Kızıma Mektuplar – 2

Kızıma Mektuplar – 2
Bir “Nasılsın Baba?” Kadar Yakın
Kızım,
Bugün 11 Ekim, Dünya Kız Çocukları Günü.
Sosyal medyada gördüğüm bir paylaşımın ardından bir süre ne hissedeceğimi bilemedim. Senin ve ablanın babası olduğum için sevinmeli miydim, yoksa ikinizden ayrı geçen günleri düşünüp üzülmeli miydim?
Sonra ikisini de hissetmeye hakkım olduğunu düşündüm. Sizin varlığınız hayatımın en büyük sevinçlerinden biri. Yanınızda olamadığım zamanların özlemi de aynı yüreğin içinde duruyor.
İlk mektubumda sana “Ben senden hiç ayrılmadım kızım” demiştim.
Bugün o cümlenin yanına başka bir dilek koymak istiyorum: Sen büyürken aramızdaki sevgi de büyüsün. Birbirimizi daha iyi dinlemeyi, anlamayı, birbirimize ulaşmayı öğrenelim.
Ve bu mektup yalnızca bizim hikâyemizi anlatmasın. Bugün, bir kız çocuğunun hayatında babasının nasıl bir yer tutabileceğini düşünmek için de bir vesile olsun.
Bugün Senin Günün
Dünya Kız Çocukları Günü’nü yalnızca güzel fotoğrafların paylaşıldığı, sevgi cümlelerinin yazıldığı bir gün olarak görmek istemiyorum.
Bugün kız çocuklarının sesini daha dikkatli duymamız gereken bir gün. Okuyabilmelerini, güven içinde büyümelerini, hayallerini gerçekleştirebilmelerini ve hayatları hakkında söz sahibi olmalarını düşünmemiz gereken bir gün.
Ben senin babanım. Sana duyduğum sevgiyi anlatırken bunları da anlatmak zorundayım. Çünkü seni sevmek, yalnızca sana sarılmayı istemekle tamamlanmıyor; nasıl bir dünyada büyüyeceğini önemsemeyi de gerektiriyor.
Bir gün istediğin mesleği seçebilmelisin. Kendi emeğinle yaşayabilmelisin. Bir haksızlık karşısında sesini çıkarabilmelisin. Sevmeli, sevilmeli, ama kabul görmek uğruna kendinden vazgeçmemelisin.
Benim kızım olduğun için kıymetlisin elbette. Ama senin değerin benim babalığımdan önce gelir.
Sen, kendi başına bir insansın. Düşüncelerin, hakların, hayallerin ve geleceğin var.
WhatsApp Ekranında Bir Baba Ve Bir Kız
Bugün sana WhatsApp’tan yazdım.
“Fıstığım” dedim.
“Efendim baba” diye karşılık verdin.
Nasıl olduğunu sordum. Biraz da özlemimin etkisiyle “Yine unuttun beni” diye yazdım.
Sen haftanın sınavlarla geçtiğini, telefonunun da birkaç gündür açılmadığını anlattın. Sınavlarını sordum. Genelde iyi geçtiğini söyledin. İyi sonuçlar almanı diledim, ardından Dünya Kız Çocukları Günü’nü kutladım.
Bir babayla kızının birkaç dakikalık yazışması…
Senin tarafında okul, sınavlar ve arızalanan bir telefon vardı. Benim tarafımda ise seni merak etmenin yanında, senin tarafından da merak edilme isteği.
Bir yerde “Sen nasılsın baba?” diye yazmanı bekledim.
Bu beklentimi inkâr edemem. Babalar da bazen hatırlanmak, günlerinin nasıl geçtiğinin sorulmasını ister. Sevgi veren insanın da sevildiğini hissetmeye ihtiyacı vardır.
Ama kendi beklentimi anlatırken senin gününü gözden kaçırmamalıyım. Ben özlemimle sana yaklaşırken sen de sınavlarının, yorgunluğunun, kendi yaşının içinde bana cevap veriyordun.
Birbirimizi anlamak, biraz da aynı konuşmada farklı duygular taşıyabileceğimizi kabul etmekten geçiyor.
“Baba, Paran Varsa…”
Telefonunun sürekli kapandığını yazdın. Ben bataryasında bir sorun olabileceğini, bir tamirciye gösterebileceğini söyledim.
Sen yenisine ihtiyacın olduğunu anlatmaya çalışıyordun. Kullandığın telefonun ablanın eski telefonu olduğunu, yıllar geçtiğini söyledin.
İsteğini anlatırken “Baba yani paran varsa…” diye yazmıştın.
O cümleye şimdi daha dikkatli bakıyorum. Ben sana alamayacağım şeyi düşünürken sen de isteğini benim imkânıma göre söylemeye çalışıyordun.
“Şu anda benim durumum uygun değil” diye cevap verdim.
“Anladım baba” dedin.
İşte o anda içimde bir düğüm oluştu. Evladının ihtiyacını karşılamak istemekle, o gün bunu yapabilecek durumda olmak her zaman aynı yere varamıyor.
Bir baba bazen kendini yalnızca yapamadığı şey üzerinden değerlendiriyor. Oysa kızına verdiği güveni, ayırdığı zamanı, dinlediği dertleri de hatırlaması gerekiyor.
Bunu sana olduğu kadar kendime de söylüyorum:
Babalığımın değerini bir telefonun fiyatıyla ölçmemeliyim. Senin sevgini de bir isteğin üzerinden yorumlamamalıyım.
Bir kız çocuğu ihtiyacını babasına çekinmeden anlatabilmeli. Babası da imkânlarının sınırını, sevgisini azaltmadan söyleyebilmeli.
Aramızdaki güven, hem isteyebilmene hem benim dürüstçe cevap verebilmeme yer açmalı.
Bugün Babamı Da Düşündüm
Senin mesajını okurken kendi çocukluğum geldi aklıma.
Babamdan isteyip de onun bana alamadığı şeyleri hatırladım. O günlerde içimden ona kızdığım, “Neden almıyor?” diye düşündüğüm zamanları…
Bir maaşın kaç ihtiyaca bölündüğünü bilmiyordum. Ben kendi hevesime bakıyordum; babam ise evin bütün ihtiyaçlarını düşünmek zorundaydı.
Şimdi onu daha iyi anlıyorum.
Belki bana “Şimdi olmaz” dediği akşamlarda onun da boğazı düğümleniyordu. Belki benim kırgınlığım geçerken onun içinde yetişememiş olmanın üzüntüsü kalıyordu.
Bugün içimden “Seni daha iyi anlıyorum baba” dedim.
Ama kızım, beni anlaman için senin de aynı sıkıntıları yaşamanı beklemek istemiyorum. Dilerim hayat sana daha geniş imkânlar verir.
Benim sana bırakabileceğim şeylerden biri, bu duyguyu kelimelere dökmek olsun. Böylece aramızdaki bazı sessizlikleri anlamak için yıllarca beklemek zorunda kalma.
Seni Dinlerken Kendimi De Duymak
İyi bir baba olup olmadığımı zaman zaman kendime soruyorum.
Sana yeterince ulaşabildim mi? İhtiyaçlarını sorarken duygularını da dinleyebildim mi? Kendi özlemimi anlatırken seni anlamaya yeterince yer bıraktım mı?
Bunları sormak sevgimden şüphe etmek değil. Sevgimin sana nasıl ulaştığını önemsemek.
Yazışmalarımıza yeniden baktığımda beni sorduğun günleri de görüyorum. Daha geçen hafta “Sen naptın baba?” diye yazmıştın. Ben de çocuk şenliğinin güzel geçtiğini, yorulduğumu ve evde dinlendiğimi anlatmıştım.
Görüşmek istediğin mesajlar da var. Sevgini söylediğin cümleler de.
Bugünkü hüznümle onların üzerini örtersem sana haksızlık ederim.
Belki benim anlatmak istediğim şu:
Seni çok özlüyorum. Bu yüzden bazen birkaç satır bana yetmiyor. Senin gününde biraz daha uzun kalmak, düşüncelerini duymak, birlikte gülmek istiyorum.
Bunu sana sitem ederek anlatmak yerine, daha açık söylemeyi öğrenmeliyim.
Senin de bana söylemek istediklerin olabilir. Bir baba, yalnızca kendi sözünün dinlenmesini beklememeli; kızının sözünü de gerçekten dinlemeli.
Sevmek Ve Özgür Bırakabilmek
Bugünün anlamı üzerine düşünürken babalığın başka bir sorumluluğunu da görüyorum.
Seni korumak istiyorum. Ama büyürken kendi kararlarını verebilmeni de desteklemeliyim. Kaygılarımı anlatabilirim; yine de senin düşünceni duymalı, kişiliğine saygı göstermeliyim.
Dilerim bir gün bana katılmadığında bunu rahatça söyleyebilirsin. Bir hata yaptığında sevgimi kaybedeceğinden korkmadan yanıma gelebilirsin. Yardım istediğinde seni dinleyeceğimi bilirsin.
Bir kız çocuğunun babasının yanında kendini güvende hissetmesi, yalnızca dışarıdaki tehlikelerden korunması değildir. Kendi sesiyle konuşabildiğini, duygularının küçümsenmediğini, kararlarının önemsendiğini hissetmesidir de.
Sana özgür olmanı söylerken, aramızdaki ilişkide o özgürlüğe yer açmalıyım.
Dünya Kız Çocukları Günü’nde kendime verdiğim sözlerden biri de bu olsun.
Akşamın Sonunda Kalan Sevgi
Bugünkü yazışmamız telefon meselesiyle bitmedi.
Bir süre sonra sana yeniden yazdım:
“Kızım kendimi toparlayım, en uygun zamanda alalım tamam mı?”
“Tamam baba” dedin.
“Sen üzülme, ben elimden geleni yapacağım” diye yazdım.
Sonra sana bir öpücük ve bir kalp gönderdim. Sen de sevgiyle karşılık verdin.
“Seni çok seviyorum” dedim.
“Ben de seni baba, görüşürüz” yazdın.
O akşam içimdeki özlem de gerçekti, yetersizlik duygusu da. Ama senin sevgini söylediğin o son mesaj da gerçekti.
Hepsini birlikte görmeliyim.
Bir babayla kızının ilişkisi tek bir mesajdan, tek bir beklentiden, tek bir kırgınlıktan ibaret değil. Konuşa konuşa, bazen yanlış anlayıp yeniden sorarak, birbirimize yer açarak kurduğumuz bir bağ bu.
Bütün Kız Çocuklarına Bir Dilek
Bugün senin ve ablanın gününü kutlarken bütün kız çocukları için de aynı şeyi diliyorum:
Seslerinin duyulduğu, eğitimlerinin yarım kalmadığı, güven içinde büyüdükleri bir hayat.
Yeteneklerinin desteklendiği, seçimlerinin önemsendiği, geleceklerinin başkalarının kararlarına teslim edilmediği bir dünya.
Babalar olarak bu dileğin gerçekleşmesinde bizim de payımız olmalı. Kızlarımızı dinlemeli, eğitimlerini desteklemeli, evin içinde eşitliği kendi davranışlarımızla göstermeliyiz. Onlara yalnızca “Güçlü ol” demekle yetinmeyip güçlenebilecekleri alanı açmalıyız.
Kızım, ben seni merak etmeye devam edeceğim. Yazacağım, soracağım, görüşmek isteyeceğim.
Senden de bazen bir mesaj bekleyeceğim. Bir “Nasılsın baba?” beni mutlu edecek. Ama benim mutluluğumu taşımak senin görevin değil. Senin önünde yaşayacağın bir hayat var.
Ben o hayatın içinde güvenebileceğin bir yer olmak istiyorum.
İstediğin telefonu bugün alamadım. Ama konuşmanın sonunda bana söylediğin “Ben de seni baba” cümlesini içimde sakladım.
Dünya Kız Çocukları Günü’nde sana bırakmak istediğim asıl söz ise şu:
Benim kızım olduğun için seni hep seveceğim; kendi hayatının sahibi olabilmen için de hep yanında durmaya çalışacağım.
İlker Taşyürek
Eğitimci / Yazar







