← Mersin Dergisi
ilker Taşyürek

Birini Bulmak Başka, Birbirini Bulmak Başka

ilker Taşyürek
📅 23 Ağustos 2026 32
PaylaşWhatsAppFacebookXTelegram

Birini Bulmak Başka, Birbirini Bulmak Başka

Hayatta birini bulmakla, birbirini bulmak arasında dağlar kadar fark var.

Birini bulursanız zaman geçirirsiniz.
Birbirinizi bulursanız ömür geçirirsiniz.

Belki de insan bunu gençken pek anlayamıyor. Gençlikte sevginin heyecanını aşk sanıyor, özlemeyi bağlanmak, birlikte eğlenmeyi anlaşmak, aynı masada oturmayı aynı hayata bakmak zannediyoruz. Zaman geçtikçe öğreniyoruz ki bir insanın yanında olmak başka, onunla gerçekten yan yana yürüyebilmek bambaşka bir şeymiş.

Ben bugün geriye dönüp baktığımda hayatın bana en çok öğrettiği şeylerden birinin bu olduğunu düşünüyorum.

Hayat İnsanlara Değil, İlişkilere Karne Veriyor

Hayatım boyunca birçok insan tanıdım.

Öğrencilerim oldu, öğretmen arkadaşlarım oldu, dostlarım, yol arkadaşlarım, birlikte mücadele ettiğim insanlar oldu. Bir okulun kapısından ilk kez giren çocuğun gözlerindeki heyecanı da gördüm, yıllarca emek verdiğim insanların bir gün hiç beklemediğim biçimde uzaklaşmasını da.

Bir aile kurdum. Çocuklarım oldu. Bir babanın yaşayabileceği en güçlü sevgilerden birini yaşadım. Uzun yıllar süren bir evlilikten sonra ayrılığı da öğrendim.

Dolayısıyla bugün ilişkilere yirmili yaşlarımın gözleriyle bakmıyorum.

Artık benim için mesele yalnızca “Birini sevmek” değil.

Asıl mesele şu:

İki insan birbirinin hayatında nasıl bir yer açıyor?

Çünkü bazı insanlar hayatınıza girer, yer kaplar.

Bazıları ise hayatınıza girer, size yer açar.

İşte bütün fark burada başlar.

Birini Bulmak Kolaydır

Birini bulabilirsiniz.

Birlikte kahve içersiniz.

Akşam yemeğine gidersiniz.

Deniz kenarında yürürsünüz.

Saatlerce konuşursunuz.

Gülersiniz, eğlenirsiniz, özlersiniz.

Bunların hepsi güzeldir. Hatta bir ilişkinin başlaması için gereklidir de.

Ama bunların hiçbiri tek başına iki insanın birbirini bulduğu anlamına gelmez.

Çünkü güzel vakit geçirmek başka şeydir, hayat kurabilmek başka.

Asıl sınav sıradan günlerde başlar.

Biriniz yorgunken…

Biriniz üzgünken…

Birinizin işleri kötü giderken…

Birinizin hayatındaki dengeler değişirken…

Birinizin diğerine ihtiyacı olduğunda…

İşte o zaman sevginin makyajı çıkar ve ilişkinin gerçek yüzü görünür.

Ben hayatım boyunca şunu gördüm:

İnsanları iyi günlerde tanımak çok zordur.

Çünkü iyi günlerde herkes güzel görünür.

İnsanı; yorulduğunuzda, düştüğünüzde, bir şeye ihtiyacınız olduğunda, beklentiniz onun beklentisiyle çatıştığında tanırsınız.

Birbirini Bulmak, Birbirinin Hayatını Öğrenmektir

Birbirini bulan iki insan yalnızca birbirinin yüzünü sevmez.

Birbirinin hayatını öğrenir.

Neye kırıldığını bilir.

Neye sevindiğini bilir.

Neden sustuğunu anlar.

Bazen anlatmasına bile gerek kalmadan yüzündeki değişikliği fark eder.

Ama bundan da önemlisi, öğrendiği bu bilgileri karşısındakine karşı silah olarak kullanmaz.

Çünkü insanın size en savunmasız hâlini göstermesi büyük bir teslimiyettir.

Bir insan size çocukluğunu anlatıyorsa…

Korkularını anlatıyorsa…

Başarısızlıklarını anlatıyorsa…

Geçmişte yaşadığı kırgınlıkları anlatıyorsa…

Aslında size kalbinin anahtarını veriyordur.

O anahtarla kapıyı açıp içeri girmek de mümkündür, o anahtarı bir gün ona karşı kullanmak da.

İşte karakter tam burada ortaya çıkar.

Sevgi Birbirinin Hayatını Kolaylaştırmaktır

Ben yıllarca öğretmenlik yaptım.

Eğitimde şunu öğrendim: Bir çocuğu değiştirmek istiyorsanız önce onu anlamalısınız.

Bir öğrencinin neden başarısız olduğunu anlamadan ona yalnızca “Çalış” demek ne kadar eksikse, bir ilişkide karşı tarafı anlamadan sürekli “Sen şöyle olmalısın” demek de o kadar eksiktir.

İlişkilerde de durum farklı değil.

Kimse hayatımıza bizim istediğimiz biçime dönüşmek için gelmiyor.

Sevgi bir insanı yeniden tasarlama projesi değildir.

Sevgi;

“Ben böyle düşünüyorum, sen de böyle düşünmelisin” demek değil,

“Sen dünyaya nereden bakıyorsun?” diye merak edebilmektir.

Benim için gerçek yakınlık tam olarak budur.

Karşımdaki insan benim gibi olmak zorunda değildir.

Ama beni anlamaya çalışmalıdır.

Ben de onu.

Çünkü iki insanın her konuda aynı düşünmesi gerekmez.

Fakat birbirlerinin düşüncelerine saygı duymaları gerekir.

Verilen Söz, Bir İlişkinin Görünmeyen Sözleşmesidir

Yıllar bana başka bir şey daha öğretti:

İlişkilerin temelinde büyük romantik cümlelerden çok, küçük sözlerin tutulması vardır.

“Yarın görüşürüz.”

“Seni ararım.”

“Yanında olacağım.”

“Bunu birlikte yaparız.”

Bunların her biri küçücük cümleler gibi görünür.

Oysa değildir.

Çünkü verilen her söz karşı tarafın hayatında küçük bir beklenti yaratır.

O beklenti de güvenin bir parçasıdır.

Örneğin iki insan cuma günü buluşmak üzere sözleşmişse, artık cuma günü yalnızca bir kişinin günü değildir. İki insanın ortak planıdır.

Bunu tek taraflı değiştirmek, yalnızca program değiştirmek değildir.

Karşıdaki insana farkında olmadan şu mesajı vermektir:

“Benim kararım, bizim kararımızdan daha önemli.”

Oysa birbirini bulan insanlar böyle davranmaz.

Bir değişiklik gerekiyorsa konuşurlar.

Anlatırlar.

Birbirlerini ikna ederler.

Ortak karar verirler.

Çünkü bir ilişki iki kişinin hayatından oluşur.

Tek kişinin kararlarıyla yönetilen şeye ilişki değil, tek taraflı düzen denir.

İnsan Yaş Aldıkça Aşktan Beklediği Şey Değişiyor

Gençliğimde belki aşkın en güçlü tarafının heyecan olduğunu düşünürdüm.

Bugün aynı şeyi düşünmüyorum.

Bugün benim için sevginin en güzel tarafı huzur.

Telefon çaldığında huzursuz olmadığınız insan…

Yanında kendinizi ispatlamak zorunda kalmadığınız insan…

Sürekli cümlelerinizi tartmak zorunda olmadığınız insan…

Sessiz kaldığınızda bunu kişisel saldırı saymayan insan…

Başarınızdan rahatsız olmayan, yenilginizde sizi küçümsemeyen insan…

Bence insanın gerçek yol arkadaşı budur.

Ben hayatım boyunca çalışmayı sevdim.

Yeni şeyler kurmayı, geliştirmeyi, üretmeyi sevdim.

Okullar kurdum, öğrenciler yetiştirdim, farklı alanlarda mücadele ettim.

Böyle bir hayatın bana öğrettiği bir şey varsa o da şudur:

Bir insanın hayatınıza girmesi yetmez.

Hayatınızın ritmine saygı duyması gerekir.

Siz de onun ritmine.

Çünkü sevgi iki insanın birbirini durdurması değil, birbirinin yolunu genişletmesidir.

Doğru İnsan Sizi Küçültmez

İlişkilerde çok önemli bulduğum bir başka ölçü daha var.

Bir insanın yanındayken kendinizden eksiliyor musunuz, çoğalıyor musunuz?

Bence herkes zaman zaman kendine bunu sormalı.

Çünkü bazı ilişkiler insanın enerjisini emer.

Sürekli açıklama yapmak zorundasınızdır.

Sürekli yanlış anlaşılmaktan korkarsınız.

Sürekli kendinizi savunursunuz.

Bir süre sonra kendi karakterinizden taviz vermeye başlarsınız.

Oysa birbirini bulan insanlar birbirlerini küçültmez.

Büyütür.

Birisi size;

“Yapamazsın” demek yerine,

“Deneyelim” diyorsa…

Başarınızla yarışmak yerine başarınızla gurur duyuyorsa…

Hayallerinizi küçümsemek yerine size cesaret veriyorsa…

İşte orada gerçek bir ortaklık başlamıştır.

Çünkü sevgi iki insanın birbirinin ışığını söndürmesi değildir.

İki ışığın aynı odayı daha fazla aydınlatmasıdır.

Bazen Bir Hayatın Sonu, Bir Hayat Dersinin Başlangıcıdır

Uzun yıllar bir hayatı paylaşmış biri olarak biliyorum ki hiçbir ilişkinin bitmesi, o yılların tamamının anlamsız olduğu anlamına gelmez.

İnsan hayatında bazı yollar biter.

Bazı insanlar farklı yönlere gider.

Bazı hikâyeler tamamlanır.

Ama geride mutlaka bir şey bırakırlar.

Çocuklar bırakırlar.

Anılar bırakırlar.

Dersler bırakırlar.

Ve bazen insan kendisini yeniden tanımaya başlar.

Ben de hayatımın belirli bir döneminden sonra birçok şeyi yeniden düşünmeye başladım.

“Ben ne istiyorum?”

“Bir ilişkiden ne bekliyorum?”

“Yanımdaki insana ne verebilirim?”

“Bana ne verilmesini bekliyorum?”

Bu soruların cevabı gençliğimdeki kadar basit değil artık.

Bugün şunu biliyorum:

Ben hayatımda yalnızca birinin olmasını istemiyorum.

Benimle birlikte olabilen bir insan istiyorum.

İkisi aynı şey değil.

Birlikte Yaşamak Aynı Evde Yaşamak Değildir

İki insan aynı evde yıllarca yaşayabilir ve birbirine hiç dokunmadan ömür tüketebilir.

Aynı sofrada oturabilir ama başka dünyalarda yaşayabilir.

Aynı yatakta uyuyabilir ama birbirinden kilometrelerce uzakta olabilir.

Bu yüzden beraberlik mekânsal bir yakınlık değildir.

Ruhsal bir yakınlıktır.

Birlikte yaşamak;

Biriniz eve üzgün geldiğinde diğerinin bunu fark etmesidir.

Biriniz yorulduğunda diğerinin yükün bir ucundan tutmasıdır.

Biriniz susunca diğerinin “Konuşmak ister misin?” diyebilmesidir.

Ve bazen hiçbir şey söylemeden sadece yanında oturabilmesidir.

Çünkü bazı yaraların nasihate değil, yanında kalacak bir insana ihtiyacı vardır.

İnsan En Çok Anlaşıldığı Yerde Kalır

İnsanların ilişkilerden ayrılmasının nedeni her zaman sevgisizlik değildir.

Bazen sevgi vardır ama anlayış yoktur.

Bazen tutku vardır ama saygı yoktur.

Bazen özlem vardır ama güven yoktur.

Bazen birlikte çok güzel zaman geçirilir ama birlikte hayat kurulamaz.

İşte bu yüzden “Seni seviyorum” cümlesini artık tek başına yeterli bulmuyorum.

Çok daha önemli bir cümle olduğunu düşünüyorum:

“Seni anlamaya çalışıyorum.”

Çünkü sevgi bazen içgüdüseldir.

Ama anlamak emektir.

Sevmek kalbin işidir.

Anlamak karakterin.

Ve Sonunda…

Hayatın bundan sonraki bölümünde karşıma kim çıkar, hangi yollar açılır, bunu bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var.

Artık birini bulmanın peşinde değilim.

Çünkü insan isterse birilerini her yerde bulabilir.

Bir kafede…

Bir toplantıda…

Bir yolculukta…

Bir dost ortamında…

Hayat insanlarla dolu.

Asıl mucize birini bulmak değil.

Birbirini bulabilmek.

Öyle biriyle karşılaşırsınız ki saatler dakika gibi geçer.

Ama daha önemlisi, yıllar geçse bile yanında kendiniz olmaktan yorulmazsınız.

Sizi değiştirmeye çalışmaz.

Sizi anlamaya çalışır.

Hayatınıza hükmetmez.

Hayatınıza katılır.

Kararlarınızı küçümsemez.

Kararlarınıza ortak olur.

Söz verdiğinde sözünün sizin hayatınızda bir karşılığı olduğunu bilir.

Özgürlüğünüzü elinizden almaz; kendi özgürlüğünün yanına sizin özgürlüğünüzü koyar.

Ve bir gün fark edersiniz:

Bu insanla yalnızca zaman geçirmiyorsunuz.

Hayat geçiriyorsunuz.

Belki de aşkın bütün sırrı budur.

Birini bulursanız birkaç güzel akşamınız olur.

Birbirinizi bulursanız kötü günlerin de içinden geçebilirsiniz.

Birini bulursanız yalnızlığınız azalır.

Birbirinizi bulursanız yalnızlık kavramının anlamı değişir.

Birini bulursanız birlikte fotoğraflarınız olur.

Birbirinizi bulursanız birlikte bir hikâyeniz olur.

Ve birini bulursanız zaman geçirirsiniz…

Ama birbirinizi bulursanız, ömür geçirirsiniz.

İnsan ömründe çok kişiyle karşılaşabilir.

Ama bazen yalnızca bir insanın yanında şu cümleyi kurabilir:

“Ben seni aramıyormuşum aslında…
Ben, seninle birlikte olduğum hâlimi arıyormuşum.”

İşte birbirini bulmak tam da budur.

İlker Taşyürek
Eğitimci / Yazar