İçeriğe geç
DOLAR50,03 ₺▲ %0,00
EURO56,26 ₺▲ %0,00
Mersin21°CAz Bulutlu
⚡ SON DAKİKA
Tüm Son Dakika →
Kentin Başarılı İnsanları

Okan Merzeci: Bir Kentin Yollarında, Okullarında ve Hafızasında Yaşamak

Paylaş
Haberi Dinle

Bir insanın bir kentte bıraktığı iz nasıl ölçülür? Açtığı yollarla mı, yapılmasına katkı sunduğu okullarla mı, yoksa yıllar sonra kendisini anlatanların sesindeki sıcaklıkla mı?

Hüseyin Okan Merzeci’nin yaşamına bakıldığında, bu sorunun tek bir cevabı olmadığı görülüyor. Mersin’in eski belediye başkanlarından Merzeci’nin adı bugün kentin günlük hayatında dolaşırken, hayatı da meslek, siyaset, eğitim ve dayanışmanın birbirine değdiği bir hikâye sunuyor.

Mersin Dergisi’nin “Kentin Başarılı İnsanları” dizisinde bu kez, 1939’da Mersin’de başlayıp 20 Ekim 1997’de Münih’te sona eren bu hayatın izini sürüyoruz.

MERSİN’DE BAŞLAYAN, ALMANYA’DA ŞEKİLLENEN BİR YOLCULUK

Kent tarihçisi H. Şinasi Develi’nin aktardığına göre Merzeci, 16 Haziran 1939’da Mersin’in Mesudiye Mahallesi’nde doğdu. Köklü bir Mersin ailesine mensuptu; amcası Fahri Merzeci de belediye başkanlığı yapmıştı.

Eğitim yolculuğu onu Almanya’ya götürdü. Prof. Dr. Erkan Aktaş’ın biyografik değerlendirmesinde, Münih’teki Oskar von Miller Teknik Okulu’nda inşaat mühendisliği eğitimi aldığı belirtiliyor. Cumhuriyet gazetesinin 21 Ekim 1997 tarihli haberinde de Almanya’daki mühendislik eğitimi ve 1968’den itibaren sürdürdüğü müteahhitlik yaşamı yer alıyor.

Develi, onun öğrencilik yıllarında çalışarak geçimini sağladığını anlatıyor. Böylece ileride bir kenti yönetecek kişinin yaşam öyküsünde, eğitimin yanında emeğin de belirgin bir yeri olduğu görülüyor.

Almanca ve İngilizce bilen Merzeci, evli ve iki kız çocuğu babasıydı. Eşi Candan Merzeci’nin adı ise bugün Mersin’de bir eğitim kurumunda yaşıyor.

İKİ AYRI DÖNEMDE ÜSTLENDİĞİ KENT SORUMLULUĞU

Merzeci, 1984 yerel seçimlerinde Anavatan Partisi’nden Mersin Belediye Başkanı seçildi. İlk seçilmiş başkanlık dönemi 1989’a kadar sürdü. 27 Mart 1994 seçimlerinde yeniden göreve geldi; bu kez Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı olarak.

İlk ve ikinci dönemi arasında Kaya Mutlu’nun başkanlığı bulunuyordu. Merzeci’nin ikinci dönemi, 1997’deki vefatıyla sona erdi. Ardından belediye meclisi, 28 Ekim 1997’de Halil Kuriş’i başkan seçti.

Görevleri kent yönetimiyle de sınırlı kalmadı. Dönemin Cumhuriyet haberine göre 1984–1989 arasında Avrupa Konseyi Çevre ve Planlama Komisyonu’nda delegelik yaptı. Mersin İdman Yurdu’nun başkanlar listesinde de Hüseyin Okan Merzeci’nin adı yer alıyor.

Bu görevler birlikte okunduğunda, mesleki birikimini yerel yönetim, çevre ve spor alanlarına taşıyan bir portre ortaya çıkıyor.

BÜYÜYEN BİR KENTE MÜHENDİS GÖZÜYLE BAKMAK

Aktaş’ın değerlendirmesinde Güneykent, Akbelen konutları, Batı Yakası ve Menderes Bulvarı, Merzeci’nin kentleşme mirasının başlıca örnekleri arasında sayılıyor. Bu projeler üzerinden onun, Mersin’in büyümesini konut, ulaşım ve kıyı düzenlemesiyle birlikte ele alan yönüne dikkat çekiliyor.

Develi de sebze hali ve dönemin otogarının onun başkanlığı sırasında inşa edildiğini kaydediyor. Ancak kamulaştırma ve planların önceki yönetim döneminde hazırlandığını özellikle belirtiyor.

Bu ayrıntı, kent tarihini doğru anlatmak için kıymetli: Bir şehrin gelişimi, birbirini izleyen insanların ve yönetimlerin emeğiyle gerçekleşiyor. Merzeci’nin katkısını görünür kılmak, bu ortak emeğin içindeki yerini doğru tarif etmeyi de gerektiriyor.

BİR OKULUN TARİHÇESİNDE KAYITLI KİŞİSEL KATKI

Merzeci’nin Mersin’e bıraktığı en somut izlerden biri eğitim alanında bulunuyor.

Candan Merzeci Ortaokulu’nun resmî tarihçesine göre okulun inşasına 17 Eylül 1996’da başlandı; yapı 30 Ağustos 1997’de tamamlandı. Kurum, 1997–1998 eğitim öğretim yılına 410 öğrenci, 17 derslik ve dokuz branş öğretmeniyle başladı.

Aynı kayıtta, dönemin parasıyla 50 milyar liralık inşaat maliyetinin 10,5 milyar lirasının devlet tarafından, kalan 39,5 milyar lirasının ise Hüseyin Okan Merzeci tarafından karşılandığı belirtiliyor.

Bir okulun kuruluş kaydı, çoğu zaman tarihler ve rakamlarla okunur. Buradaki rakamların karşılığı ise sınıfa giren çocuklar, ders anlatan öğretmenler ve yıllar boyunca süren eğitimdir. Merzeci’nin katkısı bu nedenle geçmişte yapılmış bir bağışın ötesinde, kuşaklar boyunca devam eden bir kamusal faydaya dönüşüyor.

BAHRİYE İLKOKULU’NDA DAYANIŞMANIN İZİ

Bahriye İlkokulu’nun tarihçesi de onun eğitimle kurduğu ilişkinin başka bir örneğini sunuyor.

Okulun resmî anlatımına göre Akdeniz Çıkarma Filosu Subay ve Astsubay Eşleri Derneği ile Komodor Albay Mehmet Pepe’nin inşaat malzemesi sağladığı yapı için Merzeci bir müteahhit görevlendirdi. Yedi derslikli okul, 14 Ağustos 1987’de Millî Eğitim Bakanlığına teslim edildi.

Bu örnekte belediye başkanının rolü, farklı katkıları bir eğitim yapısında buluşturmak olarak karşımıza çıkıyor. Kent için çalışmanın bir biçimi de böyle bir dayanışmayı mümkün kılmak.

YUMUKTEPE’DE GEÇMİŞE UZANAN DESTEK

Merzeci’nin katkıları arasında, kamuoyunda okul ve yol çalışmaları kadar bilinmeyen bir başlık daha var: Mersin’in arkeolojik mirasına destek.

Kültür Bakanlığının XVII. Kazı Sonuçları Toplantısı yayınında yer alan, Veli Sevin ve Isabella Caneva imzalı “1994 Yılı Mersin/Yumuktepe Kazıları” raporu bu desteği açıkça kaydediyor.

Rapora göre Merzeci, bilim kurulunun konaklaması için Mersin İdmanyurdu tesislerinden yararlanmasını sağladı. Kazı ekibinin ulaşımı için belediyeden bir midibüs tahsis etti ve kazıya kişisel maddi yardımda bulundu.

Bu kayıt, onun kentle ilişkisinin farklı bir yönünü gösteriyor. Yapılan destek, arkeologların çalışmalarını sürdürmesini kolaylaştırırken Mersin’in geçmişini anlamaya yönelik bilimsel çabaya da katkı sağlıyordu.

FİKİRLERİNİN İZİNİ UYGULAMALARINDA ARAMAK

Merzeci’nin yönetim anlayışını anlamak için çalışma arkadaşlarının anlatımlarına da bakmak gerekiyor.

Develi, farklı bir siyasi partiden olmasına rağmen Merzeci’nin kendisiyle çalışmak istediğini aktarır. Bu tanıklık, onun belediye hizmetinde iş birliğine verdiği önemin bir örneği olarak okunabilir.

Aktaş ise 68’liler Ormanı girişimine sağladığı desteği anlatırken Merzeci’nin çevre çalışmalarına siyasi ayrımların ötesinden bakabildiğini vurgular. Aynı yazıda, kıyıdan kuzeye doğru kademelenen yapılaşmayla daha fazla binanın denizden yararlanmasını öngören bir kent düşüncesinden de söz edilir. Bu, tamamlanmış bir uygulama olarak değil, ona atfedilen kentleşme yaklaşımı olarak değerlendirilmelidir.

Bu anlatımların ortak noktasında iş birliği, çevre ve kentin yaşam kalitesi bulunuyor. Okula ve kazı ekibine verdiği belgeli destekler de bu portrenin somut parçalarını oluşturuyor.

KÜLTÜR HAYATINDA BİR DÖNEM

Münif Aparı’nın Mersin festivallerini ele aldığı yazısı, Merzeci’nin ilk başkanlık döneminin kültürel ortamına da ışık tutuyor.

Aparı, 1984–1989 yıllarında tekstil ve moda festivali kapsamında defile ve konserlerin düzenlendiğini, kentte festival hareketliliğinin yeniden yaşatılmaya çalışıldığını anlatıyor. Yazısındaki dönem bilgilerini, aralarında eski belediye başkan yardımcısı Neşet Tarhan’ın da bulunduğu isimlerin aktarımlarıyla derlediğini belirtiyor.

Böylece Merzeci döneminin hikâyesine, yolların ve yapıların yanında insanların bir araya geldiği etkinlikler de ekleniyor.

ÇALIŞMA ARKADAŞLARININ HATIRLADIĞI İNSAN

Develi’nin anılarında Merzeci, vatandaşların doğrudan ulaşabildiği, ihtiyaç sahiplerine kendi imkânlarıyla yardım eden bir başkan olarak betimleniyor. Öğrencilere verdiği bursların sayısının bir dönem 130’a ulaştığını da Develi aktarıyor.

Bu anlatımlar kişisel tanıklık niteliğinde. Yine de bir yöneticinin günlük hayatta nasıl hatırlandığını anlamak için değer taşıyorlar. Resmî belgeler hangi görevin ne zaman yapıldığını anlatırken, böyle anılar insanlarla kurulan ilişkinin izini taşıyor.

58 YILLIK BİR ÖMÜR, DEVAM EDEN BİR HATIRA

Okan Merzeci, 20 Ekim 1997’de tedavi gördüğü Münih’te yaşamını yitirdi. Henüz 58 yaşındaydı.

Bugün Mersin’de adını taşıyan bulvar, mahalle ve eğitim kurumu, onun hatırasını yeni kuşaklarla buluşturuyor. Ancak yaşamının anlamı bu adlandırmalardan daha geniş: Bir okulun kuruluşunda, bir kazı raporunun teşekkür bölümünde, bir çalışma arkadaşının anısında da onunla karşılaşıyoruz.

Mersin’in başarılı insanlarını anlatmak, kentin bugününe nasıl geldiğini anlamanın yollarından biri. Okan Merzeci’nin öyküsü de başarının kamusal karşılığını hatırlatıyor: Sahip olunan bilgi ve imkânın, başkalarının hayatında neye dönüştüğü.

Bir insanın ömrü sona eriyor. Yapılmasına katkı sunduğu okulda ders devam ediyor; desteklediği kazıda geçmişin izleri araştırılıyor. Kentin hafızası biraz da böyle kuruluyor.

Haber Merkezi

Yazarın tüm yazıları →

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mersin DergisiUygulama gibi kullanmak için ana ekrana ekleyin.