← Mersin Dergisi
Sibel Gelbul

İzler Karıştı

Sibel Gelbul
📅 14 Haziran 2026 6

İzler Karıştı

Oyun içinde oyun oynanır mı?

Maalesef oynanıyor...

İdeolojilerin geri plana itildiği, kişisel çıkarların ön plana çıktığı garip bir dönemden geçiyoruz. Güven duygusunun aşındığı, insanların kardeşine bile şüpheyle bakabildiği koridorlarda yürüyoruz. Eskiden aile içi sorunlar için "Kol kırılır yen içinde kalır" denirdi. Şimdi ne yen kaldı ne de içinde saklanacak bir mahremiyet. Ortalık adeta kaynayan bir kazan.

Peki ne oluyor?

Kimine göre bir proje, kimine göre büyük bir satranç oyunu. Kimi şah diyor, kimi mat... Filler tepişirken karıncaların ezildiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Halkın beklentileri ve talepleri çoğu zaman göz ardı ediliyor. Oysa çekişmenin kimseye faydası yok; olmayacak da.

Peki ne yapmalı?

Öncelikle duruşumuzdan ve değerlerimizden vazgeçmemeliyiz.

Kimsenin gölgesine sığınmadan kendi irademizle hareket etmeliyiz.

Karakterimizi ve ilkelerimizi rant uğruna teslim etmemeliyiz.

Etik olmayan söylemlerden uzak durmalıyız.

Sosyal medyada bilmeden, araştırmadan, sırf taraf olmak adına yorum yapmamalıyız.

Biraz durup düşünmeye ihtiyacımız var. İç sesimizi dinlemeye, olaylara sadece taraflar üzerinden değil; doğru ve yanlış ekseninde bakmaya ihtiyacımız var.

Sanki bir gece üzerimize büyülü bir toprak serpilmiş ve herkes birbirine düşsün istenmiş gibi bir hava oluştu. Oysa savaşarak, kutuplaşarak, ötekileştirerek bir yere varmak mümkün değil. Mutlaka ortak aklın ve sağduyunun devreye girmesi gerekiyor. Bugün buna her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

Karanlık bir gecede ormanda yürüyen bir gezgini düşünün. Elindeki küçük fener yalnızca birkaç adımını aydınlatıyor. Gezgin yolun tamamını göremediği için endişeleniyor. Oysa yürüdükçe fener de onunla birlikte ilerliyor ve önünü açıyor.

Hayat da böyledir.

Çoğu zaman büyük resmi göremeyiz. Gelecek karanlık ve belirsiz görünür. Ancak bütün yolu görmek zorunda değiliz. Bulunduğumuz noktadan doğru olan ilk adımı atmak yeterlidir.

Bu durum, sisli bir havada araba kullanmaya benzer. Farlar yalnızca birkaç düzine metreyi gösterir. Ama o ışıkla yüzlerce kilometre yol alınabilir. Çünkü siz ilerledikçe yol da önünüzde açılır.

Doğru tektir. Doğrunun varacağı yer de tektir. İki kere iki nasıl dört ediyorsa, hakikat de sonunda kendi yolunu bulur. Niyetler farklı olabilir ama aklıselim sahibi insanların ortak doğrularda buluşabilmesi gerekir.

Unutmayalım ki;

"Girdaba karşı yüzülmez, girdabın dışına doğru hareket edilir."

Dibe vurmak son değildir. Çoğu zaman yüzeye çıkabilmek için gereken gücü bulduğumuz yer tam da orasıdır.

"Bu ülkenin, bu şehrin ve bu toplumun ihtiyacı yeni kavgalar değil; ortak akıl, sağduyu ve birbirini anlamaya çalışan insanlardır."