Cumhuriyetimizin 103. Yıldönümü Kutlu Olsun!

Cumhuriyetimizin 103. Yıldönümü Kutlu Olsun!
Gecenin en karanlık saatinde doğar en parlak şafaklar. Ve o şafak, 29 Ekim 1923 sabahı, bu toprakların kalbinde Ankara’da doğdu. Bir millet, küllerinden yeniden doğdu o gün. Boyunduruk altına girmeyi reddeden, diz çökmeyen, teslim olmayan bir halkın destanıydı bu. Anadolu’nun yanık topraklarında, yüreklerde tek bir cümle yankılanıyordu :“Ya istiklal, ya ölüm! ”O cümle, cepheden cepheye taşınmakla kalmadı. Kadını erkeği, çocuğu yaşlısıyla bir büyük mücadele yurdun dört bir yanını sarmasını da sağladı… Ve sonunda bu vatanın her karışı şehit ve gazi kanıyla sulanarak bu milleti ayağa kaldırdı.
29 Ekim bir milletin boynundaki zincirin kırıldığı, bir halkın kendi kaderine sahip çıktığı gündür. Cumhuriyet, bir hükümet biçimi değildir yalnız sevgili okurlarım, o bir var oluş manifestosudur. Atatürk, bir ulusun yüreğinden doğan en büyük hayali dile getirdiğinde, o cümle tarihe kazındı: “Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun idare, Cumhuriyet idaresidir.” Ve o günden beri her 29 Ekim, sadece bir takvim günü değildir. Bir dirilişin, bir devrimin, bir onurun da yıl dönümüdür.
Cumhuriyet, savaş meydanlarında kazanıldı ama kalemle, bilimle, ilimle, emekle ve çok büyük özveriyle büyüdü. Karanlığa karşı yakılan meşale, cehaletin üstüne doğan bir güneşti. Kadınlar eşit yurttaş oldu, çocuklar okula kavuştu, ulus, bilimin rehberliğinde çağdaş dünyaya doğru yürüdü. Atatürk, milletine bir hedef gösterdi: “Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak.” Bu hedef, hâlâ yolumuzu aydınlatan yıldızdır.
Bugün, Cumhuriyetimizin kuruluşundan tam 103 yıl sonra hâlâ aynı göğün altında, aynı bayrağın gölgesinde toplanıyoruz. Rüzgârda dalgalanan o al bayrak, inançla, fedakârlıkla, umutla ve yüz binlerce şehit ve gazi kanıyla boyanmıştır. Çünkü bu vatanın her karesi atalarımızın asil kanlarıyla sulanmıştır. Bu bilinçle her 29 Ekim’de kalbimizde büyük minnet, şükran dolu bir titreyiş olur. Bu bir ulusun yeniden doğuşuna tanıklık etmenin büyük onuru ve büyük bir liderin, Ata’mızın uzak görüşlülüğünü anmanın saygısıdır.
Ve o liderin sonsuz sözüyle yankılanır meydanlar: “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Cumhuriyet… Bir ışık, bir nefes, bir sözdür. O söz, dedemizin dudaklarından torunumuzun kalbine ulaşan bir emanettir. O emaneti taşımak, yalnızca bir görev değil, bir onurdur. Bugün o onurla bir kez daha söylüyoruz tam bir yurttaş bilinciyle: Ne mutlu Türk’üm diyene!
Sevgili okurlarım, şimdi dünyadan Cumhuriyet’imize ve Mustafa Kemal Atatürk’e Dair sözlerden birkaçını anımsayalım…
“Atatürk’ün adı, insanlığa, bu yüzyılın en büyük başarılarını hatırlatmaktadır. Türk Cumhuriyeti’nin doğuşundan daha büyük bir başarı örneği gösterilemez.” John F. Kennedy, ABD Başkanı
“Atatürk, Müslüman dünyasında egemenliğin halkın iradesine dayandığını ilk gösteren liderdir.”Jawaharlal Nehru, Hindistan Başbakanı
“O, dünya tarihinde ender rastlanan bir asker ve devlet adamıdır. Halkına, imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir Türkiye kazandırmıştır.” Winston Churchill, İngiltere Başbakanı
“Atatürk yalnız Türkiye’nin değil, bütün dünyanın malıdır.” Albert Einstein, Bilim insanı
“Yirminci yüzyılda hiçbir lider, ülkesine Atatürk kadar çok şey kazandırmamıştır. Alfabeden kültüre, bağımsızlıktan çağdaşlığa uzanan büyük bir dönüşümü başlatmıştır.” General Wesley Clark, ABD
Tam103 yıl geçti sevgili okurlarım, ama o ilk günkü coşku hâlâ damarlarımızda dolaşmakta ve o gün yakılan meşale, bugün de her evin, her yüreğin içinde yanmaktadır. Cumhuriyet, yalnızca geçmişin zaferi değil; geleceğin teminatıdır. Ve biz, o emaneti taşımaya ant içmiş bir milletiz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. Yaşasın Cumhuriyet!









