← Mersin Dergisi
ilker Taşyürek

Şımarık…

ilker Taşyürek
📅 22 Mayıs 2026 11
PaylaşWhatsAppFacebookXTelegram

Şımarık

İlker Taşyürek//Eğitimci/Yazar

İnsan büyüyor…
Yaşı ilerliyor…
Saçlarına aklar düşüyor…
Hayat ona acıyı, kaybetmeyi, mücadeleyi öğretiyor…

Ama bazı insanlar vardır…
Bedeni büyür…
Fakat ruhu çocuk kalır.

İşte buna ben artık “yetişkin şımarıklığı” diyorum.

Çünkü şımarıklık sadece çocuklara ait bir davranış değildir.
Hatta bazen en tehlikeli şımarıklık, yetişkin insanların içinde gizlidir.

Çocuk ağlayınca susturabilirsiniz…
Ama yetişkin bir insanın egosunu susturmak çok daha zordur.

Çünkü yetişkin şımarıklığı çoğu zaman kibir gibi görünür…
Haklılık takıntısı gibi görünür…
Sürekli ilgi isteme hâli gibi görünür…
Ama özünde hep aynı şey vardır:

“Ben merkezli bir dünya…”

Kendi duyguları önemlidir…
Kendi kırgınlıkları büyüktür…
Kendi istekleri önceliklidir…
Ama karşısındaki insanın yorgunluğunu, fedakârlığını, suskunluğunu görmez.

İstediği ilgi gelmeyince tavır yapar…
Beklediği söz söylenmeyince küser…
Hayat onun istediği gibi akmayınca öfkelenir.

Çünkü şımarıklık aslında biraz da hayatın merkezine kendini koyma hastalığıdır.

Oysa hayat…
Hiç kimsenin etrafında dönmez.

İnsan olgunlaştıkça şunu öğrenir:
Her istediğimiz olmayabilir…
Herkes bizim ruh hâlimizi taşımak zorunda değildir…
Sevgi bile bazen sabır ister…
Anlayış ister…
Fedakârlık ister.

Şımarık insanlar ise sevgiyi bile bir “hizmet” gibi görür.
Sürekli anlaşılmak isterler…
Ama anlamaya pek yanaşmazlar.

Psikologların söylediği gibi…
Şımarıklığın temelinde çoğu zaman düşük hayal kırıklığı toleransı vardır.
Yani insan, hayatın “hayır” cevabını kabul edemez hâle gelir.

İşte bu yüzden bazı yetişkinler:
Eleştiriyi kaldıramaz…
Beklemeyi sevmez…
Sorumluluk almak yerine suçlu arar…
Ve ilişkilerde sürekli karşı tarafı yorar.

Çünkü olgun insan sevgiyi yönetmez…
Paylaşır.

Olgun insan ilgi dilenmez…
Değer üretir.

Olgun insan her istediği olmadığında çocuk gibi küsmez…
Hayatın gerçeğini kabul eder.

Bence gerçek büyümek yaş almak değildir…
Ruhun olgunlaşmasıdır.

Çünkü bazı insanlar kırk yaşında hâlâ şımarık bir çocuk gibidir…
Bazıları ise yirmi yaşında hayatın yükünü omuzlayacak kadar olgun…

Ve insan zamanla şunu anlıyor:

Karakter…
İnsanın en görünmeyen ama en ağır aynasıdır.

İlker Taşyürek