MEB’deki atamanın perde arkası: Dinci vakıflar istedi « Mersin Dergisi

26 Ocak 2022 - 12:47

MEB’deki atamanın perde arkası: Dinci vakıflar istedi

Geçtiğimiz hafta bir kararname ile görevinden alınan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ahmet Emre Bilgili’nin yerine Nazif Yılmaz atanmıştı. Nazif …

reklam
MEB’deki atamanın perde arkası: Dinci vakıflar istedi
Son Güncelleme :

11 Ocak 2022 - 0:54

reklam

Geçtiğimiz hafta bir kararname ile görevinden alınan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ahmet Emre Bilgili‘nin yerine Nazif Yılmaz atanmıştı. Nazif Yılmaz’ın Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nden bakan yardımcılığına atandığı ortaya çıkmıştı.

‘Bilal Erdoğan bakan olsa bu kadar olurdu’

Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, atamaya ilişkin bilgileri köşe yazısına taşıdı. Terkoğlu’nun aktardığına göre kulislerde “Bilal Erdoğan bakan olsa ancak bu kadar olurdu” cümlesi dillendirilmeye başlandı. Terkoğlu’nun kulislerden aktardığına göre Nazif Yılmaz, Bilal Erdoğan’ın doğrudan tanıdığı, bildiği, desteklediği bir isimmiş.

Terkoğlu’nun yazısının bir bölümü şöyle:

Anlatılana göre TÜGVA, TÜRGEV, ENSAR, İlim Yayma Cemiyeti ve Cihannüma dernekleri bir süredir okullarda dini eğitimde yaşananlardan şikâyet ediyor, kulis yapıyorlardı. “Bizim için okullardaki dini eğitim önemli” diyen vakıf temsilcileri Bilal Erdoğan’la bir araya geldi. Uzun yıllardır Milli Eğitim’de din öğretiminde çalışan Nazif Yılmaz’ın Bilgili’nin yerine getirilmesini istiyorlardı. Ardından Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ile görüşerek onu da ikna ettiler. Son olarak vakıf temsilcileri, bizzat Cumhurbaşkanı ile görüşerek, “Dini eğitim ile ilgili problemler yaşıyoruz, Nazif Yılmaz’ı istiyoruz” dediler. Erdoğan’ın da olumlu bakması üzerine, atama gerçekleşti. Böylece her kesimin çocuğunu eğitmekle görevli Milli Eğitim, bir grubun amaçlarına teslim edildi.

Nazif Yılmaz, Milli Eğitim’de din eğitiminde radikal tutumuyla biliniyor. 2014’te Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne getirilen Yılmaz, tüm okulların imam hatibe dönüşmesi için çalıştı. Yılmaz, 13 Eylül 2017 tarihli bakanlığa hitaplı yazıda şu ifadeleri kullanmıştı:

“Eğitim sistemi içerisinde faaliyetlerini sürdüren imam hatip ortaokullarına halkımızın ilgisi artmakta, mevcut okullarımızın kapasitesi vatandaşlarımızın taleplerini karşılayamamaktadır. Bu nedenle valiliklerince teklif edilerek isimleri konulan ve ilgi yönetmelikte belirlenen şartları taşıyan öğretim binalarında imam hatip ortaokulu açarak vatandaşlarımızın taleplerinin karşılanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.”

Yılmaz’a göre, halk imam hatip istiyordu, bulamıyordu. Bunun için diğer okullar imam hatibe dönüşmeliydi. Öyle de oldu. Türkiye’nin her yerinde birçok okul aşama aşama imam hatibe çevrildi. İstanbul’un bazı büyük mahallerinde bile imam hatip olmayan ortaokul bulunamaz hale geldi. Veliler sırf imam hatibe göndermemek için çocuklarını uzak yolculuklara hazırladılar.

Anadolu’da “zorla imam hatipleşme” öyle hale geldi ki… ÇYDD’nin bağışlarla kız çocuklarının okuması için inşa ettiği okullar dahi imam hatibe dönüştürüldü. Kısacası imam hatip dayatması, diğer okulların üvey evlat muamelesi gördüğü bir sisteme neden olmuştu.

Lafın gelişi değil…

Aynı binada yarı imam hatip eğitimi verilen okullardaki velilerle konuşuyorum. İmam hatip olmayan öğrencilerin ikinci sınıf sayıldığını anlatıyorlar. İmam hatibi seçen öğrencilere, Nazif Yılmaz’ın desteklediği vakıflar aracılığıyla, ayrıcalıklar yaratıldığını söylüyorlar. İmam hatip sınıfına geçene hediye tablet, yemek bursu ya da ücretsiz servis bunlardan bazıları. Nazif Yılmaz, 8 yıllık görev süresi boyunca eğitimi imam hatipleştirmek, diğerlerini “ötekileştirmek” için çalıştı. Şimdi bütün Milli Eğitim onun elinde.

reklam

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam

BENZER HABERLER

reklam