklendi. (DergiPark)

Arkeolojik seramik buluntuları yerleşimde Geç Roma ve Bizans dönemlerine uzanan yaşam izlerinin bulunduğunu göstermektedir.

Dolayısıyla Soloi’nin hikâyesi Pompeius veya Roma İmparatorluğu ile sona ermez.

525–527 Depremi: Bir Kentin Sonunu Hazırlayan Felaket

MS 6. yüzyılın ilk yarısında Doğu Akdeniz son derece yıkıcı depremler yaşadı.

Bilimsel yayınlarda tarihleme küçük farklılıklar göstermektedir; Soloi-Pompeiopolis’in büyük yıkımı çoğunlukla MS 525/526, bazı yayınlarda ise 527 civarı olarak verilmektedir.

Deprem kentte ağır hasara neden oldu. (DergiPark)

Fakat bir antik kentin çöküşünü yalnızca tek bir depreme bağlamak doğru olmaz.

Deprem sonrası ekonomik zayıflama, limanın alüvyon ve kumlarla dolması, Sasani ve daha sonraki bölgesel çatışmalar, ticaret yollarındaki değişimler gibi faktörler üst üste geldi.

Bir zamanların büyük Pompeiopolis’i giderek terk edildi.

Liman Neden Toprağın Altında Kaldı?

Bugün Soloi’ye bakıldığında eski limanın önemli bir bölümünün artık denizde olmadığı görülür.

Bunun temel nedenlerinden biri alüvyon ve kum birikmesidir.

Araştırmalar antik dönemde bugünkünden farklı bir akarsu yatağının liman çevresinde etkili olmuş olabileceğini göstermektedir.

Akarsuların getirdiği tortular ile kıyı hareketleri zaman içerisinde liman havzasının dolmasına yol açmıştır. (DergiPark)

Bu nedenle günümüzde kara gibi görünen alanların bazı bölümleri yaklaşık iki bin yıl önce liman havzasının parçasıydı.

İşte arkeoloji burada insanı şaşırtır:

Mezitli’de bugün yürüdüğümüz bazı alanlarda Roma döneminde tekneler ve ticaret gemileri bulunuyordu.

19. Yüzyılda Soloi Çok Daha Görkemliydi

1811–1812 yıllarında Anadolu’nun güney kıyılarını inceleyen İngiliz deniz subayı Francis Beaufort, Soloi-Pompeiopolis’in ayrıntılı kayıtlarını tuttu.

Limanı çizdi.

Sütunlu caddeyi gördü.

Kent kalıntılarını tarif etti.

Daha sonraki gezginler Trémaux, Alishan ve Gertrude Bell gibi isimler de bölgedeki kalıntıları belgeledi.

2022 yılında yayımlanan kapsamlı araştırma, bu gezginlerin gördüğü birçok yapının günümüze ulaşmadığını ortaya koymaktadır. (DergiPark)

Bu belgeler bugün arkeologlar açısından adeta bir zaman makinesidir.

Çünkü kaybolmuş yapıların yerlerini eski çizimlerden ve fotoğraflardan öğrenebiliyoruz.

Peki Bu Kalıntılara Ne Oldu?

Soli-Pompeiopolis’in son iki yüzyıllık hikâyesi yalnızca doğal tahribatın hikâyesi değildir.

Antik yapı taşlarının başka yapılarda kullanılması, tarımsal faaliyetler, yollar, modern kentleşme ve yoğun yapılaşma arkeolojik peyzajın önemli bölümünü değiştirmiştir.

Mersin’in 19. ve 20. yüzyıllarda hızla büyümesiyle antik kent giderek modern yerleşimin içerisinde kalmıştır.

Bu nedenle Soloi bugün aynı zamanda kentsel arkeoloji ve kültürel mirasın korunması açısından önemli bir laboratuvardır. (DergiPark)

Bir tarafta binlerce yıllık kent vardır.

Diğer tarafta yaşayan modern Mezitli.

İkisinin birlikte korunması gerekmektedir.

Atatürk Soloi-Pompeiopolis’te

Soli’nin Cumhuriyet tarihi açısından da çok özel bir yeri vardır.

Mustafa Kemal Atatürk 21 Mayıs 1938 tarihinde Soli-Pompeiopolis’i ziyaret etmiş ve Sütunlu Cadde’de incelemelerde bulunmuştur.

Mersin Üniversitesi tarafından yayımlanan bilgilere göre Soli-Pompeiopolis, Atatürk’ün ziyaret ettiği son ören yeri olması açısından ayrıca önem taşımaktadır. (Mersin Üniversitesi)

Atatürk’ün yaşamının son aylarında gerçekleştirdiği bu ziyaret, Cumhuriyet’in arkeolojiye ve Anadolu’nun tarihsel mirasına verdiği önemin Mersin’deki simgelerinden biridir.

Modern Bilimsel Kazılar Ne Zaman Başladı?

Soli-Pompeiopolis’te modern sistematik arkeolojik kazılar 1999 yılında Prof. Dr. Remzi Yağcı başkanlığında başladı.

Bu çalışmalarla Soloi Höyük, Liman Caddesi, Roma yapıları ve farklı dönemlere ait tabakalar sistematik biçimde incelendi. (persee.fr)

Kazılar sayesinde kentin yalnızca Grek ve Roma dönemlerinden oluşmadığı; Tunç Çağı ve Hitit dünyasına kadar giden çok daha derin bir geçmişe sahip olduğu giderek daha iyi anlaşıldı.

Sonraki yıllarda Aratos Anıtı, Liman Caddesi, tiyatro ve farklı kent alanlarındaki araştırmalar genişletildi.

Bugün Kazıları Kim Yürütüyor?

Ulaşılabilen en güncel resmî bilgilere göre Soloi-Pompeiopolis çalışmaları Mersin Müzesi Başkanlığı ile Mersin Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Deniz Kaplan’ın bilimsel sorumluluğunda yürütülmektedir.

Antik kent 2025 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığının “Geleceğe Miras” projesine dâhil edilmiştir. (Mersin Üniversitesi Portal)

Hedef yalnızca kazı yapmak değildir.

Kazı, restorasyon, koruma, bilimsel araştırma ve ziyaretçi düzenlemelerinin birlikte ele alınması; uzun vadede Soloi-Pompeiopolis’in güçlü bir arkeopark niteliğine kavuşturulması amaçlanmaktadır.

Soloi-Pompeiopolis Dünya Arkeolojisinde Neden Önemlidir?

Soloi’yi Efes, Bergama, Perge veya Side gibi antik kentlerle yalnızca “hangi kent daha büyük?” sorusuyla karşılaştırmak bilimsel açıdan doğru değildir.

Soloi’nin değeri farklıdır.

Onu özel kılan katmanların birleşimidir.

Bir yerde Tunç Çağı ve Hitit Kilikia’sını araştırırken birkaç yüz metre ötede Grek kolonizasyonunun izlerini inceleyebilirsiniz.

Aynı kent Pers döneminde sikke basmaktadır.

Büyük İskender buraya gelir.

Helenistik çağın önemli bilim ve felsefe insanları Soloi adıyla anılır.

Tigranes kenti yıkar.

Pompeius yeniden kurar.

Roma, Akdeniz’in en gelişmiş liman mühendisliği teknolojilerinden birini burada uygular.

Hadrianus kente yatırım yapar.

Antoninus Pius döneminde limanın resmi sikkenin üzerine basılır.

Hristiyanlık döneminde kent piskoposluk merkezi olur.

Depremler kenti yıkar.

  1. yüzyıl gezginleri harabelerini çizer.

Atatürk 1938’de sütunlarının arasında yürür.

Ve bugün modern Mezitli aynı antik kentin çevresinde yaşamaya devam eder.

İşte Soloi’nin dünya arkeolojisindeki gerçek değeri budur: süreklilik.

Bir Limanın İçinden Dünya Tarihini Okumak

Arkeolojide bazı kentler tek bir dönemle özdeşleşir.

Pompeii denilince MS 79 Roma dünyası akla gelir.

Troya denildiğinde Tunç Çağı savaşları ve Homeros geleneği öne çıkar.

Efes Roma kent yaşamının en görkemli örneklerinden biridir.

Soloi-Pompeiopolis’in gücü ise birbirinden farklı uygarlık dönemlerinin aynı mekânda üst üste bulunmasındadır.

Bu nedenle Soloi Höyük’te bulunan küçücük bir seramik parçası ile Roma limanındaki tonlarca ağırlığındaki taş blok aynı tarih hikâyesinin farklı sayfalarıdır.

Soloi Aynı Zamanda Bir Denizcilik Arkeolojisi Alanıdır

Soli-Pompeiopolis’i Türkiye’deki pek çok kara antik kentinden ayıran başka bir özellik de deniz arkeolojisi boyutudur.

Limanın bir bölümünün deniz içerisinde hâlâ izlenebilmesi, dalgakıranların incelenebilmesi ve sualtı araştırmalarının gerçekleştirilebilmesi bilim insanlarına antik kıyı çizgisini ve Roma mühendisliğini araştırma fırsatı sağlamaktadır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı da Soloi-Pompeiopolis’i antik liman kalıntılarının gözle görülebildiği ender ören yerlerinden biri olarak tanımlamaktadır. (Kültür Portalı)

Uluslararası sualtı arkeolojisi literatüründe de Soloi limanının incelendiği hakemli araştırmalar bulunmaktadır. (Wiley Online Library)

Önümüzdeki Yıllarda Soloi’de Neler Bulunabilir?

Burada arkeolojinin en heyecan verici tarafına geliyoruz.

Bugün gördüğümüz Soloi-Pompeiopolis, henüz tamamen ortaya çıkarılmış bir kent değildir.

Kent planı araştırmaları bile antik sokakların ve yapı adalarının önemli bir bölümünün modern yüzey altında bulunduğunu göstermektedir.

Liman Caddesi’nin devamı, decumanus maximus, tiyatro çevresi, hamam yapıları, Helenistik kentin planı, Soloi Höyük’ün daha eski tabakaları ve liman havzası gelecekte çok daha fazla bilgi sunabilecek alanlardır. (Open METU)

Dolayısıyla Soloi hakkında yazılan tarih kitabı henüz tamamlanmış değildir.

Yeni kazılan her metre, kitabın yeni bir sayfasını açabilir.

Kısa Kronoloji

Tarih Soloi-Pompeiopolis
MÖ 2. binyıl Soloi Höyük çevresinde Tunç Çağı/Hitit-Kizzuwatna dünyasıyla bağlantılı yerleşim
MÖ 7. yy Grek/Ege bağlantılarının güçlenmesi; geleneksel olarak Rodos-Lindos kolonizasyonu
MÖ 5. yy ortaları Soloi’de sikke basım geleneğinin başlaması
MÖ 6.–4. yy Pers/Ahameniş etkisi
MÖ 333 Büyük İskender’in Kilikia seferi ve Soloi
MÖ 3.–2. yy Helenistik ve özellikle Seleukos dönemi
MÖ 3. yy Aratos ve Soloi’nin entelektüel dünyasının yükselişi
Yaklaşık MÖ 83 II. Tigranes’in Soloi’yi ele geçirmesi
MÖ 67 sonrası Pompeius’un korsanlara karşı seferi
MÖ 66/65 civarı Soloi’nin Pompeiopolis adıyla yeniden düzenlenmesi
MS 1.–3. yy Roma kentinin en görkemli dönemleri
MS 2. yy Hadrianus–Antoninus Pius döneminde büyük liman ve cadde faaliyetleri
MS 3. yy Sasani saldırıları ve bölgesel kriz
Geç Roma Pompeiopolis’in piskoposluk merkezi olması
MS 525–527 civarı Büyük deprem ve ağır yıkım
Sonraki yüzyıllar Kentin giderek terk edilmesi ve limanın dolması
1811–1812 Francis Beaufort’un liman ve kent kalıntılarını belgelemesi
21 Mayıs 1938 Mustafa Kemal Atatürk’ün Soloi-Pompeiopolis ziyareti
1999 Sistematik arkeolojik kazıların başlaması
2019–2022 Aratos Anıt Mezarı çalışmalarının yoğunlaşması
2025 Geleceğe Miras Projesi kapsamına alınması

Sonuç: Mezitli’nin Altında Bir Kent Değil, Bir Uygarlıklar Arşivi Var

Soli-Pompeiopolis’e bugün sadece yol kenarında duran birkaç Roma sütunu olarak bakarsak bu kente büyük haksızlık etmiş oluruz.

Çünkü o sütunların altında ve çevresinde Hititlerin dünyası, Kilikialılar, Ege’den gelen denizciler, Pers yöneticileri, Büyük İskender’in askerleri, Helenistik düşünürler, Romalı tüccarlar, Pompeius’un yerleştirdiği eski korsanlar, Roma imparatorlarının görevlileri, Hristiyan din adamları ve Akdeniz’in sayısız denizcisi aynı toprağın farklı zamanlarında yaşamıştır.

Soli, Mersin tarihinin başlangıç noktalarından biri değildir yalnızca.

Doğu Akdeniz tarihinin önemli kavşaklarından biridir.

Bugünkü Mezitli’nin apartmanlarından birkaç yüz metre ötede yaklaşık iki bin yıl önce büyük bir limana gemiler giriyor, sütunlu caddede tüccarlar dolaşıyor, heykellerin altında insanlar alışveriş yapıyor ve Toroslardan gelen ürünler Akdeniz dünyasına dağıtılıyordu.

Daha da geriye gidildiğinde aynı kıyıda Hitit çağının ticaret ağlarının izleri görülmektedir.

Bu nedenle Soloi-Pompeiopolis’in korunması yalnızca Mezitli’nin ya da Mersin’in yerel meselesi değildir.

Bu alan Anadolu ve Akdeniz uygarlık tarihinin ortak mirasıdır.

Belki de Mersin’in turizm ve kültür politikalarında yapılması gereken en büyük zihinsel değişiklik tam burada başlamalıdır:

Soli’yi “birkaç sütunun bulunduğu ören yeri” olarak değil,

3.500 yıllık bir Akdeniz metropolünün toprak altında bekleyen büyük arkeolojik bütünü olarak görmek.

Çünkü Mezitli’de toprağın altında hâlâ anlatılmamış bir kent vardır.

Ve Soloi-Pompeiopolis hakkında bildiklerimiz son derece değerli olsa da arkeolojinin bize söylediği belki de en heyecan verici gerçek şudur:

Henüz bilmediklerimiz, bildiklerimizden çok daha fazla olabilir.

Başlıca Bilimsel Kaynaklar

Bu araştırmada özellikle Remzi Yağcı’nın The Importance of Soli in the Archaeology of Cilicia in the Second Millennium B.C. çalışması; Soloi-Pompeiopolis kazı raporları; Şahin Yıldırım’ın Yeni Araştırmaların Işığında Soloi-Pompeiopolis Liman Caddesi çalışması; Hale Güney’in Türk Tarih Kurumu Belleten’de yayımlanan Soloi-Pompeiopolis sikkeleri araştırması; Christopher Brandon, Robert L. Hohlfelder, John Peter Oleson ve Nicholas Rauh’un International Journal of Nautical Archaeology’de yayımlanan ROMACONS liman araştırması; Hakan Öniz’in sualtı arkeolojisi araştırması; Yasemin Sarıkaya Levent’in Soloi-Pompeiopolis’in son iki yüzyılını inceleyen çalışması; Deniz Kaplan ve Burak Belge’nin 2025 tarihli Soloi-Pompeiopolis Antik Dönem Kent Planına İlişkin Tespitler makalesi ile Mersin Üniversitesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığının güncel kayıtları esas alınmıştır. (persee.fr)

Haber Merkezi

Yazarın tüm yazıları →

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir