← Mersin Dergisi
ilker Taşyürek

Kendi Şarkını Söyleyebiliyor Musun?

ilker Taşyürek
📅 30 Temmuz 2026 1.159
Kendi Şarkını Söyleyebiliyor Musun?
PaylaşWhatsAppFacebookXTelegram

Kendi Şarkını Söyleyebiliyor Musun?

Hayatın sonunda insana hangi soru sorulmalı?

Kaç yaşına kadar yaşadın mı?

Kaç evin vardı mı?

Bankadaki hesabın ne kadardı mı?

Kaç araban vardı mı?

Yoksa bambaşka bir soru mu?

Geçtiğimiz günlerde Afrika’daki bir kabileyle ilgili anlatılan bir hikâye okudum. Doğru olup olmadığını bilmiyorum. Belki bir efsanedir, belki gerçektir. Ama anlattığı düşünce o kadar güçlü ki, doğruluğundan bağımsız olarak insanı uzun süre düşündürüyor.

Deniliyor ki…

O kabilede bir insan öldüğünde kimse onun servetini, yaşını ya da sahip olduklarını sormazmış.

Tek bir soru sorarlarmış:

“Kendi şarkısını söyleyebildi mi?”

İşte o cümle beni durdurdu.

Çünkü aslında hepimizin hayatı boyunca cevap vermeye çalıştığı soru tam da budur.

Hayatın Gerçek Ölçüsü

İnsanlar çoğu zaman başarıyı yanlış yerlerde arıyor.

Daha büyük ev…

Daha pahalı araba…

Daha fazla arsa…

Daha çok para…

Bunların hiçbirine karşı değilim.

Elbette insan çalışmalı, üretmeli, kazanmalı ve ailesine güzel bir yaşam sunmalıdır.

Bunlar hayatın doğal hedefleridir.

Ama bütün ömrünü yalnızca bunların peşinde geçirirken, içindeki insanı kaybediyorsan…

Hayallerini sürekli erteliyorsan…

Yapmak istediklerini “Bir gün…” diyerek ömrünün sonuna bırakıyorsan…

İşte o zaman sahip olduklarının sayısı artarken, aslında yaşadığın hayat eksilmeye başlıyor.

Çünkü insan bazen evini büyütürken kendi dünyasını küçültüyor.

Benim Şarkım

Dönüp kendi hayatıma baktığımda…

Tek bir meslek yapmadığımı görüyorum.

Öğretmenlik yaptım.

Dershaneler kurdum.

Okullar açtım.

Radyo satın aldım.

Radyo programları yaptım.

Televizyon programları hazırladım.

Turizm sektöründe çalıştım.

Restoran işlettim.

Sivil toplum kuruluşlarında görev aldım.

Atatürkçü Düşünce Derneği Mersin İl Başkanlığı yaptım.

Genel Merkez yöneticiliği yaptım.

Genel Başkan danışmanlığı yaptım.

Yüzlerce toplantıda konuştum.

Binlerce öğrenci yetiştirdim.

Yüzlerce köşe yazısı yazdım.

Bazen insanlar bana şunu sordular:

“Bu kadar bilgi, bu kadar emek, bu kadar fırsat… Bunların hepsini daha çok para kazanmak için kullansaydın bugün çok daha zengin olmaz mıydın?”

Belki olurdum.

Belki birkaç evim daha olurdu.

Belki daha lüks bir arabaya binerdim.

Belki banka hesabımdaki rakamlar daha büyük olurdu.

Ama o zaman bugün ben olmazdım.

Çünkü ben bütün bunları para kazanmak için değil…

Kendi şarkımı söylemek için yaptım.

İnsan Geride Ne Bırakır?

Benim servet anlayışım hiçbir zaman yalnızca banka hesapları olmadı.

Benim en büyük servetim, yıllar sonra karşıma çıkıp:

“Öğretmenim, söyledikleriniz hâlâ aklımda.”

diyen öğrencilerimdir.

Bir televizyon programından sonra:

“Bu konuya ilk kez böyle bakabildim.”

diyen insanlar benim kazancımdır.

Bir köşe yazısından sonra:

“Ben de aynı duyguları yaşıyormuşum.”

diyen bir okur benim için büyük bir ödüldür.

Çünkü insan bazen tek bir cümlesiyle onlarca insanın hayatına dokunabilir.

Bundan daha büyük bir miras olabilir mi?

Atatürk’ün De Söylediği Şarkı Buydu

Mustafa Kemal Atatürk de kolay olanı seçmedi.

Hayatını kişisel servetini büyütmeye adasaydı, muhtemelen çok zengin bir insan olarak yaşayabilirdi.

Ama o, milletinin bağımsızlığını kendi rahatından üstün tuttu.

Çünkü onun söylemek istediği bir şarkısı vardı.

O şarkının adı Cumhuriyet’ti.

O şarkının adı bağımsızlıktı.

O şarkının adı bilimdi.

O şarkının adı akıldı.

O yüzden bugün hâlâ onun sesini duyabiliyoruz.

İnsanlar öldükten sonra malları değil, söyledikleri şarkılar yaşamaya devam eder.

Tesla ile Edison Arasında

Fizik öğretmeni olduğum için bilim tarihine de hep bu gözle bakarım.

Thomas Edison ile Nikola Tesla…

İkisi de olağanüstü bilim insanlarıydı.

Edison bilgiyi büyük ölçüde ekonomik başarıya dönüştürerek güçlü bir sanayi imparatorluğu kurdu.

Tesla ise insanlığın bugün kullandığı alternatif akım başta olmak üzere pek çok devrim niteliğindeki fikrin öncüsü oldu. Kazandıklarının önemli bölümünü yeniden araştırmalarına ve insanlığın geleceğine adadı.

Hayatının son yıllarını büyük bir servet içinde değil, oldukça mütevazı koşullarda geçirdi.

Tarih bugün her ikisini de saygıyla anıyor.

Ama Tesla bana başka bir şeyi daha öğretiyor:

Bazı insanlar servet biriktirir.

Bazı insanlar ise insanlığın geleceğine yatırım yapar.

Ben kendimi bu anlamda Tesla’ya daha yakın hissediyorum.

Çünkü kazandığım her bilgiyi, her deneyimi ve her imkânı yeniden insanlara aktarmaya çalıştım.

Şarkını Söylerken Dengeni Kur

Bütün bunları söylerken romantik bir fedakârlık çağrısı yaptığım düşünülmesin.

İnsan elbette ekonomik olarak güçlü olmalıdır.

Ailesine güvenli bir gelecek hazırlamalıdır.

Ayakları yere sağlam basmalıdır.

Ben de bugün kalan ömrümde tam olarak bunu yapmaya çalışıyorum.

Hayallerimi sürdürebileceğim, üretmeye devam edebileceğim, ekonomik olarak dengeli ve huzurlu bir yaşamın altyapısını kurmak istiyorum.

Çünkü şarkıyı söyleyebilmek için önce nefes alabilecek bir düzen kurmak gerekir.

Ama düzen amaç değildir.

Amaç, o düzenin içinde insan kalabilmektir.

Günün Sonunda…

Bir gün hepimiz bu dünyadan ayrılacağız.

Geride evlerimiz kalacak.

Arabalarımız kalacak.

Bankadaki hesaplarımız kalacak.

Tapularımız kalacak.

Biz ise yalnızca bıraktığımız izlerle hatırlanacağız.

Ben isterim ki arkamdan biri şöyle desin:

“İlker Hoca, inandığı değerlerden hiç vazgeçmedi.”

“Topluma bir şeyler söylemeye çalıştı.”

“Kendi doğrularını cesaretle savundu.”

“Kendi şarkısını son nefesine kadar söylemeye devam etti.”

İşte bana göre gerçek başarı budur.

Çünkü insanın ömrünü ölçen takvim değildir.

Onu anlamlı kılan, söylediği şarkıdır.

Peki ya siz…

Bugün gerçekten kendi şarkınızı söyleyebiliyor musunuz?

İlker Taşyürek
Eğitimci / Yazar