Sürprizlerle dolu bir şehir « Mersin Dergisi

7 Aralık 2022 - 15:54

Sürprizlerle dolu bir şehir

Bu mevsimde güneş hâlâ parlayıp içimizi ısıtıyor Mersin’de. Danyal Peygamber’den Aziz Pavlus’a, Şahmeran’dan Antik Roma Yolu’na 9 bin yıllık bir …

reklam
Sürprizlerle dolu bir şehir
Son Güncelleme :

20 Kasım 2022 - 21:01

36 views
reklam

Bu mevsimde güneş hâlâ parlayıp içimizi ısıtıyor Mersin’de. Danyal Peygamber’den Aziz Pavlus’a, Şahmeran’dan Antik Roma Yolu’na 9 bin yıllık bir tarihi var. Şehri gezdikçe Antalya kadar tarihi ve doğal güzellik barındırdığını gördüm. Akdeniz ve Toroslar’ın cömertçe sunduğu güzelliklere sahip bir şehir neden yeterince keşfedilmiyor aklım almıyor. Klişe deyimle Mersin gerçekten de Akdeniz’in gizli kalmış güzeli. Sanırım bunun en büyük sebeplerinden biri havaalanının olmaması. Adana’ya uç, oradan Mersin’e ulaşım sağla…

Biraz zahmetli ama yakında Mersin’e havaalanı kurulacak. Adana’ya iner inmez öyle bir yağmur bastırıyor ki Mersin’in tek termal otelinde konaklıyor olmama ayrıca seviniyorum. Yemyeşil köylerin arasından geçerek önce Mersin’e ardından BN Hotel Thermal&Wellness’a. İçmeler’de, portakaldan nara, limondan greyfurta yüzlerce meyve ağacı var 450 dönüm bahçesinde. Rehberim, oteldeki termal suyun burada eskiden beri yumurtalı su olarak bilindiğini, tesis kurulmadan önce de kadınların bu kaynaktan su alıp saçlarını yıkadıklarını söylüyor. Şifalı yumurtalı su, dünya suyuna dönüşme çabasında. Mersin’in turizmde canlanması için güzel bir adım olmuş. 35 farklı termal havuz var otelde. Bebeklere hizmet veren Baby SPA’sı bile var. 41 derece sıcaklığındaki açık termal havuzda kışın yüzmek harika. Açık havuzdaki su, doğal kaynağından herhangi bir karışıma uğramadan geliyor. Bize yeter ki doğallık olsun. Yoğun tuzlu, bol mineralli içme küründen bile içtim her gün.

Ulu Cami

Mersin tam bir gastronomi coğrafyası. Çukurova’nın bereketli toprakları üzerinde ne yetişse lezzetli oluyor. Biz de otelin bahçesinde hasada katılıp dalından portakal topluyoruz. Hatta ben bir ara traktör bile kullanıyorum. Sonuçta çok da farklı olmayan Antalya’danım. Fikret Şef’le “Mersin portakalı mı Antalya portakalı mı” diye bir münakaşaya giriyoruz. Portakal kavgamız hasat sonrası mis gibi kokan bahçede yaptığımız barbeküyle tatlıya bağlanıyor. Ertesi gün, daha önce gitmediğim Tarsus’u geziyoruz. Şehre girer girmez gördüğümüz ilk tarihi yapı Kleopatra Kapısı. Her iki tarafındaki palmiyelerin süslediği kapının muhteşem bir görüntüsü var. Sonra eski Tarsus evlerinin arasında dolaşıyoruz. Yenilenen taş evler sokaklara ayrı bir güzellik katmış. Tarihi sokaklarda dolaşırken küçük bir fırın görüyoruz. Fırıncının önerisiyle Tarsus gevreğinden alıyoruz. İnanılmaz lezzetli.

Tarsus, Hıristiyanlar için bir hac yeri. Tarsuslu Saul olarak bilinen Aziz Pavlus burada doğmuş. Eski evlerin arasından St. Paul’un yaşadığı ev olduğu düşünülen binanın avlusundaki St. Paul Kuyusu’na çıkıyoruz. Ardından da kemerli ana girişiyle mimarisine hayran kaldığım St. Paul Kilisesi’ni görüyoruz. Kilise, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde. Türkiye’deki tek peygamber kabrinin olduğu Makam-ı Danyal Camisi, manevi duygularımızın yükseldiği bir yer oluyor. Zihin, ruh ve bedenimizi birleştirip sadece türbeye odaklanarak tek bir dilek tutmamız söylendi. Tek dileğimiz bir mucizeyle gerçekleşirmiş ve ancak o zaman yeni bir dilek hakkımız olurmuş. Öyle odaklanıyorum ki belki yakında yeni dileğim için yeniden Tarsus yolu görünür bana.

Tarsus Ulu Camisi de yine şehrin en güzel yapılarından biri. Kesme taştan yapılmış bir Türk-İslam sanatı eseri. Harika mermer süslemeleri var. Gezmekten yeterince yorulunca Kırkkaşık Bedesteni’nde bir mola veriyoruz. İçinde rengârenk seramik, ahşap, gümüş, deri ve dokuma dükkânları var. Bedestendeki en tatlı dükkânlardan Tarsusi Serpil Kafe’de oturup yedi çeşit baharatla yapılan kaynarından içiyoruz. Bu bir doğum kutlama içeceği ve Antalya’da benzerine ‘bahar’ diyoruz. Tarsus’ta gezilecek daha çok yer var. Dünyada ‘Yedi Uyurlar’ inanışının Anadolu’daki en önemli merkezi olan Eshabı Kehf Mağarası ve Roma döneminde mezarlık olarak kullanılan, bir mesire olan Tarsus Şelalesi şehrin biraz dışına çıkınca göreceğiniz güzelliklerden.

Sıcak humus ve meşhur lahmacunu tadın

Tarsus’ta lahmacun çok meşhur. Yeni Ada Restoran’da Tarsus’a has fındık lahmacun ve humus yedik. Humus sıcak servis ediliyor. Ülkemizin doğusuna gittikçe humusun lezzeti artıyor bence. Bu da çok lezzetliydi. Şalgam suyu da sofranın olmazlarından.

Finalde Mersin’in en meşhur tatlısı cezerye vardı. Havuçla yapılan enerji dolu bir lezzet. Fıstıklısını çok seviyorum. Kışın eli kulağında, hepimize enerji lazım. Valizimize doldurduğumuz cezeryelerle veda ediyoruz bu güzel şehre.

reklam

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam
reklam