← Mersin Dergisi

Tarihteki ve Bugünkü Kadın Savaşçı Amazonlar

Nuray Öngeç
📅 12.10.2026 18
Tarihteki ve Bugünkü Kadın Savaşçı Amazonlar
Paylaş

Tarihteki ve Bugünkü Kadın Savaşçı Amazonlar
Tarih, yalnızca erkeklerin naralarıyla yazılmadı; zaman zaman rüzgârla savrulan at yelelerinde, geceyi yaran kılıçlarda, özgürlük için çekilen okların tınısında kadınların sesi duyuldu. Antik çağda yaşamış efsanevi yazar ve ozan Homeros, İlyada adlı eserinde Karadeniz, Kafkas ve ANADOLU’da yaşamış cesur ve savaşçı “Amazonlar” denilen kadınların cesaretini anlattı; Milattan önce beşinci yüzyılda yaşamış “Tarihin Babası” diye anılan antik yunanlı tarihçi yazar Herodot da, Karadeniz’in kuzeyinde yaşayan bu savaşçı kadınlardan söz etmiştir bildiğiniz gibi sevgili okurlarım…
Penthesilea ve Hippolyta gibi kraliçelerin, Truva savaşlarının tozlu dumanlı meydanlarında ve Herakles’in destanlarında parıldamaları uzun süre sadece efsane olarak kabul edildi. Fakat 1990’lardan itibaren Altaylar’dan Karadeniz steplerine uzanan kazılarda, 300’den fazla kadın savaşçı mezarı bulununca bu yazılanların doğru olduğu ispatlandı. Bu kadınlar, yanlarında kılıç, ok ve sadakla(ok torbası) gömülmüş; kemiklerinde savaş yaralarının izleri vardı. (Jeannine Davis-Kimball, Warrior Women, 2002; Natalia Polosmak, Altay kazıları). Amazonlar’ın bir mitolojik anlatım olduğu düşüncesi, bilimin ışığında böylece gerçeğe dönüşmüş oldu.
Efsanelerde anlatılan, kadının göğsünü kesip ok atmasını kolaylaştırdığı söylencesi ise modern araştırmalarca doğrulanmadı. Bu, erkek egemen antik yazarların hayalinde doğmuş bir abartıydı (Adrienne Mayor, The Amazons, 2014). Gerçek olan, kadınların da erkekler gibi ata bindiği, savaş meydanına çıktığı ve kendi toplumlarını yönetebildiğiydi.
Sevgili okurlarım, kurtuluş savaşında Kara Fatma gibi pek çok kahraman Türk kadınının başardığı gibi, bugün de o miras, yalnızca kitapların sayfalarında değil; Anadolu’nun dağlarında, Ege’nin zeytinliklerinde, köylerin sessiz meydanlarında yaşamaya devam ediyor. Bergama’da altın madenine “hayır” diyen kadınların sesi, Milas’ta zeytinliklerini savunan köylülerin direnişi, İkizköy’de termik santrale karşı sabaha kadar nöbet tutan kadınların iradesi… Onların ellerinde kılıç yerine tırmık, ok yerine tohum var; ama cesaretleri Amazonlarınkiyle birdir.
Amazonların gölgesinde büyüyen, genetiğimize ilmek ilmek dokunmuş bu miras, Anadolu kadınlarıının bedeninde yeniden can bulur. Ege’nin zeytinliklerinde, dağların eteklerinde, köy meydanlarının taşlarında, şehirlerin yorucu kalabalığında, fabrikaların tek düze yalnızlığında… Tarihin en sessiz ama en güçlü kahramanları, toprağın ve özgürlüğün bekçileri ve sessiz güçleriyle savaş meydanlarıının keskin kılıcıdırlar. Kadınlar tek başına veya erkeklerle yan yana ayakta durdukça, bu topraklar da ayakta kalacaktır...
Sevgili Okurlarım, cumhuriyetimizin 103. yılını kutlayacağımız bu günlerde yazımı Mustafa Kemal Atatürk’ün çok değerli bir sözüyle bitirmek istiyorum. “Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın.” Yüce Ata’mıza,gazi ve şehitlerimize saygı, şükran, özlem ve minnetle…