Enver Paşa ‘tongaya düştü’… Alman general bile akıl erdiremedi: Almanların oyununa nasıl geldik… ‘Hileci İngilizlerin’ kurnaz oyunu

Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı’ndan ağır kayıplarla ayrıldı. 1918’de imzalanan Mondros Ateşkesi ile ordusu terhis edildi, toprakları İtilaf devletlerince işgâle açıldı. Ardından, topraklarını fiilen parçalara bölme hedefiyle İmparatorluğa Sevr Antlaşması dayatıldı.
Bu elim sonuca giden yolda ağır kayıplar veren Osmanlı’yı manevi olarak en çok sarsan kayıp kutsal topraklardı. Filistin de bu bölgeler arasındaydı. 1917 senesinde kurulan Yıldırım Ordular Grubu’nda kurmay subay olarak bizzat bulunmuş olan Mirliva Sedat Doğruer (1884-1955), “Filistin’e Veda” kitabında adım adım nasıl Filistin hezimetine gidildiğini anlattı.
ALMANLARIN ‘KANAL’ ISRARI
1914 senesi sonlarında İngilizler, Irak cephesini açmış ve Çanakkale için hazırlıklar yapıyordu. Aynı dönem Osmanlı’nın müttefiki Almanlar, Başkumandan Vekili Enver Paşa’yı Türklerin Mısır’a girmesi için ikna etmeye çalışıyordu.
Almanlar, Türklerin varabilmesi durumunda Mısır’da halkın İngilizlere karşı ayaklanacağını savunuyordu. Mirliva Sedat Doğruer, Almanların bu şekilde, kestirme Süveyş Kanalı’nı ele geçirerek İngilizlere Hint yollarını uzatmanın derdinde olduğunu ifade ediyor. Başarılı olunamasa bile İngilizler, Mısır’a asker sevk ederek diğer cephelerde kuvvetlerini zayıflatacaktı.
SAVAŞ ÖNCESİ ALMANLARLA TOPLANTI
Doğruer, bu noktada Alman General Liman von Sanders’in konuya dair hatıratını alıntılıyor. Liman Paşa, Osmanlı’nın savaşa girmesinden hemen önce bir toplantının yapıldığından bahsediyor. Toplantıda Enver Paşa, Alman sefiri, Amiral Souchon, Alman askerî ataşemiliteri ve ataşenavali, Alman askerî misyonu kapsamında Osmanlı genelkurmay 2. başkanı olan Paul Bronsart Schellendorff ve diğer bazı büyük rütbeli Alman subaylarla Liman Paşa bulunuyordu. Toplantıya Alman çoğunluğu hakimdi.
Liman Paşa
ALMAN GENERAL BİLE ‘AKIL ERDİREMEDİ’
Toplantıda, Osmanlı’nın Süveyş Kanalı’na harekât düzenlemesinin uygunluğu tartışılıyordu. Genel kanının aksine Liman Paşa, “Türkiye’nin imkânlarının kısıtlılığına bakarak Mısır’ı fethetmenin nasıl mümkün olacağına akıl erdiremediğini” düşünüyordu. Liman Paşa, bu düşüncesini şu ifadelerle destekliyor:
“Deniz, İngilizlerin elinde olduğu için az zamanda Hindistan’dan, müstemlekelerinden veyahut ana vatandan Mısır’a kuvvetli kıtaların sevkine daima muktedir idiler. Süveyş Kanalı’ndaki İngiliz mevkileri ise o zamanki harp vasıtalarının her türlüsüyle donatılmış idi. Kanal’ın her iki tarafından dört demir yolu hattı ve çok sayıda demir yolu vasıtası, elde mevcut kıtaları tehdit edilen noktalara süratle ulaştırma imkânını verirdi.”
Liman Paşa’nın gerçekçi ancak muhalif görüşleri tepkisiz kalmadı. Muhtelif Alman makamlarına aksettirilmesinin ardından Liman Paşa’ya bir telgraf gelir. Mısır’a karşı bir teşebbüsün önemine vurgu yapılan mesajda, Liman Paşa’dan “harekâta muhalif olan değerli görüşlerini bu noktaya uygun olacak şekilde değiştirmesi” istenir.
‘ENVER PAŞA’YI ALDATMAK İÇİN TERTİPLENMİŞ BİR MANEVRA’
Liman Paşa’nın değerlendirmesini “makûl” olarak niteleyen Mirliva Sedat Doğruer, “Fakat bu değerlendirmeler Almanların maksatlarına aykırı idi. Arzu edilen, Türk ordusunun Mısır’ı fethetmesi gibi bir hayalin gerçekleşmesi değildi” ifadelerine yer veriyor. Doğruer, bunun “Enver Paşa’yı aldatmak için tertiplenmiş bir manevra” olduğunu belirtiyor.
‘MAKSAT İNGİLİZLERİN MEŞGUL EDİLMELERİ’
Toplantıda Enver Paşa’dan başka hangi Türk’ün bulunduğunun meçhûl olduğuna dikkat çeken Doğruer, şu ifadelerle devam ediyor:
“Fakat herhâlde büyük bir Alman çoğunluğu ile Mısır seferleri kararının verildiğinden şüphe yoktur. Türk kuvvetleri bu uğurda mahv ve perişan olabilir, maksat Türkler için zafer kazanılması değil, İngilizlerin Mısır’da meşgul edilmeleri…”
Toplantıda alınan karara, Türkiye tarafından Almanlara bir teklif şekli verilmesini vurgulayan Doğruer, bu hâlin, daha harbin başlangıcında Türk hükümet ve ordusunun “nasıl bir oyuncak gibi görülüp kullanıldığını gösterdiğini” yazıyor.
Alman İmparatoru II. Wilhelm İstanbul ziyareti sırasında Enver Paşa ile birlikte (1917)
‘HİLECİ İNGİLİZLERİN’ KURNAZ OYUNU
Doğruer, İngilizlerin 300 bin kişilik bir kuvvetle Türklerin Mısır’a yürümesinden endişe duyduğunu anlatıyor. Bu endişenin yersiz olduğunu belirten Doğruer, bunun arkasında İngilizlerin, Fransa’nın Avrupa cephelerindeki destek isteklerine karşı Mısır’ı bahane olarak sürme amacının yer aldığını belirtiyor.
Doğruer’e göre, “çok hileci olan İngiliz istihbarat teşkilatının” gazeteler yoluyla kamuoyunu buna inanmaya sevk etmiş olması pek muhtemeldi. Doğruer, Osmanlı’nın buraya kısa sürede bu denli bir kuvveti sevk edecek kapasitede ulaşım hattının olmadığının İngilizler tarafından meçhul olmasının imkânsızlığını vurguluyor.
ENVER PAŞA’NIN MEZİYETLERİ
İlerleyen satırlarda Enver Paşa’nın orduyu hazırlama ve Çanakkale cephesini tahkim etme hususunda iyi iş çıkardığını belirten Doğruer, Enver Paşa’nın Balkan Harbi’nden alınan mağlubiyet sonrası Dünya Savaşı’na kadar geçen sürede orduyu son şekline getirmek için “müstesna bir kudret” gösterdiğinden bahsediyor. Enver Paşa’nın çok cesur olduğunu belirten Doğruer, ancak bunun aceleci ve şiddetli kararlara sevk ettiğini belirtiyor.









Yorumlar