← Mersin Dergisi
ilker Taşyürek

İyi Niyet, Bu Çağın En Çok Suistimal Edilen Değeridir

ilker Taşyürek
📅 11 Haziran 2026 166

İyi Niyet, Bu Çağın En Çok Suistimal Edilen Değeridir

Hayat insana çok şey öğretiyor.

Bazen bir okul sırasından…
Bazen bir sınıfın sessizliğinden…
Bazen bir öğrencinin bakışından…
Bazen de dost bildiğiniz bir insanın davranışından…

Ama insanın en geç öğrendiği şeylerden biri şudur:

İyi niyet, herkese sınırsızca sunulacak kadar sıradan bir değer değildir.

Çünkü bu çağda iyi niyet, ne yazık ki çoğu zaman bir erdem olarak değil, kullanılacak bir zayıflık olarak görülüyor.

Birine anlayış gösteriyorsunuz, sınırlarınızı esnetiyor.
Birine zaman tanıyorsunuz, sizi bekletmeyi alışkanlık haline getiriyor.
Birine güveniyorsunuz, güveninizi kendi çıkarı için kullanıyor.
Birine sahip çıkıyorsunuz, bir süre sonra bunu göreviniz sanıyor.

Sonra da dönüp size şunu söylüyorlar:

“Sen de çok iyi niyetlisin.”

Bu cümle bazen bir övgü gibi duyulur.
Ama içinde acı bir gerçek saklıdır.

Çünkü bazı insanlar iyi niyeti anlamaz.
Fedakârlığı değer bilmez.
Sabrı olgunluk değil, suskunluk ve güçsüzlük sanır.

Oysa iyi niyetli insan güçsüz değildir.
Sadece kötülüğü ilk seçenek olarak düşünmez.
Hemen yargılamaz.
Hemen vazgeçmez.
Hemen kapıyı kapatmaz.

Çünkü iyi niyetli insan, herkesin kendi gibi olmadığını biraz geç öğrenir.

Ben yıllarca eğitim dünyasının içinde oldum. Çocuklarla, velilerle, öğretmenlerle, kurumlarla ve insanlarla çalıştım. Hayatın her rengini gördüm. İnsanın emeğini de gördüm, vefasını da… Ama ne yazık ki nankörlüğünü, çıkarcılığını, unutkanlığını ve ikiyüzlülüğünü de gördüm.

Şunu çok iyi öğrendim:

İnsan yetiştirmek zordur.
Ama insan tanımak bazen daha da zordur.

Çünkü bazı insanlar sizin emeğinizi görmez.
Yaptığınız iyiliği hatırlamaz.
Zor gününde yanında durduğunuzu bilmezden gelir.
Düşmesin diye tuttuğunuz eli, güçlenince ilk önce sizi itmek için kullanır.

İnsanı asıl yoran da budur.

Yapılan fedakârlık değil…
Harcanan emek değil…
Geçen zaman değil…

İnsanı asıl yoran, verdiği değerin karşısında gördüğü değersizliktir.

Bugünün dünyasında iyi olmak kolay değil.

Çünkü iyiyseniz sizi sürekli sınarlar.
Sabırlıysanız sınırlarınızı zorlarlar.
Merhametliyseniz vicdanınıza yüklenirler.
Affediciyseniz aynı hatayı tekrar tekrar yaparlar.
Sesinizi çıkarmıyorsanız haklı olduklarını zannederler.

Oysa insanın susması, her şeyi kabul ettiği anlamına gelmez.

Bazen insan susar çünkü kırılmıştır.
Bazen susar çünkü yorulmuştur.
Bazen susar çünkü artık anlatmanın bir anlamı kalmamıştır.
Bazen de susar çünkü karşısındaki insanın anlayacak bir vicdanı olmadığını fark etmiştir.

Bu yüzden iyi niyetin de bir sınırı olmalıdır.

Çünkü sınırsız iyi niyet, zamanla insanın kendine yaptığı haksızlığa dönüşür.

Herkesi anlamaya çalışırken insan bazen kendini unutur.
Herkesi idare etmeye çalışırken kendi ruhunu ihmal eder.
Herkese yetişmeye çalışırken kendi yorgunluğunu fark etmez.

Sonra bir gün durur ve kendine şu soruyu sorar:

“Ben bu kadar insanı düşündüm de, kim beni düşündü?”

İşte o soru acıdır.
Ama bazen insanı uyandıran da tam olarak o sorudur.

İyi insan olmak başka bir şeydir.
Kendini kullandırtmak başka bir şeydir.

Merhametli olmak başka bir şeydir.
Her haksızlığa katlanmak başka bir şeydir.

Vefalı olmak başka bir şeydir.
Vefasız insanların yükünü sırtında taşımak başka bir şeydir.

Hayat insana şunu da öğretiyor:

İyi kal ama saf kalma.
Merhametli ol ama sınırlarını koru.
Güven ama körü körüne teslim olma.
Yardım et ama kendini tüketme.
Affet ama aynı yerden tekrar yaralanmana izin verme.

Çünkü hayat sadece iyi niyetle yürümüyor.

İyi niyetin yanında akıl da gerekiyor.
Vicdanın yanında mesafe de gerekiyor.
Sevginin yanında özsaygı da gerekiyor.
Fedakârlığın yanında denge de gerekiyor.

Bir insanın iyi olması, herkesin yükünü taşıyacağı anlamına gelmez.

Her insan kendi davranışının sorumluluğunu almalıdır.
Her insan kendisine gösterilen iyiliği bir hak değil, bir değer olarak görmelidir.

Ama ne yazık ki bazı insanlar iyiliği gördüklerinde mahcup olmak yerine, daha fazlasını istemeye başlıyorlar.

Bu yüzden insan yaş aldıkça biraz daha seçici oluyor.

Artık herkese anlatmıyor kendini.
Herkese açmıyor yüreğini.
Herkes için yorulmuyor.
Herkesin derdini kendi derdi yapmıyor.

Bu bir sertleşme değildir.
Bu, hayatın insana kazandırdığı olgunluktur.

Çünkü insanın kendine saygısı da bir erdemdir.

Ben bugün geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum:

İnsan bazen en çok iyi niyetinden yoruluyor.
En çok değer verdiklerinden kırılıyor.
En çok yanında durduklarından yalnız kalıyor.

Ama bütün bunlara rağmen kötü olmamak gerekiyor.

Çünkü kötülük kolaydır.
Kırmak kolaydır.
Yok saymak kolaydır.
Vefasızlık kolaydır.
Nankörlük kolaydır.

Zor olan, bütün bunları görüp yine de insan kalabilmektir.

Benim hayata dair inancım şudur:

İyi niyet kaybedilmemelidir.
Ama kime gösterileceği iyi seçilmelidir.

Çünkü iyi niyet, insanın içindeki en temiz duygulardan biridir.
Onu hak etmeyen insanların elinde tüketmemek gerekir.

Bu çağda iyi insan olmak hâlâ değerlidir.
Ama iyi insan olmak, her şeye susmak değildir.
Kendini yok saymak değildir.
Herkesin sizi kullanmasına izin vermek değildir.

İyi insan olmak;
vicdanını kaybetmeden,
aklını devre dışı bırakmadan,
kendine saygını yitirmeden
yoluna devam edebilmektir.

Ben yine iyi niyetli kalacağım.
Ama artık kime iyi niyet göstereceğimi daha iyi seçeceğim.

Çünkü iyi niyetimi kaybetmek istemiyorum.
Ama onu hak etmeyenlerin elinde de tüketmek istemiyorum.