Mersin’in 13 Vekili Nerede?

Mersin’in 13 Vekili Nerede?
“Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz; şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.”
Ziya Paşa’nın bu sözü, yalnızca bireyler için değil; kamu görevi üstlenen herkes için de önemli bir ölçü taşıyor.
Çünkü kamu görevlerinde asıl değerlendirme, söylenen sözlerden çok ortaya konulan işlerle yapılır. Bir aday göreve talip olduğunda projelerini ve hedeflerini ortaya koyar. Göreve geldiğinde ise kamuoyu doğal olarak şu soruyu sorar:Söylenenlerin ne kadarı hayata geçirildi?
Bu yalnızca belediye başkanları için değil; oda, dernek, meslek kuruluşları ve elbette milletvekilleri için de geçerli bir anlayıştır.
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in 2019’dan bu yana ortaya koyduğu projeler ve ikinci dönem için açıkladığı hedefler, belediyecilik açısından kamuoyunun takip ettiği başlıklardan biri oldu. Elbette büyük projelerin hayata geçirilmesinde ekonomik şartlar, deprem, sel, kurumlar arası yazışmalar, izin süreçleri ve merkezi idareyle yürütülen işlemler gibi birçok etken bulunuyor.
Ancak vatandaşın baktığı yer oldukça basit:
Verilen söz neydi, yapılan iş ne oldu?
Belediyelerin sosyal hizmetleri de artık yalnızca yol, asfalt ve park çalışmalarından ibaret değil. Emekliden öğrenciye, kadınlardan çocuklara, ekonomik imkânları sınırlı vatandaşlardan sosyal desteğe ihtiyaç duyan kesimlere kadar farklı alanlarda hizmet üretme anlayışı giderek önem kazanıyor.
Mersin’de sosyal belediyecilik kapsamında uygulanan uygun fiyatlı sosyal hizmetler, öğrencilere yönelik destekler, yaşlılara ve ihtiyaç sahiplerine yönelik çalışmalar da bu açıdan kamuoyunun gündeminde.
Bunların tamamı elbette tartışılabilir, eleştirilebilir ve denetlenebilir.
Zaten demokrasinin temelinde de bu vardır:
Yapılan hizmet alkışlanabilir; eksik kalan hizmet ise sorulabilir.
Fakat burada asıl dikkat çekmek istediğim başka bir konu var.
Mersin’in 13 milletvekili
Mersin’in TBMM’de 13 milletvekili bulunuyor. Bu milletvekilleri farklı siyasi partilerden geliyor ve farklı komisyonlarda görev yapıyor. TBMM kayıtlarında milletvekillerinin komisyon görevleri, soru önergeleri, kanun teklifleri ve diğer yasama faaliyetleri kamuoyunun bilgisine sunuluyor.
Anayasa’nın 80. maddesi ise çok açık:
“Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler.”
Bu nedenle milletvekilliğini yalnızca Ankara’daki yasama faaliyetleriyle sınırlı düşünmemek gerekir.
Milletvekili; kentindeki sorunları dinleyen, ilgili kurumlarla görüşen, vatandaşın taleplerini TBMM gündemine taşıyan ve merkezi yönetim ile kent arasında iletişim sağlayan önemli bir kamu görevlisidir.
Mersin’in sorunları da az değil.
Lojistikten limana, ihracattan gümrüklere, tarımdan sanayiye, ulaşımdan eğitime, sağlıktan çevreye kadar çözüm bekleyen birçok konu bulunuyor.
Örneğin Mersin Limanı ve lojistik sektörüyle ilgili sorunlar yalnızca bir belediyenin çözebileceği meseleler değildir. Merkezi idarenin, yerel yönetimlerin, milletvekillerinin, meslek odalarının, sektör temsilcilerinin ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte çalışmasını gerektiren konulardır.
İşte tam da burada milletvekillerinin kentle kurduğu bağ önem kazanıyor.
Peki 13 vekil aynı masada buluşabiliyor mu?
Benim asıl sorum bu.
Farklı siyasi partilerden seçilmiş olabilirler.
Farklı siyasi düşüncelere sahip olabilirler.
TBMM’de birbirlerine karşı farklı görüşleri savunabilirler.
Bunların tamamı siyasetin doğal parçasıdır.
Fakat söz konusu Mersin olduğunda ortak bir zemin oluşturulamaz mı?
Bir liman problemi varsa birlikte dinlenemez mi?
Bir tarım sorunu varsa sektör temsilcileriyle birlikte aynı masaya oturulamaz mı?
Bir gümrük problemi varsa ilgili kurumlarla ortak bir çalışma yürütülemez mi?
Bir öğrencinin barınma sorunu varsa siyasi kimlikler bir kenara bırakılarak çözüm aranamaz mı?
Bir emeklinin ekonomik sıkıntısı varsa bu sorun Ankara’ya farklı partiler tarafından birlikte taşınamaz mı?
Bence Mersin kamuoyunun görmek istediği tam olarak budur.
Siyasi rekabet başka, kentin ortak meseleleri başka.
Bir milletvekili diğerinin önergesine destek verdiğinde bu, onun siyasi kimliğinden vazgeçtiği anlamına gelmez.
Tam tersine, farklı görüşlerin aynı kent için ortak bir çözümde buluşabilmesi demokratik siyasetin önemli göstergelerinden biri olabilir.
Vatandaş artık sonucu görmek istiyor
Bugün vatandaşın beklentisi yalnızca protokol fotoğrafı veya salon toplantısı değil.
Vatandaş şunu bilmek istiyor:
“Benim sorunumu kim Ankara’ya taşıdı?”
“Hangi milletvekili hangi konuyu takip etti?”
“Hangi önerge verildi?”
“Hangi bakanlıkla görüşüldü?”
“Sonuç ne oldu?”
Bunların tamamı kamuoyuna açık şekilde ortaya konulabilir.
Milletvekillerinin yasama faaliyetleri zaten TBMM kayıtlarında yer alıyor.
Dolayısıyla Mersin açısından çok basit bir “vekil karnesi” oluşturulabilir.
Kaç soru önergesi verildi?
Hangi Mersin sorunları TBMM gündemine taşındı?
Hangi araştırma önergeleri verildi?
Hangi bakanlıklarla görüşüldü?
Hangi sorunların çözümünde sonuç alındı?
Bunlar kişisel polemik konusu yapılmadan, tamamen kamuoyunun bilgisine sunulabilir.
Çünkü artık mesele “hangi parti?” meselesinden daha büyük.
Mesele Mersin.
Belediye başka, milletvekili başka; fakat kent aynı kent
Bir belediye başkanının görevi ile milletvekilinin görevi elbette aynı değildir.
Belediye yerel hizmetleri yürütür.
Milletvekili yasama faaliyetlerinde bulunur ve merkezi yönetimle kent arasındaki siyasi ve kurumsal kanallardan birini oluşturur.
Dolayısıyla bir belediye başkanından merkezi hükümetin bütün sorunlarını çözmesini beklemek doğru olmadığı gibi, bir milletvekilinden de belediye hizmetlerini yürütmesini beklemek doğru değildir.
Ancak iki tarafın birbirinden bağımsız çalışması da kentin bütün sorunlarının çözümünü zorlaştırabilir.
Mersin’in ihtiyacı olan şey, yetki karmaşası değil; yetki alanları içinde koordinasyondur.
Bugün Mersin’in 13 milletvekilinin tamamının, siyasi kimliklerini koruyarak kentin ortak meseleleri için aynı masada buluştuğunu görmek önemli bir görüntü olacaktır.
Büyükşehir Belediye Başkanı, ilçe belediye başkanları, milletvekilleri, oda ve borsa başkanları, meslek kuruluşları, muhtarlar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları…
Hepsinin farklı görevleri var.
Ama hepsinin ortak bir şehri var:
Mersin.
Son söz
Kimse milletvekillerinden siyasi düşüncelerinden vazgeçmesini istemiyor.
Kimse muhalefet yapmasın da demiyor.
Kimse iktidarı desteklesin de demiyor.
Tam tersine;
Eleştirin. Sorgulayın. Denetleyin. Öneri getirin.
Ama Mersin’in ortak menfaatlerinde de birlikte hareket edebilin.
Çünkü vatandaş artık yalnızca kimin ne söylediğine değil, ne yaptığını ve hangi sonucu ortaya koyduğunu görmek istiyor.
Ziya Paşa’nın sözüyle başlayalım:
“Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.”
Mersin’in de artık sözlerden çok işlere bakma zamanı.
Ve belki de asıl sorumuz şu olmalı:
Mersin’in 13 milletvekili, kentin ortak sorunları için ne zaman aynı masada buluşacak?








